AudreyHepburn, Paramount Studios Grease Marilyn Monroe Michael Jackson – Thriller Back To The Future The Mask Michael Jackson Suzuki Ad Ghostbusters Liar Liar IMDb Puanlarına Göre En İyi Netflix Filmleri. ve 2019 Yapımı En Yeni Kore Filmleri .
Sinemaylailgili her şeyi öğrendiği yönetmen Wyler’ın filmi Audrey’e En İyi Kadın Oyuncu Oscarı’nı getirdi. Daha sonra dört kez daha bu dalda Oscar’a aday gösterilecekti. Audrey Hepburn, Peter O’Toole/How To Steel a Million/1966
AUDREYHEPBURN ile ilgili son dakika ve en güncel haberleri bu sayfadan takip edebilirsiniz! AUDREY-HEPBURN ile ilgili son dakika tüm gelişmeler takvim.com.tr’de yer alıyor
KendallJenner’ın özel Givenchy’si, Audrey Hepburn’ün en ikonik rollerinden birine, My Fair Lady’deki ikonik Eliza Doolittle’a süper bir hürmet duruşunda bulundu. Kendall Jenner’ın ışıltılı kırmızı halı elbisesi, Givenchy’nin ünlü ilham perisi Audrey Hepburn’ün “Benim Tatlı Meleğim /
Hollywoodun ikonik simalarından Audrey Hepburn’ün hayat hikâyesini anlatacak bir televizyon projesi için çalışmalara başlandı. Dizinin arkasında, hâlihazırda The Young Pope ve My Brilliant Friend gibi hit yapımlarla karşımıza çıkan İtalyan şirket Wildside var.. Proje ilk olarak 2018 yılında duyurulmuştu ve çekimlere 2020’de başlanması planlanıyordu.
Rc9Tx. Love in the Afternoon 1957 Yönetmen Billy Wilder “Öğleden Sonra Aşk” adlı romantik yapımda Audrey Hepburn; Gary Cooper ve Maurice Chevalier ile başrolü paylaşıyor. Orta yaşlı, çapkın bir iş adamı olan Frank Flannagan Gary Cooper evli bir kadınla ilişki yaşamaktadır. Kadının kocası karsının kiminle ilişki yaşadığını keşfetmek için Claude Chavasse adlı bir dedektif Maurice Chevalier tutar. Claude’ün Frank’i bulması üzerine kadının kocası Frank’i öldürmeye karar verir. Bunu duyan Claude’ün kızı Ariana Chavesse Audrey Hepburn Frank’i uyarmaya çalışacaktır ve böylece ikili arasında beklenmedik bir aşk doğacaktır. “Öğleden Sonra Aşk” Audrey’nin klasikleşmiş filmleri arasında yerini almıştır. My Fair Lady 1964 Yönetmen George Cukor Audrey Hepburn’un klasikleşmiş başka bir filmi “Benim Güzel Meleğim” çok keyifli bir müzikaldir. Çiçekçi kız olan Eliza Doolittle Audrey Hepburn, fonetik Profesörü Henry Higgins Rex Harrison tarafından keşfedilir. Higgins onu kısa sürede sosyeteye takdim edilecek bir hanımefendiye çevirebileceğine dair iddiada bulunur. Higgins’i zorlu ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuk beklemektedir. Çekimler başladıktan sonra Audrey Hepburn’ün sesinin yeterince güçlü olmadığının karar verilmesi üzerine şarkılarda dublajla bir başkasının sesi eklenmiştir. Bu durum Audrey’nin film sürecinde moralinin bozulmasına yol açsa da profesyonelliğinden ödün vermeyerek çekimleri sorunsuzca tamamlamıştır. Bu sebeple filmle ilgili süreçlerde kendini hep güvensiz hissetmiş, insanların onu yetersiz bulacağından endişe etmiştir. Vizyona girdiği dönem bu durum Audrey’nin imajını biraz sarmış da olsa “Benim Güzel Meleğim” Audrey’nin en meşhur filmlerinden biri olarak tarihte yerini almıştır ve Audrey her zaman olduğu gibi filmde parıldamaktadır. Film, “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Sinematografi”, “En İyi Sanat Yönetmenliği”, “En İyi Film Müziği”, “En İyi Ses Tasarımı” ve “En İyi Kostüm Tasarımı” dallarında toplam sekiz adet Oscar ödülü kazanmıştır. The Children’s Hour 1961 Yönetmen William Wyler “Tehklikeli Fısıltı” filmi konusu itibariyle dönemin en cesur ve öncü filmlerinden biri olmuştur. 60’ların Amerika’sında, LGBTQ hareketinin henüz oluşmadığı bir dünyada, insanların cinsel yönelimlerini saklamak zorunda kaldıkları bir zamanda, film eşcinsel bir aşkı konu alır ve homofobiyi eleştirir. Çok iyi dost olan Karen ve Martha beraber bir kız okulu işletmektedirler. Okuldaki sorunlu bir öğrenci Karen Audrey Hepburn ile Martha’nın Shirley MacLaine ilişki yaşadığını iddia eder. Bir yalanla başlayan bu iftira iki genç kızın dostluklarını sınayacak ve hayatlarını kökünden değiştirecektir. Filmde, Hepburn ve Audrey çok başarılı oyunculuklar sergilemektedirler. Senaryo Lillian Hellman’ın tiyatro oyunundan uyarlanmıştır. Zamanında Hollywood’da tabulaşmış bir konu olan eşcinsellik yazarların ve yönetmenlerin senaryoları değiştirmelerine sebep oluyordu. Cesur hikayesine rağmen William Wyler stüdyonun onayını almak için oyundaki bazı sahneleri senaryoya eklememiştir ve çekmemiştir. Orijinal haliyle stüdyoya sunmaktan çekinmiştir. O dönemde eşcinselliğin açıkça konu edildiği yapımlar gösterilmemekte ve yasaklanmaktaydı. Bu yüzden anlatılmak istenen hikâye ve verilmek istenen mesaj izleyiciye üstü kapalı bir şekilde aktarılmıştır.
