KrediKartı Teslim Alınmazsa Ne Olur? Bankalardan gönderilen kredi kartları, eğer şahıslarına gönderilmiş olan kişiler tarafından teslim alınmazsa, bankaya geri gider.
Tearzdedi: 1- yazmaz. Normal banka kartı gibi düşün. Genelde kampüslerde burs başvuruları belli olduktan sonra stand açarlar oralardan alabilirsin. KYK yurt başvurusunda onayladım, burs almazsam bile gelecek diyorlar. Burs başvurusu ayrı olarak başvurdum, yurt başvurusunda geleceği için tekrar gelmeyecekmiş.
BankacılıkDüzenleme ve Denetleme Kurumundan: Madde 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımına ve kartlı ödemeler sisteminde yer alan kuruluşların faaliyet esaslarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Madde 2 – (1) Kartlı sistem kuran, kart çıkaran, üye
Bankayakredi kartı başvurusunda bulunanlar bu haber sizi ilgilendiriyor. Kart Gelmeden Aidatı Geldi! "Kredi kartını kuryeden teslim aldıktan 3 gün sonra kart aidatı olan hesap
deryaulug #deryaulu #ömerhalisdemir #15temmuz #filmreplikleri#akustikgram # #muzikgram #piano #osesturkiye #microphone #sarkilardanparcalar #musicallyturk
XT203. Join redditCreate an account to follow your favorite communities and start taking part in an accountPosted by1 year agoArchived This thread is archivedNew comments cannot be posted and votes cannot be castno comments yetBe the first to share what you think! Başvurusu, Kredi Hesaplama ve Banka Faiz Oranları Senetle Araba Motor, banka kredileri ve peşinatsız ev hakkında bilgilere sahip olabilirsiniz.
I- BİLİŞİM ve İNTERNET’E BAKIŞ Bilişim; bilgilerin sistematik işlemi bilimidir. Bu sistematik işlemin elektronik araçlar üzerinde gerçekleşmesi, bilişimin net anahtarıdır. Bilişim kavramının, hayatımıza girmesi, çok yeniymiş gibi görünsede, elli yada altmış yıllık bir gelişim sürecine tabidir. Bilgisayarlar arası ilk iletişim ağı 1969 yılında dört Amerikan üniversitesi ve ordunun işbirliğiyle ARPANET projesi altında kurulmuştur. Başlangıç amacı bilgisayar kaynaklarının paylaşımı olan bu projenin düşünülmeyen ancak en önemli yararı elektronik posta, haber grupları, on-line tartışma grupları gibi yeni bir iletişim ortamı yaratması olmuştur. 1980’lerin başında TCP/IP protokolü eski ARPA protokolünün yerini almasıyla internet adını alan ağın çok çeşitli bilgisayar, işletim sistemi ve farklı kullanıcı gruplarını kapsayacak şekilde genişlemesi mümkün hale gelmiş, ayrıca sağlıklı olmayan hatlarda da iletişimin sürdürülebilmesi amacı gerçekleştirilmiştir. Bu gelişme her geçen gün daha çok sayıda üniversite ve araştırma kurumuna internete bağlanma ve bizzat interneti geliştirme şansı tanımıştır. İnterneti asıl önüne geçilmez bir çığa dönüştüren gelişmenin başlangıcı ise 1990 yılı sonunda HTTP protokolünün kullanıldığı ilk web sayfasının faaliyete geçmesi olmuştur. Protokolün kaynak kodları 1991 yılında yayınlanmış ve protokole 1992 yılında da protokole grafik bileşenleri eklenmiştir. Aynı yıl Macintosh bilgisayarlar için tarayıcı geliştirilmiştir. 1993 başlarında da günümüzde en yaygın kullanımda olan tarayıcıların özünü oluşturan pc bazlı ilk tarayıcı yayınlanmış ve bu gün geldiğimiz noktaya doğru ilerleyen inanılmaz süreç ilk belirtilerini vermiştir. Globalleşen bir dünya, zaman tasarrufun, iletişimin en kolay olduğu bir hayat yaratan olgularla donatılmış bir sistemin varlığı söz konusudur. Bu sistem sayesinde; Iletişim kolaylaşmış, Bilgi ve belgeler verilere dönüşmüş, Verilen taşınması, el değiştirmesi kolaylaşmış, Ticaret gelişmiş, Klasik ticaretten farklı ödeme yöntemleri, şekilleri belirlenmiş, Kısacası “kısa” olarak nitelendirilen hayatlara, uzun deneyimler sığdırılmıştır. İste bu inanılmaz gelişim, hem teoride hem de pratikte getirdiği yeniliklerle birlikte, zorlukları ve trajedilere de sebebiyet vermiştir. Bu makalede ele alınacak konu ise; bilişim sistemlerinin getirdiği yenilikler, avantajlardan çok, cürüm tarafının ödeme sistemleri ve kredi kartları açısından değerlendirilmesidir. