Yeni neslin Çanakkale Savaşı hakkında bilmesi gereken 15 gerçek - Çanakkale Savaşı gerek Türkiye gerek dünya için çok önemli bir savaştı. Zaferimizi bilmeyen gençler için
1. Askerî Cephesi. Çanakkale Savaşı’nın askerî sonuçlarını 18 Mart 1915’teki deniz harekatından itibaren değerlendirmek yerinde olur. Zira İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan donanma, savaşın başında kendisine o kadar çok güveniyordu ki, en geç bir ay içinde Marmara’ya girerek İstanbul’u alacaklarını
Çanakkale Yolun Sonu Film Konusu. 25 Nisan 1915. Osmanlı İmparatorluğu’nun direniş kapısı olan Çanakkale, gemi yoluyla geçilememiş ve işgalciler, çaresiz bir manevrayla Gelibolu kıyılarına çıkartma yapmaya başlamışlardır. İşgal kuvvetlerinin belki de en büyük direnişi gördükleri koy, o andan sonra mağlup bir
13 Kasım 2010 12:35. TURANNN06. Çanakkale Savaşında Kaybolan İngiliz Kraliyet Alayı (Norfolk Alayı) 10 Ağustos 1915 Çanakkale Boğazı sanki bir Cehennemdi. Parçalanmış cesetler , kan kokusu ve yanan vücutlar, siperler sanki bir fırın gibi. İngiliz askeri, tarihin en büyük yenilgilerinden birine adım adım yaklaşıyor.
Çanakkale öncesi oyun oluyor! Emin Çıtak. 20 Nisan 2017. 32 Yorum. İlginç bir Türk oyunu ile karşınızdayız. 1915 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında geçen Harp Vefa, bizlere iki Osmanlı ordusuna bağlı iki askerin maceralarını anlatıyor.
0UUJx. Aşağıya çanakkalede yaşanan ilginç ve mucize bir kaç olay eklenmiştir Conkbayırı Üzerindeki Bulutlar Çanakkale' de en çok anlatılan menkıbe şudur Conkbayırı' nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah'a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı' ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır. Sağ Kolumu Kaybettim Ama Sol Kolum Var Seddülbahir ve Conkbayır'ın büyük kahramanlarından biride Bombacı Mehmet Çavuş 'tu. Bu kahraman Anadolu çocuğu ,İngilizlerin siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca hemen yakalar,karşı tarafa fırlatır ve zararını kendilerine dokundururdu. İngilizler bunu anlamış olacaklar ki bombaları bir kaç sayı saydıktan sonra fırlatarak Mehmet Çavuş 'un iadesini önlemeye çalışmışlardı. İşte böyle bir bomba Mehmet Çavuş 'un elinde patlayarak sağ elinin bileğinden kopmasına sebep olmuştu. Bu yiğit delikanlı vazife şuuruyla hastahaneden tabur kumandanına yazdığı mektupta şöyle diyordu Sağ kolumu kaybettim, zarar yok,sol kolum var. Onunla da pekala iş görebilirim. Beni müteessir eden ve yüne kıtama iltihak edip düşmanla çarpışmama mani olan şey yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. Hastahaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz ,affedeniz muhterem kumandanım. Benim Gözlerim Göreceğini Gördü O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi'nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmakta olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip Ne var evlat diye sordu. Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu. Gözlerine bir şey mi oldu oğlum O zaman nefer tok sesiyle Üzülmeyin efendim diye cevap verdi. benim gözlerim göreceğini gördü Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve Ocean destroyeri hareket edemez hale getirilmişti. ŞEHİT CENAZELERİ TOPRAK ÜSTÜNDE KALDI Araştırmacı yazar Basri Sütlü, 1940-50'lı yıllara kadar Çanakkale'de şehit cenazelerinin toprak üstünde kaldığını söyledi. Sütlü, "Savaştan sonra yıllarca orası girilmesi yasak bölge olarak kaldığı için, 1940-50'li yıllara kadar zaten şehit cenazelerimiz de toprak üstündedir. Nuri Yamut oranın jandarma komutanı olduğunda askerlerine emir veriyor. Kendisi de Çanakkale gazisidir. Yüzeyde kalan şehit kemiklerini toplatıyor. Toplattığı şehit sayısı 10 bin. Sonrasında o Nuri Yamut Anıtı diye Zığındere'de ziyaret ettiğimiz anıtı, İstanbul'daki 2 evini satarak kendi cebinden yaptırıyor. Ama o güne kadar şehit kemikleri hala yüzeyde. Tarlaları ekmek için şarapnel misketleri süpürürlermiş. O coğrafya fakir insanlar olduğundan, yıllarca o metalleri toplayıp hurda olarak satmışlar ve o paralarla geçinmişler. Tonlarca oradan malzeme taşınmış" şeklinde konuştu. Yazar Talha Uğurluel, "Nuri Yamut Anıtı'ndan girdiğinizde bir metal levha var. Sadece burada 10 binin üzerinde şehit var. Benim annemin babası, dedem, bu kemiklerin toplanmasında bizzat vazife yapmış. Kendisi normalde Anadolu yakasında askermiş. 'Bizi kasalı arabalara bindirirlerdi. Gelibolu Yarımadası'na götürürlerdi. Yerlerde kemik yığınları doluydu. Biz onları toplar, belli çukurlara doldurur, başında Fatiha okur giderdik' derdi. Bu anır sayesinde bir tane iki tanesini biliyoruz. Bunun gibi onlarca toplu mezar var" diye konuştu. BOZULMAYAN ŞEHİT CENAZELERİ İstanbul'da bulunan cenazesi bozulmamış şehitle ilgili bilgi veren Talha Uğurluel, "Bu hadise, merhum Mehmet Akif'in kabrine çok yakın. Edirnekapı Şehitliğinde. Üzerinde yazıyor. 1971 yılında, Edirnekapı Kabristanı'nın önündeki yolda bir çalışma var. Kabristan arkaya doğru küçültülüyor. Çalışmalar sırasında kabir açılıyor. Açıldığında bu cenazenin hiç bozulmadığı görülüyor. Bulanlar şaşırıyorlar. Bunun gibi birkaç tane daha böyle oluyor. Özellikle mezar taşına da bu yazı yazılıyor. 1971 yılında, şehitlikteki tünel inşaatının yapımı esnasındaki kazıda meçhul asker, elbiseleriyle birlikte bütün olarak bozulmadan bulunmuştur ve bulunduğu şekilde buraya defnedilmiştir. Aslında bu tarz manzaralara biz Gelibolu'da da rastlıyoruz" şeklinde konuştu. Yazar Basri Sütlü, "Aslında hep, 'Şehitler ölmez' derler. Bu, Kur'an-ı Kerim ayetiyle sabittir. Ama çürümez gibi de bir algı var. Bunu düzeltmek lazım. Şehit cenazeleri de elbette ki çürür ama bunun gibi fevkalade hadiseler de oluyor" ifadelerini kullandı.