İçindekilerAudrey Hepburn Kimdir?Savaş ve Kıtlıkla Geçen Gençlik YıllarıSavaş Sona EriyorAudrey Hepburn Tarzı ile Dikkatleri Üzerine ÇekiyorAudrey Hepburn’ün FilmleriArtık Dinlenme ZamanıAudrey Hepburn Sözleri Audrey Hepburn Kimdir? Audrey Hepburn’ün asıl adı Audrey Kathleen Ruston’dır. 4 Mayıs 1929 yılında Brüksel’de doğmuştur. Annesi Hollandalı bir barones ve babası da zengin bir bankacıdır. Ancak Audrey’nin annesi ve babası o daha 1 yaşındayken evi terk eder ve Audrey hayatını annesinin yanında geçirir. Audrey 10 yaşına geldiğinde annesi nazi sempatizanı bir adamla evlenir ve çocukluğunu nazi işgali altında olan Hollanda’da geçirmek zorunda kalır. Çocukluk dönemi savaş yıllarının etkisiyle çok zorlu geçer. Savaş ve Kıtlıkla Geçen Gençlik Yılları Gençlik yıllarında ise zaten çocukluğundan beri ilgi duyduğu baleyi farklı bir amaç için yapmaya başlar ve nazilere karşı direnen Almanlar için gizlice para kazanır. Sadece para kazanmakla kalmayan Audrey direnişçilere desteğini onlar için gizli mesajlar taşıyarak sürdürür. Savaş dönemi Hollanda’sında yaşanan kıtlık, parasızlık ve sağlıksız koşullar Audrey’de kalıcı izler bırakan hastalıklar görülmesine neden olur. Ancak sonuçta sarılık geçirip astım hastası olsa da, Audrey bu zor koşullarda hayatta kalma mücadelesini kazanan taraf olur. O dönemden kalan direnişçi ve güçlü yönü kişiliğini şekillendirmiş ve hayatın ne kadar değerli olduğunu her zaman hatırlamasını sağlamıştır. Savaş Sona Eriyor 5 yıllık işgal döneminden sonra savaşı kaybeden Alman orduları sonunda geri çekilmiştir ancak bu savaşla dolu geçen yıllar Audrey’de derin izler bırakmıştır. Savaş ortamından uzaklaşmak isteyen ve ilk tutkusu olan baleye geri dönmek isteyen Audrey, savaş sonrasında Londra’da bir bale okuluna yazılıyor. Zamanın acımasızlığını bir kez daha gösterdiği bu durumda Audrey, istediği bale kariyerine asla sahip olamayacağını fark ediyor. Bu hayal kırıklığı tabi ki onun gibi güçlü bir karakterin pes etmesine neden olamıyor. Audrey kötü haberler almış olsa da kendine yeni yollar çiziyor ve modellik yapmaya başlıyor. Aynı zamanda bale yapamasa da Londra’daki müzikallerde dans etme şansını geri çevirmiyor ve oyunculuğun ilk basamaklarını bu şekilde atıyor. Audrey Hepburn Tarzı ile Dikkatleri Üzerine Çekiyor Audrey 1951 yılında daha 22 yaşındayken, dikkatleri üzerine çekip hızlı bir yükselişe geçmesini sağlayan “Young Wives’ Tale” filminde rol alıyor. Bu film ilerleyen kariyerinin en büyük basamağı oluyor ve Audrey farklı tarzı, güzelliği, zarafeti ve masumiyeti ile kendisinden söz ettirmeyi başarıyor. Audrey Hepburn’ün Filmleri Daha sonra 1953 yılında “Roman Holiday Roma Tatili” filminde oynaması için bir teklif alıyor. Bu teklif Audrey’e Hollywood yollarını açıyor. Bu filmde canlandırdığı prenses rolü sayesinde En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülünü de kazanan Audrey Hepburn artık durdurulamaz bir yükselişe geçiyor. Kariyerinin devamında “Sabrina”, “War And Peace”, “Funny Face”, “Love in the Afternoon”, “Green Mansions”, “The Nun’s Story”, “The Unforgiven”, “Breakfast at Tiffany’s“, “The Children’s Hour”, “Charade”, “Paris When It Sizzles”, “My Fair Lady“, “How to Steal a Million”, “Two fort he Road”, “Wait Until Dark”, “Robin and Marian”, “Bloodline”, “They All Laughed” ve “Always” filmlerinde rol aldı. Oynadığı bütün karakterlerle adından söz ettirmeyi başardı ancak en unutulmaz olan filmi “Tiffany’de Kahvaltı” olarak hafızalarımıza kazındı. Artık Dinlenme Zamanı 1990 yılından sonra Audrey Hepburn sadece çok özel projelerde yer almaya karar veriyor ve farklı alanlarda yer almaya başlıyor. Audrey Hepburn’ün klasikleşen sözlerinden biri olan “Yaş aldıkça iki eliniz olduğunu