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkması ardından hayatımıza giren “bilişim suçu” kavramı, henüz Ceza Hukukçuları tarafından da, kendisine ayrılan özel bölümle ve özel güvenlik tedbirleri ile birlikte değerlendirilmekte ve tartışılmaktadır. Bilişim Suçu kavramı; başlangıçta bilişim teknolojileri aracı kılınarak işlenen suçlar olarak algılanırken, zamanla bu kavramdan uzaklaşılmış ve spesifik haller çerçevesinde değerlendirilmeye gidilmiştir. Şöyle ki; basit bir hakaret suçunun bilgisayar aracı kılınarak, mail yoluyla işlenmiş olması da, yukarıda açıklamada belirttiğimiz gibi bilişim suçu kavramına dahil edilmekteydi ve halen kişilerin bu çerçevede değerlendirme yaparak şikayetler bulunmakta oldukları gözlemlenmektedir. Oysa ki; söz konusu suç sadece “bilişim sistemi vasıta kılınarak” gerçekleştirilmiştir. Zamanla bu bakış açısından uzak bir kavrama bürünen “bilişim suçu”, 765 sayılı Türk Ceza Kanunun’da sahip olduğu alanı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda genişletmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun en önemli değişikliklerinden biri ise; “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında yer alan ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanununda yer bulamayan ö Kredi Kartları ile ilgili 245. Maddedir. TCK Madde 245’in “Bilişim Alanında Suçlar” kavramı altında düzenlenmesinin en önemli sebebi ise; Kredi Kartlarının bir bilişim sistemi ile çalışmakta ve yanıtlanmakta olmasıdır. Bu sebeple kendisine “Bilişim Alanında Suçlar” başlığı altında yer verilmiştir. Banka ve Kredi Kartları, Bankalarının kurmuş olduğu sistemle, her hangi bir üçüncü şahsın yardımına ihtiyaç duymaksızın para çekme-harcama-yatırma-hesaplar arası havale- fon ve benzeri tüm işlemleri yapma yetisi sağlamaktadır. Bu sistemler elbette bir çok güvenlik şeridinden geçerek gerçekleştirilmekle birlikte, banka sistemlerinin içerisinde yer alan boşluklarında kullanılmasıyla, alt üst durumlara ve mağduriyetlere sebebiyet olmaktadır. İşte bu durumda yukarıda bahsettiğimiz teknolojinin nimetleri kavramından uzaklaşarak trajik hikayeler ve hukukun çözümsüz veya geç kaldığı durumlarla karşılaşmak mümkün olmaktadır. Avrupa’da Kredi kartlarıyla ilgili en önemli suç türü “Skimming Method” olarak bilinen suç türüdür. “Skimming” in sözlük anlamı “taramak”, “gözden geçirmek” olarak geçmektedir. “skimming” sözlük anlamında belirtildiği gibi, ATM’lere konulan skimming aletleriyle, kredi kartlarını ve banka kartlarını taramakta ve daha sonra bunlar kopyalanarak sahte kredi kartları oluşturulmaktadır. Skimming Method, Türkiye’de de “Kredi Kartlarinin Kötüye Kullanilmasi” balışığı altında düzenlenen hallerde en çok karşılaşılan suç tipidir Skimming kavramı, yasal bir kredi veya banka kartının bilgilerinin, genellikle elektronik araçlarla yasadışı olarak ele geçirilmesi veya bir kopyasının yapılmasıdır. Bu fiilllerinin gerçekleştirileceği pek çok alan vardır. Örneğin ATM’ler, post makineleri, sanal postlar gibi. Bu alanlardan kopyalanan kredi kartları bilgileri ve manyetik şeritler, yine bu alanlarda kullanılarak sahte kredi kartlarının kullanılması suçunu oluşturur. Türk Ceza Kanunu Madde 245 şöyledir; 1 Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 2 Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 3 Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. 