BULUTUN KORUMASI Bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır; ” O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi’ nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı’na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut sol taraftaki Ağıl Dere’ ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe’ den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır.” NUSRET MAYIN GEMİSİNİN KURTULMASI Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O”nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey’ in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri’ nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir CONKBAYIRI ÜZERİNDEKİ BULUTLAR Çanakkale’ de en çok anlatılan menkibe şudur Conkbayırı’ nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah’a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı’ ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır Yetiş ya Muhammed Kur-an’ın elden gidiyor! Çanakkale en zorlu günlerinden birini geçiriyor. Küffar ordusunun askerleri ilk defa karaya ayak basmıştır, ellerindeki üstün silah ve teçhizatla saldırıya geçerler. O zamanlar Osmanlı’nın müttefiki olan Almanya ordusuna mensup bazı subaylar da cephede bulunmaktadır. Şimdi bu subaylardan birine kulak verelim. Alman Subay Sanders anlatıyor Çok dehşetli bir saldırı karşısında kalmıştık. Karaya çıkan İngiliz askerlerini gemiden top atışları ve makineli tüfekler destekliyordu. Bulunduğumuz siperlerden değil hareket etmek, en küçük bir hareket belirtisi bile onlarca mermiyi hemen o hareket noktasına elini kaldıranın eli, miğferini kaldıranın miğferi parçalanıyordu. Böyle bir sağanak altında çaresizlik içinde beklemekten başka bir şey yapamıyorduk. Bu şekilde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Birden bulunduğum yerden yaklaşık on beş metre uzağımızdan korkunç bir ses geldi. Sesle birlikte bir Türk askeri siperden kalktı, düşmana doğru koşmaya başladı. Hem koşuyor hem kollarını sağa sola sallıyor, hem de sesi çıktığı kadar bağırıyordu. Yanımda bulunan tercümanıma dedim ki –Şu koşan asker ne diyor? –Komutanım! “Yetiş ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!” diye bağırıyor. Böyle bir manzarayı tarih görmemiştir. Asker sanki üzüm toplar gibi düşman mermilerini elleriyle topluyordu. Onu gören diğer askerler de siperlerinden hareketlendi ve o anda çok çetin bir savaş başladı. Kısa zaman sonra karaya çıkan İngiliz birliğinden geriye yerde yatan asker cesetlerinden başka bir şey görünmüyordu.
Çanakkale Savaşında yaşanmış ilginç olaylar mucizeler nelerdir ? BULUTUN KORUMASI Bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır; ” O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi’ nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı’na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut sol taraftaki Ağıl Dere’ ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe’ den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır.” ************ NUSRET MAYIN GEMİSİNİN KURTULMASI Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O”nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey’ in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri’ nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir ********* CONKBAYIRI ÜZERİNDEKİ BULUTLAR Çanakkale’ de en çok anlatılan menkibe şudur Conkbayırı’ nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah’a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı’ ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır ******** Yetiş ya Muhammed Kur-an’ın elden gidiyor! Çanakkale en zorlu günlerinden birini geçiriyor. Küffar ordusunun askerleri ilk defa karaya ayak basmıştır, ellerindeki üstün silah ve teçhizatla saldırıya geçerler. O zamanlar Osmanlı’nın müttefiki olan Almanya ordusuna mensup bazı subaylar da cephede bulunmaktadır. Şimdi bu subaylardan birine kulak verelim. Alman Subay Sanders anlatıyor Çok dehşetli bir saldırı karşısında kalmıştık. Karaya çıkan İngiliz askerlerini gemiden top atışları ve makineli tüfekler destekliyordu. Bulunduğumuz siperlerden değil hareket etmek, en küçük bir hareket belirtisi bile onlarca mermiyi hemen o hareket noktasına çekiyordu. Mevzilerden elini kaldıranın eli, miğferini kaldıranın miğferi parçalanıyordu. Böyle bir sağanak altında çaresizlik içinde beklemekten başka bir şey yapamıyorduk. Bu şekilde ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Birden bulunduğum yerden yaklaşık on beş metre uzağımızdan korkunç bir ses geldi. Sesle birlikte bir Türk askeri siperden kalktı, düşmana doğru koşmaya başladı. Hem koşuyor hem kollarını sağa sola sallıyor, hem de sesi çıktığı kadar bağırıyordu. Yanımda bulunan tercümanıma dedim ki –Şu koşan asker ne diyor? –Komutanım! “Yetiş ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!” diye bağırıyor. Böyle bir manzarayı tarih görmemiştir. Asker sanki üzüm toplar gibi düşman mermilerini elleriyle topluyordu. Onu gören diğer askerler de siperlerinden hareketlendi ve o anda çok çetin bir savaş başladı. Kısa zaman sonra karaya çıkan İngiliz birliğinden geriye yerde yatan asker cesetlerinden başka bir şey görünmüyordu. About author Tolgagnl Cress arugula peanut tigernut wattle seed kombu parsnip. Lotus root mung bean arugula tigernut horseradish endive yarrow gourd. Radicchio cress avocado garlic quandong collard greens.