keşfedersiniz. Biri kendinize yardım etmek içindir, diğeri başkalarına.” sözünde de vurguladığı gibi kendisini yardım etmeye adıyor. Çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı zor dönemleri iyileştirmek istercesine diğer insanlar için bir yardım eli olmaya karar veriyor ve UNİCEF iyi niyet elçisi olarak yardıma ihtiyaç duyan insanlarla birlikte oluyor. Bütün dünyada halen adından söz ettiren, güzel ve zarif olduğu kadar da güçlü olan Audrey Hepburn 20 Ocak 1993 yılında kazanamadığı tek savaş olan kolon kanserine yenik düşerek, İsviçre’de hayata gözlerini yumuyor. Audrey Hepburn Sözleri [easy-tweet tweet=”Mutlu olan kadın, en güzel görünen kadındır.” user=”zovovocom” usehashtags=”no”] [easy-tweet tweet=”Gerçek arkadaşlar seçebildiğiniz ailenizdir.” user=”zovovocom” usehashtags=”no”] [easy-tweet tweet=”Hayatta tutunabileceğiniz en iyi şey birbirinizsiniz. ” user=”zovovocom” usehashtags=”no”] [easy-tweet tweet=”Eğer güzel gözlerin olmasını istiyorsan, insanlara iyilikle bak.” user=”zovovocom” usehashtags=”no”] [easy-tweet tweet=”İnce bir bedense istediğin. Ekmeğini açlarla bölüş.” user=”zovovocom” usehashtags=”no”] [easy-tweet tweet=”Yalnız olmak istemiyorum, yalnız kalmak istiyorum.” user=”zovovocom” usehashtags=”no”]
Tüm tarihin en iyi üç aktrisinden biri ve bir moda ve sinema ikonu olarak kabul edilen Audrey Hepburn'ün 1929-1993 en iyi sözlerini size bırakıyorum . Filmleri arasında Elmaslarla Kahvaltı 1961, Roma Tatilleri 1953, Sabrina 1954, Paris'i Seviyorum 1957, Güzel Leydim 1964, Savaş ve Barış 1956 sayılabilir. Bu ilham verici sözler veya sinemadan gelenler de ilginizi çekebilir. -Ben büyük bir sevgiye ve ona çok büyük bir ihtiyaç duyarak doğdum. -Tüm kurallara uyarsanız, tüm eğlenceyi kaçırırsınız. -Öğrendiğim her şeyi filmlerden öğrendim. -Hayat zor. Sonuçta seni öldürür. -Yalnız kalmak istemiyorum, yalnız kalmak istiyorum. Fırsatlar genellikle tek başına gelmez, bu yüzden fırsat bulduklarında onlardan yararlanmak zorundasınız. -Bir kişi hakkında başkalarının söylediklerinden çok başkaları hakkında söylediklerinden daha fazla şey söyleyebilirsiniz. - Doğruyu söylemek gerekirse hala peri masalları okuyorum ve en çok sevdiğim şey bu. -Hayatta tutunacak en iyi şey birbirimizdir. -Paris her zaman iyi bir fikir. -Hayatım teoriler ve formüller değil. İçgüdüsel ve sağduyulu. -Hiçbir şey imkansız değil, kelimenin kendisi mümkün olduğumu söylüyor Ben Mümkünüm! - Aşk eylemdir. Bu sadece konuşmak değil ve asla olmadı. -En önemli şey hayatın tadını çıkarmak, önemli olan tek şey mutlu olmak. -Bir kadının gerçek güzelliği ruhuna yansır. -Mucizelere inanmayan kimse gerçekçi değildir. -Başarı, önemli bir tarihe ulaşmak ve tamamen aynı olduğunuzu fark etmek gibidir. -Bir kadının güzelliği giydiği kıyafetlerde, sahip olduğu figürde ya da saç stilinde değildir. -Eğer evlenirsem çok evli olmak isterim. -Çalışmayı bırakmamın nedeni çocuklarımla vakit geçirmek istememdi. -Yarı İrlandalıyım, yarı Hollandalıyım ve Belçika'da doğdum. Köpek olsaydım, başım belaya girerdi! -Bir kadının güzelliği onun gözlerinde görülmelidir, çünkü bu onun kalbine açılan kapıdır, sevginin bulunduğu yerdir. - Büyüdükçe, biri kendine, diğeri başkalarına yardım etmek için iki elin olduğunu keşfedeceksin. -Neden değişiyorsun? Herkesin kendi tarzı vardır. Sizinkini bulduğunuzda, ona bağlı kalmalısınız. -İnsanlar, her şeyden çok, restore edilmeli, yenilenmeli, canlandırılmalı, geri alınmalı ve kurtarılmalıdır; asla kimseyi atmayın. - Bir keresinde bir tanım okudum mutluluk sağlıktır ve hafızanın azlığıdır. Keşke uydursaydım, çünkü bu çok doğru. - Senin için bir fincan çay yapacak kimsenin olmaması, kimsenin sana ihtiyacı olmaması, hayatın bittiğini