4 Birinci fıkrada yer alan suçun; o a Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, o b Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, o c Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse; kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın, bunu kullanarak veya kullandırtarak , kendisine veya başkasına yarar sağlarsa bu suçu işlemiş sayılır. Bu unsurlardan tümünün birlikte olması gerekmektedir. Madde de somut olarak anlatılmak istenen; skimming method’dan farklı olarak, gerçek bir kartın yalnızca sahibinin ve veya kendisine teslim edilmesi gereken kişinin izni olmaksızın kullanılması hususudur. Ortada gerçek, somut bir kredi kartı vardır, sahte değildir ve sahibinin izni olmaksızın kullanılmakta ve kullandırtılmaktadır. TCK 245/1 de geçen “kullandırtma” ibaresi ile anltaılmak ve sorumluluk yüklenmek isteyen kesim ise; üye işyerleridir. Üye İşyerleri, dünyada yaygın olarak kullanılan Master Card ve Visa Card’ın ağır sorumluluk yüklediği ve her hangi bir kredi kartı dolandırıcılığı suçunda ön incelemeye tabi tuttuğu sınıftır. Kaldı ki söz konusu sorumluluk, 5464 Sayılı Banka Kartları Ve Kredi Kartlari Kanunu Madde 17’de ayrıca düzenlenmiştir. “Üye işyerleri, kart hamillerinin yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarının bedelini banka kartı ya da kredi kartı ile ödeme taleplerini kabul etmek zorundadır. Bu zorunluluk indirim dönemlerinde de geçerlidir. Üye işyerleri, kart hamilinden kartın kullanılması dolayısıyla komisyon veya benzeri bir isim altında ilave bir ödemede bulunmasını isteyemez. Bu hükme aykırı davranılması halinde, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar tarafından üye işyeri sözleşmesi feshedilir ve bir yıl süreyle yeni bir sözleşme yapılamaz.” Üye işyerleri, mal ve hizmet bedeli karşılığını banka kartı veya kredi kartı ile ödemek isteyen kişilerin imza gerektiren işlemlerde imza kontrolünü yapmak, kartın tahrifata uğrayıp uğramadığını kontrol etmek ve üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlarca kendilerine ulaştırılan bilgiler çerçevesinde kartın geçerliliğini tespit etmekle yükümlü olup, gerekli durumlarda kart üzerinde yer alan bilgilerle kimlik belgesi üzerinde yer alan bilgileri karşılaştırmak üzere geçerli bir kimlik belgesi ibrazını talep etmek ve harcama belgesi üzerindeki bilgilerle kredi kartı üzerindeki bilgileri karşılaştırarak kontrol etmekle yükümlüdür. Bu kontrollerin yapılmamasından doğan zararlardan üye işyerleri sorumludur. İşte sırf bu sebeple; TCK 245’te “kullandırtmak” terimi de ceza kapsamında yerini almıştır. Ve suçun asli unsurudur. Banka ve Kredi Kartı Bankanın kurduğu sisteme hukuka uygun olarak girmeyi sağlamaktadır. Banka kartı, saptanan ve kart sahibince bilinen bir numara marifetiyle, banka görevlisinin yardımı olmadan, kart sahibinin kendi hesabından para çekmesini sağlamaktadır. Kredi Kartı isebanka ile kendisine kart verilen kişi arasında yapılmış bir sözleşme gereğince, kişinin bankanın belirlediği koşullarla sağladığı kredi olanağını kullanmasını sağlayan araçtır. TCK 245/2 “2 Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” Demektedir. İşte banka ve kredi kartlarının, yukarıda anlatılan “skimming” yöntemiyle sahtesinin oluşturulması, satılması, devredilmesi ve bu kredi kartlarını satın alınması veya Kabul edilmesi fiillerini ayrı ayrı işlenmesi TCK 245/2’ye gore suç sayılmaktadır. Bu fiillerin suç sayılması için, sahte oluşturulan kredi kartının kullanılması veya kullandırılması gerekmemektedir. Tck 245/3 ise, sahte oluşturulan kredi kartının kullanılması