Çanakkale Savaşında Geçen Olaylar Çanakkale savaşı sırasında gerçekten Allah'ın yardımı ile esrarengiz olaylar yaşanmıştır. Daha sonraları anlaşılan bu olayları bir ingiliz komutanın dilinden dahi duyuldu. Gazi Mehmet Aşkın’ın Anlattıkları “İngiliz donanması Saroz’dan top atışları ile bize son derece ağır kayıplar bir atıştan sonra, aynı, birlikte silah arkadaşım Recep Eniştemin iki ayağı kopmuş çalıların üzerinde gördüm, henüz sağ kadar o vaziyette görünce ağlamaya başladım. Henüz ruhunu teslim etmeyen Recep Eniştem “Kardeşim niçin böyle ah edip aglarsin, benim cigerimi daglarsin! Allah’ in verdigine merhaba! Takbir- i Rabbani böyle imiş! Onun kazasi geri çevrilmez ve hükmüne mani yoktur. Elimizden ne savaş yolunda saadet bana yeter! Sen sag kalirsan, anamin elini benim içinde öp! Emzirdigi sütleri helal etsin!” dedikten sonra “Başimi kibleye dogru çevir!” diye bildi… Ruhu çoktan uçmuştu… “Halil, bölükte süngü hücumuna kalkmıştı, ağır bir yara alarak yanıma mütted sessiz kaldı ve sonra “Ahiretlik ölümüm yaklaştı, öldükten sonra cesedimi geriye götürtme, buraya ellerinle göm! Üzerimde harbediniz! Ta ki Gazilerin ayak seslerini Allah! Allah! Nidalarını rahatlıkla duyayım!” dedi ve gülerek ruhunu teslim etmişti “Karayürek deresi’ne doğru iniyorduk Bir akşam beni keşif kolu çıkardılar bu derenin yatağında susamış idim. Dere şırıldıyordu, mataramı doldurdum. Birkaç yudum içtiğimde, içtiğim suyun tadı çok başka idi avucuma mataradan su aldığımda, matarama doğdurduğum suyun kan olduğunu anladım.” Kınalı Hasan Yüzbaşi Sirri Bey, ikindi vakti yeni gelen erati teftiş ederken, içlerinde bir tanesinin saçinin bir tarafi kinalanmiş oldugunu görür ve takilir “Hiç erkek kinalanir mi? Mehmetçik Buraya gelmeden evvel, anam kinalamişti komutanim” der ve sebebini bilmedigini ilave istegi üzerine anasina haber salar, “Niye benim saçimi kinaladin?” Gelen cevabi mektupta şunlar yazar “Ey gözümün nuru Hasan’ım, Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev ecdadından, babandan aşağı kalamazsın… Ben, senin anan ve seni Allah yarattı, vatan bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor… Sen bu ailenin seçilmiş kurbanisin… Hasan’ım, söyle zabit efendiye… Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır… Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban için saçını kınalamıştım… El-hükmü billah. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktir. Gözlerinden öperim… Anan – Hatice” Çanakkale Savaşı Sırasında Yaşanmış Bir Olay Kocadere köyünde büyük bir “ Sargı Yeri ” kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı , Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor… Bunlardan biri Çanakkale Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından. ” Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma ulaştırın…” Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur ” Ben…Ben köylüm Lapseki’ li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım…Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin ” ” Sen merak etme evladım ” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar. Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözüde ” söyleyin hakkını helal etsin ” olur… Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor. Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine nede göz yaşlarına engel olamaz “Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim İnsanlık Dersi Çanakkale Savaşlar’ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor “Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar sahasında döğüş ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık - Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi “Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi söyledi, anlamadım ama herhalde annesi ise kimsem ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün”. Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot sonra ikisi de öldüler…” Fransız Generali BRIDGES Çanakkale Savaşları komutanı.
çanakkale savaşında olan ilginç olaylar