düşündüğüm zamandır. -Bir erkeğin sana verdiği küpelerle seni nasıl biri sandığını her zaman anlayabilirsin. - Sevginin başarmayı umduğunuz şeyle hiçbir ilgisi yoktur, sadece vermeyi umduğunuz şeyle; yani, her şey. -Kendimi asla bir simge olarak görmedim. Başkaları düşünmediğimi düşünüyor. Ben sadece işimi yapıyorum. - Unutma, yardıma ihtiyacın olursa, kolunun ucunda. - Kabul edelim, güzel ve kremalı bir çikolatalı kek uzun zaman önce birçok insan tarafından; benim için yapar. - Ben içe dönüküm. Kendim olmayı seviyorum, dışarıda olmayı seviyorum, köpeklerimle uzun yürüyüşler yapmayı, ağaçlara, çiçeklere, gökyüzüne bakmayı seviyorum. -Bir savaş bilimi var ama tuhaf olan, barış bilimi olmaması. Savaş kolejleri var; Neden barışı inceleyemiyoruz? -Benim gibi bir yüzle fotoğraf çekeceğimi hiç düşünmemiştim. - Pembeye inanıyorum. -Daha fazlasına sahip olanların, hiçbir şeyi olmayanlara vermesi gereken daha fazla zorunluluk olduğuna şüphe yok. -Her türlü sunum ya da kendimi sergilemenin herhangi bir yolu her zaman beni korkutan bir deneyim oldu. -Keşke daha küçük ayaklarım olsaydı. Büyük ayaklara sahip olmaktan nefret ediyorum, arkadaşlarımın güzel ayakları var ve güzel ayakkabılar giyebilirsiniz. -Annem bana Popeye'dan Olivia'ya benzediğimi söylerdi. -Savaş bitip tayınlar tekrar akmaya başlayınca yemeye başladım! Yirmi yaşına geldiğinde tombul bir kızdı. - Çocukluğumdan beri, bale, bale, bale, çok derinlerde hep hayalimdi; en çok sevdiği şeydi. -Diyalogları hiç sevmedim, onlarla nasıl başa çıkacağımı hiç bilemedim. Dans etmeyi seviyorum, müziği seviyorum çünkü her şeyi müzikle ifade edebiliyorsunuz. - Eğer kelimeyi seçebilirsem, tüm filmlerimi işten çok deneyim olarak düşünüyorum. -Sinema denen büyülü dünyanın bir parçası olduğuma inanmak benim için hala zor. -Paris bana her zaman çok şans getirdi. -Sadece para için sevmediğim bir film yapmadım, asla. -10 yaş daha genç olmak isterim. Geriye dönmek istediğim yıllar, gerçekte olanlardan dolayı değil, biraz daha fazla zaman istediğim için. - Çocukken, başkalarının dikkatini size çekmenin kaba olduğu ve kendimi asla ve asla göstermemem gerektiği öğretildi. Sanırım sonunda tam da bunu yaparak bir kariyer yaptım. -Bence kahkaha en iyi kalori yakıcıdır. Öpüşmeye inanıyorum, çok öpüyorum. Her şey ters gittiğinde güçlü olmaya inanıyorum. Bence mutlu kızlar en güzeli. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum. -Ölçülerden daha fazla seks çekiciliği var. Kadınlığımı test etmek için bir odaya ihtiyacım yok. Hem elma toplayarak hem de yağmurda kalarak seks çekiciliğini iletebilirim. -Yaşamak bir müzeyi ziyaret etmek gibidir. Geç olana kadar gördüklerinizi özümsemeye, ona bir kitapta bakmaya ve onu hatırlamaya başlamazsınız çünkü hepsini aynı anda yapamazsınız. -Beni güldüren insanları severim. Dürüst olmak gerekirse, gülmeyi en sevdiğim şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Çok sayıda hastalığı iyileştirir. Muhtemelen bir insandaki en önemli şeydir. -Güzel gözler için, başkalarının iyiliğine bakın; Güzel dudaklar için, sadece nazik sözler söyleyin ve denge için asla yalnız olmadığınızı bilerek yürüyün. - Sık sık yalnız kalmalıyım. Cumartesi gecesi ile Pazartesi sabahı dairemde yalnız kalırsam çok mutlu olurum. Ben böyle iyileşiyorum. -Bir kadının güzelliği yüzünde değil ruhundadır. Sevgiyle verdiğin ilgi, gösterdiğin tutku. Bir kadının güzelliği yıllar geçtikçe büyür. -Eğer dünyam yarın biterse geçmişe dönüp kalan zevklere, heyecanlara ve değerli olan şeylere bakardım. Yeterince şanslıydım. -Ortak kadınlar erkekler hakkında güzel kadınlardan daha çok şey bilirler. Ama güzel kadınların erkekleri bilmesine gerek yok; güzel kadınları bilmek zorunda olan erkeklerdir.