halinde ki yaptırımı düzenlemektedir. TCK 245/3 “Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” Yukarıda da çok net anlaşıldığı gibi, TCK 245/2 ile TCK/245/3 arasındaki farklılıklardan bir diğeri ise; ceza alt ve üst sınırları arasındaki farklılıklardır. TCK 245/2’ye gore suç işleyen failin TCK 245/3 e gore suç işleyen failin Alt sınırı 3 yıl Alt sınırı 4 yıl Üst Sınırı 7 yıl Üst Sınırı 8 yıl Onbin güne kadar para cezası Beşbin güne kadar para cezası Bu durumda Sahte Kredi kartı üreten ve bu sahte kredi kartını kullanan bir failin; TCK 245/2 ve TCK 245/3 e gore ayrı ayrı cezalandırılması gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu 245. Maddede korunan hukuki yarar; bu suçtan mağdur olanların malvarlığının korunması, olarak düşünülebilir. Diğer bir açıdan ise korunan hukuki yarar; teknolojinin gelişen yüzü ve sürekli kendini geliştiren yatırımlara sahne olan bankaların oluşturduğu sistemlerin korunmasıdır. Elbette bunlar, kanunda açıkça tanımlanmasa bile bir bilişim sistemidir. Korunan hukuki yararın; malvarlığı olduğu düşünüldünde, bu suç tipinin “Malvarlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmesi gerektiği görüşüne katılınabilinir. Fakat TCK 245. Maddedeki suç bir bilişim sistemi olmaksızın işlenemeyeceği için, bir bilişim suçudur. Maddede korunan hukuki yararlar; aslında hem malvarlığına ilişkindir, hem de büyük bir hızla yükselen ve vazgeçilemeyecek bir sistemin güvenle kullanılmasını hedefleyici bir amaca ilişkindir. Dolayısıyla bu suç tipinin Malvarlığına ilişkin Suçlar başlığı altında toplamak, bilişim sistemlerinin, korunmasını hedefleyici yaklaşımlardan uzaktır. Kaldı ki; hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik eylemlerinin de başlı başına ayrı bir suç tipi oluşturduğu ve ayrıca normlarda korunduğu belirlidir. Bunun yanında bilişim sisteminin de korunmakta olması, TCK 245’in doğru yerde, doğru başlık altında sıralandığının açık göstergesidir. TCK 245’in yeri oldukça isabetlidir. Bilişim suçlarının genel olarak, ekonomik bir yarar ya da zarar sağlayan mahiyetleri itibariyle bir tür “ekonomik suç” kategorisinde olduğu kabul edilmektedir. Zaten TCK 245. maddesinde “kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi” şeklindeki ifadelerle bu suçun ekonomik niteliği vurgulanmaktadır. TCK Madde 245 içeriğinde cezalandırılacak örnek bazı fiiller şöyledir; i. Banka tarafından, kart sahibine gönderilen kredi kartının, aracı kurye tarafından kullanılması, ii. Failin, başkasına ait kredi veya banka kartını ve şifresini izinsiz olarak ele geçirerek ATM ler aracılığı ile para çekmesi, iii. ATM cihazlarını, post makinelerine yerleştirilen elektronik aletlerle kredi kartlarının manyetik şeritlerinin, ve bilgilerinin kopyalanması ve sahte kredi kartlarının oluşturulması, iv. Failin haksız olarak ele geçirmiş olduğu, yakınına ait kredi kartını kullanarak para çekmesi, Bireyler arasında, ekonomik ilişkilerin kurulmasında, karşılıklı güvenin korunması hususunda sosyal menfaat, dolandırıcılığının suç sayılması sebeplerinin başında gelir. Bireyler arasında hukuki tasarruflarda “irade serbestisi” o kadar önemlidir ki, kanun bu suçun takibini şikayete dahi bağlamamıştır. “Mülkiyet hakkı” devletin koruması altındadır. Dolandırılmak suretiyle ferdin hakkını kaybetmemesini sağlayacak hükümlerin ceza kanununda yer almasını Anayasa zorunlu kılmaktadır. Dolandırıcılıkta, temin edilen yarar bakımdan mağdurun rızası mevcuttur. Yalnız bu rıza TCK’nın ifadesiyle hileli davranışlarla elde edilmiştir. Dolandırıcılık Suçunun Maddi Unsurları Şöyledir; Failin, kanun tarafından “Hileli bir davranış” olarak nitelendirilen