"My Fair Lady", 1964IMDb Puanı 7,8Oyuncular Rex Harrison, Audrey Hepburn, Stanley Holloway, Jeremy Brett ve Wilfrid Hyde-WhiteKonusu Bernard Shaw'un "Pygmalion" isimli oyunundan esinlenilerek yapılan ve sekiz Oscar Ödülü kazanan "My Fair Lady", adeta bir peri masalı. "My Fair Lady"nin hikayesi Profesör Higgins'ın opera çıkışı tesadüfen sokakta çiçekçilik satarak geçimini sağlayan Eliza'yı görmesiyle başlıyor. Dil bilimci olan Higgins ve arkadaşı Albay Pickering son derece argo bir jargona sahip Eliza üzerinde bahse giriyor. İşin sonunda para alacağı için teklifi kabul eden Eliza, Higgins için umut vadetse de Albay Pickering, Eliza'nın görgü ve adap kurallarını öğreneceğine ihtimal dahi vermiyor. Ancak Eliza kısa süre içinde inanılmaz gelişme göstererek oldukça zarif ve güzel bir hanımefendiye dönüşüyor. Dansın, müzikalin ve birbirinden ikonik kostümlerin yer aldığı "My Fair Lady" mutlu sonuyla izleyicinin kalbini ısıtmayı başarırken; Audrey Hepburn'ün beyazperdedeki kariyerini zirveye taşıyor. "Pretty Woman", 1990IMDb Puanı 7Oyuncular Julia Roberts, Richard Gere, Héctor Elizondo, Laura San Giacomo ve Ralph BellamyKonusu 90'lı yılların en iyi romantik komedi filmlerinden biri olarak kabul edilen "Pretty Woman", başlarda imkansız gibi gözüken bir aşk hikayesini konu alıyor. Son derece varlıklı bir iş adamı olan Edward hayatındaki rutinden oldukça sıkıldığını fark ediyor. Hollywood Hilss'deki sıradan bir iş partisinden ayrılan Edward, kendisini Hollywood Bulvarı'nda buluyor. Tesadüfen alımlı ve genç bir kadın olan Vivian ile tanışan Edward'ın hayatı bu gecenin sonunda hiç tahmin etmediği bir şekilde değişiyor. Sürpriz bir şekilde tanışan ikili, birbirlerinin hayatlarının aşkı olduğunu geç de olsa fark ediyor. Garry Marshall tarafından yönetilen "Pretty Woman"ın ikonik film müziği ise Roy Orbison'a ait. Filmde Vivian'ın geçirdiği stil ve güzellik evrimi ise moda dünyasına hala ilham vermeye devam ediyor. "The Princess Diaries", 2001IMDb Puanı 6,4Oyuncular Anne Hathaway, Julie Andrews, Heather Matarazzo, Mandy Moore ve Chris PineKonusu Anne Hathaway'in Hollywood kariyerindeki ikonik filmlerinden biri olan "The Princess Diaries", 15 yaşında sıradan bir kız olan Mia'nın alımlı bir prensese dönüşmesini konu alıyor. Ressam olan annesiyle birlikte San Fransisco'da yaşayan Mia'nın tek arkadaşı Lilly Moscovitz. Başka arkadaşı olmayan ve bir süre önce ölmüş olan babasının kimliğinden habersiz olan Mia, hiç tanımadığı babaannesi Clarisse tarafından tanışmaya davet ediliyor. Annesinin ısrarı ile davete katılan Mia, babasının Genovia adlı küçük bir Avrupa ülkesinin prensi olduğunu ve babası öldükten sonra taht sırasının kendisine geldiğini öğreniyor. Başta Genovia'ya gitme teklifini reddetse de Mia, prenseslik eğitimi almayı kabul ediyor. En büyük desteği ise babaannesinin şoförü ve koruması olan Joe'dan görüyor. Garry Marshall'ın yönettiği "The Princess Diaries" aynı zamanda Anne Hathaway'in ilk uzun metrajlı filmi. "Maid In Manhattan", 2002IMDb Puanı 5,3Oyuncular Jennifer Lopez, Ralph Fiennes, Natasha Richardson, Tyler Posey ve Stanley TucciKonusu Gerçek bir hikayeye dayanan "Maid In Manhattan", Jennifer Lopez'in kariyerindeki en önemli filmlerden bir tanesi. Marisa ve Christopher arasındaki tesadüfi aşk hikayesini anlatan "Maid In Manhattan"ın gerçek hikayesindeki karakterler Steven Clark Rockefeller ve Anne-Marie Rasmussen. Filmde Marisa, New York'un en popüler otellerinden birinde hizmetçi olarak çalışan yalnız bir kadın. Stephanie ile bir odayı temizledikleri sırada, arkadaşının ısrarları sonucu otel müşterilerinden birinin kıyafetini giyiyor. Bu sırada oğlu tesadüfen aynı otelde kalan politikacı Christopher ile tanışıyor. Oldukça alımlı bir görünüme kavuşan Marissa oğlunu ararken Christopher ile karşılaşıyor ve ikilinin arasındaki ilişkinin ilk temelleri atılıyor. Jennifer Lopez'in filmdeki ikonik kombinleri dönemin modasına ilham olmayı başarıyor."She's All That", 1999IMDb Puanı 5,9Oyuncular Rachael Leigh Cook, Freddie Prinze Jr., Paul Walker, Matthew Lillard ve Jodi Lyn O'KeefeKonusu Okulun en popüler ve yakışıklı gençlerinden olan ve mezuniyet partisine çok az bir zaman kala sevgilisi tarafından terk edilen Zack, hırslanarak arkadaşları ile iddiaya giriyor. Okulun en sıradan kızı Laney ile sevgili olmaya karar veren Zack, Laney'i okulun en çekici kızına dönüştüreceğine dair söz veriyor. İddiayı kazanan Zack, kendini hiç beklemediği bir duygu durumunun içinde buluyor. Laney karakterini canlandıran Rachael Leigh Cook'un, filmin ikinci yarısındaki güzellik evrimi ise izlemeye değer. "Cinderella" Filminde Bee Goddess MücevherleriAğustos Ayı Dizi-Film ÖnerileriKlasik Filmlerden İlhamla Yaz Gardırobu
"Eat Pray Love" 2010Elizabeth Gilbert'ın aynı adlı romanından uyarlanan "Eat, Pray, Love" hem gezmeyi hem de Julia Roberts ve Javier Bardem ikilisini sevenlerin mutlaka izlemesi gereken filmlerden. Evliliğinde mutlu olmayan Liz, hayatının ve kendisinin farklı bir yöne gitmesi gerektiğini fark eder. Eşinden boşanıp, kendini bulmak için dünyayı gezmeye başlar. İtalya'nın büyüleyici manzaraları ve leziz yemeklerinden Hindistan'da huzuru bulmaya ve Bali'de aşık olmaya kadar "Eat Pray Love" bir tatil filminde aradığınız her şeye sahip. Ryan Murphy'nin yönettiği filmde başroldeki Julia Roberts ve Javier Bardem'e Richard Jenkins, Viola Davis, James Franco gibi isimler eşlik ediyor. "Monte Carlo" 2011Üvey kız kardeşi ve en yakın arkadaşı ile rüya gibi bir Paris gezisine çıkan yeni lise mezunu Grace'in, hayal ettiği hiçbir şeyi yaşayamamasını ama çok daha fazlasını yaşamasını izliyoruz. Grace, en yakın arkadaşı Katie ile birlikte yıllardır Paris'e gitmek için para biriktirmektedir. Ancak son anda ailesi, hiç anlaşamadığı üvey kız kardeşi Meg'i de götürmesi konusunda ısrar eder. Tatil hiç de istendiği gibi gitmezken Grace, şımarık ve çok zengin yabancı bir varisle karıştırıldığında, o ve arkadaşları bu oyuna devam etmeye ve hayatlarının tatilini Monte Carlo'da yaşamaya karar verirler. Eğlenceli bir tatil filmi olan "Monte Carlo"nun oyuncu kadrosunda Selena Gomez, Leighton Meester ve Katie Cassidy başta olmak üzere Cory Monteith, Andie MacDowell, Brett Cullen, Amanda Fairbank-Hynes ve Luke Bracey'i izliyoruz."Roman Holiday" 1953Canı sıkılmış bir prenses, korumalarından kaçar ve Roma'daki Amerikalı bir gazeteciye aşık olur. "Roman Holiday" bize yaz, Roma ve aşkın mükemmel uyumunu izletiyor. Audrey Hepburn'ün En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar aldığı "Roman Holiday", En İyi Senaryo ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında da ödüllü. William Wyler'ın yönettiği filmde Hepburn'e Gregory Peck eşlik ediyor."Fool's Gold" 2008"How to Lose a Guy in 10 Days" ile kalbimize giren ikili Matthew McConaughey ve Kate Hudson, bir kez daha ve bu sefer tatilli bir romantik komedi ile karşımıza çıkıyor. Kayıp bir hazinenin nerede olduğuna dair yeni bir ipucu, evli bir çiftin macera duygusunu ve aralarındaki yabancılaşmış aşkı yeniden alevlendirir. "Fool's Gold", biraz macera, biraz komedi ve biraz da aşk dozu ile keyifli vakit geçirmeyi garantiliyor. "Before Sunrise" 1994Richard Linklater'ın yazıp yönettiği ve aynı oyuncularla dokuz yılda bir çektiği filmlerden oluşan "Before..." üçlemesinin ilki olan "Before Sunrise"da Ethan Hawke'ın canlandırdığı Jesse, tren yolculuğunda Julie Delpy'nin canlandırdığı Céline isimli genç bir kadınla tanışır. İkili, Viyena'da trenden inip, geceyi birlikte şehirde dolaşarak ve sohbet ederek geçirir. Jesse ve Céline'in aşklarının 18 yıllık hikayesi "Before Sunset" 2004 ve "Before Midnight" 2013 filmleri ile devam ediyor. Üçlemede hikaye ve çekimler bulundukları mekanlarla o kadar uyumlu ilerliyor ki "Before Sunrise"da tatili Viyena'da geçiriyormuş gibi hissederken, "Before Sunset"te Paris'te ve "Before Midnight"ta da Yunanistan'da yaz tatili yapıyormuş gibi hissedebilirsiniz."Dirty Dancing" 1987"Dirty Dancing"de yaz kampında geçen bir aşk hikayesi izliyoruz. Müziklerinden diyaloglarına, sinema tarihinin en ünlü romantik filmlerinden "Dirty Dancing", yazı ailesiyle birlikte bir tatil tesisinde geçiren Frances "Baby" ile orada dans eğitmeni olarak çalışan Johnny arasında filizlenen aşkı konu alıyor. "Dirty Dancing"in