bir davranışta bulunması. Mağdurun aldatılmış olması. Hareket neticsinde; failin elde etmiş olduğu yararın, mağdurun veya bir başkasının zararına olması. Dolandırıcılık suçunun çekirdeğini oluşturan hile son derece karmaşık bir kavramdır. Suçluluğun çağa ve teknolojik gelişmeye göre değişmesi olgusu, dolandırıcılık da çarpıcı bir biçimde gözlenmektedir. Uygarlık ve teknikle birlikte hile türleri bir tanıma sığmayacak oranda değişmiştir. Bu değişim dolayısıyla, dolandırıcılık yoluyla elde edilen kredi kartlarının kullanılması halinde; TCK Madde 245 mi yoksa TCK Madde 157 ve nitelikli hallerinin mi uygulanacağı tartışma konusu olmaktadır. Keza TCK 157/ f maddesi “f Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” diyerek, TCK 245/1 in yerine geçebilecek bir düzenleme yaptığı iddiasına konu olmuştur. Ancak aynı şekilde TCK 245/1 de yer alan “her ne suretle olursa olsun ele geçiren” ibaresi kapsamında, kredi kartlarının kullanılması hali, suçu dolandırıcılık suçundan çıkartarak TCK 245/1 in uygulanmasına sebebiyet verecek mahiyettedir. Peki bu durumda, TCK 245/1 mi yoksa, TCK 157/F mi uygulanacaktır. Aslında her somut olay ve oguların değerlendirilmesi ile birlikte buna karar vermek gerekmektedir. Şöyle ki; “Yargıtay bir kararında “Dolandırılmak suretiyle ele geçirilen ve sahteleri oluşturulmuş kredi kartlarının kullanmaları dolandırıcılık suçunu değil, 5237 sayılı 245/3. maddesinde düzenlenen kredi kartını kötüye kullanma sucunu oluşturur. Yapılan alışveriş sayısınca değil, haksız kullanılan kart sayısınca suç oluşur. Kartlardan biri iki kez kullanıldığından, 5237 sayılı TCK. m. 43'te düzenlenen zincirleme suç oluşur1.” Demektedir. TCK 245/3 “Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” Görüldüğü üzere “fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde,” diyerek dolandırıcılık suçunu oluşturup, oluşturmadığına da dikkat çekilmek istenmektedir. TCK 157/f’e gore dolandırıcılık suçunun cezası “iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası” dır. Bu durumda TCK 245/3 e gore işlenen suçun “dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası” olduğu belli olduğundan, daha ağır bir cezayı gerektirmediği dolayısıyla dolandırıcılık suçunun değil, TCK 245/3 ün uygulanması gerektiği açıktır. 1 Yargıtay 4 CD 2006 -5243 E. Tabi ki her somut olay kendi içerisinde değerlendirilecek olup, dolandırılmak suretiyle çantası ele geçirilen bir kimsenin, cep telefonu ile birlikte kredi kartlarının da ele geçirilerek, kullanılmış olması halinde; hem TCK 245/1 den, hem de TCK Madde 157’den yargılanması söz konusu olacaktır. Ancak 157/f uyarınca cezalandırılması mümkün bulunmamaktadır. Çünkü bizzat Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması gerekmektedir. Somut olayda, dolandırılarak çantası alınan kimsenin, dolandırılması eyleminin sırf kredi kartları çantası içersinde ele geçirildi diye, 157/f ten yargılanması mümkün değildir. Kaldı ki 245/1 yalnızca kredi kartları ile ilgili hüküm doğurur. TCK Madde 141 hırsızlık suçunu düzenlemektedir. TCK Madde 141 “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” Demektedir. TCK 142. Madde ise hırsızlık suçunun nitelikli hallerini içerisinde barındırmak ta olup, 142/2/e’ye gore “Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle” hırsızlık suçunun gerçekleştirilmesi, hırsızlık suçunu nitelikli kılmaktadır. Bu çerçevede kredi kartının bilişim sistemleri vasıta kılınarak ele geçirilmesi suçunun TCK 142/2/e maddesi gereğince nitelikli hırsızlık olduğu düşünülse de, aslında yine yukarıda belirtildiği gibi, TCK Madde 245’te bahsi geçen “her ne suretle olursa olsun ele