başrollerini Patrick Swayze ve Jennifer Grey paylaşıyor."Weekend at Bernie's" 1989Bu sefer de bir hafta sonu tatili filmiyle karşınızdayız "Weekend at Bernie's" Bir başka ikonik Amerikan komedisi olan bu film, bir hafta sonu kaçamağı için sahil evine vardıklarında patronlarının öldüğünü keşfeden iki çaylak şirket çalışanının başından geçenleri anlatıyor. Bernie'yi hala hayattaymış gibi gösterme girişimleri, oldukça gülünç ve bu komik buz dağının sadece görünen kısmı. "Weekend at Bernie's"in başrollerinde Andrew McCarthy, Jonathan Silverman ve Catherine Mary Stewart yer alıyor."The Sisterhood of the Traveling Pants" 2005Carmen, Tibby, Bridget ve Lena, ayrı geçirecekleri ilk yaz için hazırlanan genç bir yakın arkadaş grubudur. Dördüne de sihirli bir şekilde uyan bir kot pantolonu paylaşarak birbirleriyle bağlantıda kalmak için bir plan yaparlar. Birbirlerine düzenli aralıklarla postaladıkları pantolon ve mektuplarla, tatil dönemi boyunca büyüdüklerini ve dostluklarının yeniden şekillendiğini görürüz. Başrollerini America Ferrera, Amber Tamblyn, Blake Lively ve Alexis Bledel'ın paylaştığı film, dört ismin de ününe kapı açmış gibi görünüyor. "The Sisterhood of the Traveling Pants"i sevenler için 2008 yapımı devam filmini de öneririz."On Golden Pond" 1981Çocukluğunuzda her yaz ailenizde belli bir yere tatile gidiyorduysanız, "On Golden Pond" anılarınıza sıcacık bir yolculuk yapmanıza neden olacak. Eleştirmenler ve izleyicilerden büyük beğeni toplayan klasik bir tatil filmi olan "On Golden Pond", Hollywood efsaneleri Henry Fonda, Katharine Hepburn ve Jane Fonda'yı bir araya getiriyor. Norman, kızı Chelsea ile arasında bozuk bir ilişki olan huysuz mu huysuz bir adamdır. Üstelik Norma, istemeye istemeye de olsa Chelsea'nin yeni erkek arkadaşının oğlu Billy'i eve kabul etmek zorunda kalır. Filmin, Henry ve Jane Fonda'nın gerçek hayattaki baba-kız ilişkisiyle paralellik gösterdiği söyleniyor. "On Golden Pond", Henry Fonda'ya En İyi Erkek Oyuncu, Katharine Hepburn'e En İyi Kadın Oyuncu ve Ernest Thompson'a da En İyi Uyarlama Senaryo Oscar'larını kazandırdı. "Hotel Transylvania 3 Summer Vacation" 2018Sevilen animasyon serisi "Hotel Transylvania"nın üçüncüsü olan "Hotel Transylvania 3 Summer Vacation"da bu sefer canavarlardan oluşan ekibimiz yaz tatili için gemi yolculuğuna çıkıyor. Kont Drakula, arkadaşları ve ailesi, teknelerine canavarlardan nefret eden Van Helsing ailesi tarafından el konulduğundan habersiz, denizi seven canavarlar için bir gemi yolculuğuna katılıyor. Genndy Tartakovsky'nin yönettiği ve senaryosunu Michael McCullers ile birlikte yazdığı "Hotel Transylvania 3 Summer Vacation"ın seslendirme kadrosunda Adam Sandler, Andy Samberg, Selena Gomez, Kevin James, Steve Buscemi, Jim Gaffigan, Keegan-Michael Key ve Kathryn Hahn gibi ünlü isimler bulunuyor. "Summertime" 1955İsmiyle listemize en uyan filmlerden "Summertime", ufuk açıcı yönetmen David Lean'in daha az bilindik işlerinden. Aradığı aşkı bulamamış umutsuz bir romantik olan Jane, Venedik'te tatil yaparken yakışıklı, karizmatik ama evli bir İtalyan adamla tanıştığında masalsı aşk hikayesi acı bir gerçeğe dönüşür. "Summertime"da Katharine Hepburn, Rossano Brazzi, Isa Miranda ve Darren McGavin gibi isimleri görüyoruz."Just Go With It" 2011Kabul edelim tatil filmlerinin en keyiflileri arasında romantik komediler yer alıyor. "Just go With It" de aile boyu bir tatil ve romantik komedi filmi. Başarılı bir plastik cerrah olan Danny, yeni sevgilisi Palmer'a kendisini boşanmış, bekar bir baba olarak tanıtır. Ancak ne boşanmıştır ne de çocukları vardır. Danny'nin yıllardır asistanlığını yapan Katherine ise gerçekten boşanmış bir annedir. Danny, Katherine'den eski karısı ve çocuklarından da kendi çocukları gibi davranmasını ister, karşılığında hepsini ailecek Hawaii tatiline götürecektir. Tabii ki hiçbir şey planlandığı gibi gitmez ve ortaya eğlenceli bir film çıkar. Dennis Dugan'ın yönettiği "Just Go With It"in oyuncu kadrosunda Adam Sandler, Jennifer Aniston, Brooklyn Decker, Nicole Kidman, Nick Swardson, Bailee Madison ve Griffin Gluck yer alıyor. "Adventureland" 2009Bazen en ilginç hikayeler, en beklenmedik yerlerden çıkabiliyor. "Adventureland" filminde James, yaz tatili için eğlence parkında girdiği sıkıcı işin sandığından çok daha heyecan verici olduğunu fark ediyor. 1987 yazında, bir üniversite mezunu olan James, yerel eğlence parkında işe girer. Zaman geçirmek için girdiği bu işin, aşk ve hayal kırıklıklarıyla onu gerçek dünyaya hazırlamak için mükemmel bir kurs olduğu ortaya çıkar. Greg Mottola'nın yazıp yönettiği "Adventureland"in kadrosunda Jesse Eisenberg, Kristen Stewart, Ryan Reynolds, Martin Starr, Margarita Levieva, Kristen Wiig ve Bill Hader'ı izliyoruz. "Palm Springs" 2020Başrollerinde Andy Samberg, Cristin Milioti ve Simmons'ın yer aldığı "Palm Springs", kız kardeşinin düğünü için geldiği Palm Springs'te Nyles ile tanışan Sarah'ın, bu yabancıyla birlikte bir zaman döngüsüne sıkışıp kalmasını anlatıyor. Ne olursa olsun aynı günde, aynı yerde uyanan ikili zamanla birbirlerine aşık olur ama çözmeleri gereken sırlar vardır. Birçok bağımsız film festivalinden ödülle dönen "Palm Springs", 2021 yılı Altın Küre Ödülleri'nde 'Müzikal/Komedi Kategorisinde En İyi Film' ve 'Müzikal/Komedi Kategorisinde En İyi Erkek Oyuncu' dallarında aday olmuştu."The Way Way Back" 2013Yazın geçen bir büyüme hikayesi arıyorsanız, "The Way Way Back" tam da size göre bir film. Komedi ve dram türlerindeki bu tatil filmi, 14 yaşındaki utangaç bir genç olan Duncan'ın, annesi, onun zorba erkek arkadaşı ve erkek arkadaşının kızıyla çıktığı yaz tatilini anlatıyor. Uyum sağlamakta zorlanan Duncan, Water Wizz su parkının yöneticisi Owen ile beklenmedik bir arkadaş kurar. Nat Faxon ve Jim Rash'ın birlikte yazıp yönettiği bu film, zaman zaman sizi gülümsetirken zaman zaman da gözlerinizin dolmasına neden olabilir. "The Way Way Back"in ünlü oyuncu kadrosunda Liam James, Steve Carell, Toni Collette, Allison Janney, Sam Rockwell, AnnaSophia Robb, Maya Rudolph ve Rob Corddry bulunuyor. "Under the Tuscan Sun" 2003"Under the Tuscan Sun", İtalya'ya uçak bileti aldırtacak kadar güçlü bir tatil filmi. Frances Mayes'ın çok satan romanından uyarlanan "Under The Tuscan Sun", izleyenleri İtalya coğrafyasına ve kültürüne uzanan muhteşem bir yolculuğa çıkarıyor. Stres dolu hayatından uzaklaşmak isteyen boşanmış bir yazar olan 35 yaşındaki Frances, tatile diye geldiği yerde, İtalyan güneşinin altında kendine sımsıcak yeni bir hayat kurmak için Toskana'da bir villa satın alır. Romantik komedi ve dram türlerindeki "Under the Tuscan Sun", yolculuğun fiziksel olarak kısa ama metaforik olarak uzun sürdüğü bir kendini keşfetme öyküsü. Frances, satın aldığı harap haldeki evi tamir etmeye çalışırken, kendisini de iyileştirmeye çalışır. Audrey Wells'in yönettiği "Under the Tuscan Sun"ın başrollerinde Diane Lane, Raoul Bova ve Sandra Oh yer alıyor."The Talented My. Ripley 1999İtalya'da yaz manzaralarını sevenler için bir diğer önerimiz ise "The Talented Mr. Ripley". 1950'lerin sonlarında New York'ta yaşayan çıkarcı ve genç Tom Ripley, zengin bir adam tarafından şımarık bir 'playboy' olan Dickie Greenleaf'i New York'a getirmek için İtalya'ya gönderilir. Ancak iş başarısızlığa doğru yaklaştıkça Ripley, aşırı önlemler almaya başlar. Anthony Minghella'nın yönettiği filmin başrollerindeki Matt Damon, Gwyneth Paltrow ve Jude Law'a Cate Blanchett, Philip Seymour Hoffman, Jack Davenport ve James Rebhorn eşlik ediyor."Vicky Cristina Barcelona" 2008Woody Allen'ın yazıp yönettiği filmde, Vicky ve Cristina, arkadaşları Judy'nin evinde tatil yapmak için İspanya'ya giderler. Oradayken, hafta sonu için onları evine davet eden ressam Juan Antonio ile tanışırlar. Birbirlerinden daha farklı olamayacak iki arkadaş, Juan'a aşık olur. Eski karısı Maria Elena da olaya dahil olduğunda, işler çok daha karmaşık hale gelir. Rebecca Hall, Scarlett Johansson, Javier Bardem ve Penelope Cruz'u izlediğimiz "Vicky Cristina Barcelona", Cruz'a En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar'ını Zamanların En İyi Yaz FilmleriEn İyi Romantik Komedi FilmlerKendinizi Daha İyi Hissetmenizi Sağlayacak FilmlerAz Bilinen En İyi Romantik Filmler
audrey hepburn en iyi filmleri