geçiren” deyiminden de anlaşılacağı üzere TCK 245/1 çerçevesinde değerlendirmek zorunludur. TCK Madde 155 kapsamında düzenlenen, güveni kötüye kullanma suçucunun, TCK 245’in yerine uygulanması söz konusu değildir. Çünkü TCK 245 gereğince ön görülen ceza, güveni kötüye kullanmadan daha ağır bir yaptırım ön görmekte olup, kredi kartları için hüküm doğurmaya elverişlidir. Cezayı kaldıran sebepler, suç tamamlandıktan sonra gerçekleşmektedir. Suç tamamlandıktan sonra etkin pişmanlık gösterilmesi halinde, kişiye ceza verilmemekte veyacezasında indirim yapılmaktadır. Yeni TCK’da, etkin pişmanlığın düzenlendiği hükümlerden biri de, TCK 168. maddede yazılı, malvarlığına karşı işlenen suçlar açısından kabul edilmiştir. gün ve 5560 sayılı kanunla TCK 245/5. fıkraya, “birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak, bu kanunun malvarlığına karşı suçlarla ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanacaktır” hükmü eklenmiş olup, bu fıkrada anlatılan hüküm TCK 168. maddesindeki hükümdür. Burada düzenlenen etkin pişmanlık, suçun tamamlanmasından sonra, fail tarafından pişmanlık duyularak, mağdurun suçtan gördüğü zararın giderilmesi, uğradığı haksızlığın yarattığı sonuçların onarılması esasına dayanmaktadır. Önemli ve tartışma yaratan bir nokta, “bizzat pişmanlık göstermek” ibaresinden ne anlaşılması gerektiği üzerinedir. Bir kısım görüşe göre, failin pişmanlık duyarak bizzat zararı gidermesi gerektiği savunulurken; bir başka görüş, zararın bizzat fail tarafından karşılanmasını önemli görmeyip, mağdurun zararının giderilmesini yeterli görmektedir. Failin cezaevinde olması halinde zararı gidermesinin mümkün olmaması gibi özel hallerin varlığı da düşünüldüğünde, kanaatimizce de önemli olan mağdurun zararın giderilmesi olup, mağdurun zararının karşılanması haline öncelik tanımak gereklidir. Failin etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için, suçtan bir zarar ortaya çıkmış olması gerekir. Eylem sonrası zarar doğmadığı takdirde, tazmin edilecek bir durum olmadığından bu yasa hükmü uygulanamayacaktır. Aynı şekilde eylemin teşebbüs aşamasında kalması halinde, tazmin edilecek bir zarardan bahsedilemiyorsa TCK 168/1 maddesi uygulanamayacaktır . Etkin pişmanlık, kişisel bir ceza indirim nedeni olup, iştirak halinde gerçekleştirilen suçlarda faillerden birinin duyduğu pişmanlık sonucu tüm zararı gidermesinin diğer suç ortaklarının da bu maddenin sağladığı olanaktan yararlanmasını gerektirmez TCK 245/4. fıkrasında düzenlenen şahsi cezasızlık sebepleri, yasanın kabul edildiği ilk halinde bulunmamakla birlikte, gün ve 5377 sayılı kanunla metne eklenmiştir. TCK 245/4. fıkraya göre; “Birinci fıkrada yer alan suçun; Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, Zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz “Arcard Bankası Arcard sistemi ile, dünyanın dört bir yanında müşterilere sahip olup, hesap sahiplerine tahsis edilmiş kullanıcı adı ve şifrelerle online ortamda sanal kredi kartı oluşturma ve limitini belirleme hakkını vermekte ve söz konusu ödemeleri raporlama yetkisi sağlamaktadır. Arcard sistemi manuel kullanımdan çok, online rezervasyonlarda xml ile bağlantısı olan ve müşterinin online de alış veriş yapması ile birlikte, ilgili tedarikçiye arka tarafta ödeme gönderen bir sistemdir. Bağlantının kopması halinde, otomatik yapılan bu işlemler, bu sefer kullanıcılar tarafında raporlamalarda takip edilerek, manuel olarak sistemden elle gerçekleştirilmektedir. Söz konusu sistemin avantajı, bankalar arası havale masraflarından kurtulmaktır. Bu sistemle,.ARard, merkezi Almanya’da bulunan, global bir finansal hizmetler ve teknoloji firmasıdır. Firma, dünya genelindeki fazla kurumsal müşterisine ödeme işlemleri, kart ihracı ve risk yönetimi hizmetleri sunmaktadır. İnternet üzerinden ödeme yapılan yeni hizmeti Arcard’ ile, Paybalve Western Union. ile rekabet etmektedir. Arcard Almanya Bankacılık Lisansı ile faaliyet göstermektedir ve Visa, MasterCard ile JCB’nin ana üyesidir. Çevrimiçi kaydolan müşteriler Arcard Bank’ta hesap açarak, hesaplarına nakit olarak, kartla, doğrudan tahsilatla, havaleyle ve birçok diğer yerel ödeme yöntemiyle para yatırabilmektedir. Bu ürün, tüketicilerin dünyanın her yerindeki milyonlarca MasterCard kabul eden işyerinden alışveriş yapabilecekleri, ücretsiz, ön ödemeli sanal bir MasterCard’ı da içerir. Standart MasterCard ürünlerinin yanı sıra, Arcard sistemi, uluslararası kullanıcıların birbirlerine gerçek zamanlı olarak para gönderebilmesini de sağlamaktadır. İsteğe bağlı olarak verilen fiziksel MasterCard ile kullanıcılar dünya genelindeki MasterCard kabul eden 24,7 milyon fiziksel noktada ödeme yapabilir ve 1 milyon civarı ATM’den nakit çekebilir. X Seyahat Acentası ARcard AG üyesi olup, yurt dışı otel, tedarikçi ve benzeri hizmet aldığı ödemeleri Arcard aracılığı ile gerçekleştirmektedir. X Seyahat acentesi vermiş olduğu hizmetlerde yurt içinden yurt dışına seyahate giden müşterilerine, yurt dışı otel rezervasyonu, uçak bilet rezervasyonu, transfer ve benzeri hizmetler ağırlıklı olarak bulunmaktadır. Yapılan rezervasyonlarda, Müşterilerin yurt dışında sorun yaşamaması ve şirketin kalite güvenliği açısından, yurt dışında bulunan otellere ARcard aracılığı ile ödeme yapılmaktadır. Seyahat Acentesinde çalışan Ali, Seyahat Acentesinin anlaşmalı olduğu yurt dışında bulunan bankanın, sistemine internetten, kendisine tahsis edilen kullanıcı adı ve şifresiyle girmekte ve sistemde yapılan harcamaları kontrol etmekle ve raporlamakla yükümlüdür. Seyahat Acentası ARcard aracılığı ile yapmış olduğu ödemeler bir ay içerisinde adet işlem rakamına ulaşmaktadır. Seyahat Acentesi Arcarda ödemelerini kontrol ettiğinde 2011 yılı Nisan ayından itibaren, yapılan işlemler arasında, hizmet almadığı ancak bir şekilde, hizmet vermeden , sistemde oluşturulan sanal kartları kullanarak para çeken şüpheli şirketlerle-üye işyerleri ile karşılaşmıştır. Ali rapor ve kontrol yükümlülüğünü bir tarafa bırakarak, bankanın sağlamış olduğu online kredi kartı üretme hakkını yetkisizce kullanmış ve sistemden iki yıl süresince, limitini kendi belirlediği sanal kredi kartları oluşturmuştur. Ali söz konusu yöntemle oluşturduğu sanal kredi kartlarının kullanılmasına yarayan kredi kart numarası, son kullanma tarihi ve ccv bilgilerini, bir başka seyahat acentesinde çalışan arkadaşı Yavuzla ve onun anlaşmalı olduğu biri kuyumcu, biri otel ve biride Yavuz’un çalışmakta olduğu seyahat acentesi postlarında kullanarak, hizmet almış gibi gösterilmek suretiyle kullanmış ve kredi kartlarından çekilen paraları, vergiler düşülerek ve üye iş yerlerine de belirli bir komisyon ödeyerek arkadaşı Yavuz ile paylaşmıştır.” Somut olayda, Bankanın Bilişim Sistemi nezrinde oluşturulan sanal kredi kartları mevcut olup, söz konusu sanal kredi kartları, sanal postlar üzerinden yapılan ve gerçek satışı içermeyen işlemlerle, gerçek olmayan hizmet alımları gerçekleştirilmiş ve faillerin iştirak halindeki işlemleri ile, kart sahiplerinin rızası olmaksızın, mağdur aleyhine ve failler lehine suç işlenmiş. Söz konusu suçun tipi ve söz konusu suça konu eylemlerin değerlendirilmesi şöyledir; “TCK Madde 245/1 Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” Somut olayda kart sahibinin himayesinde çalışan Ali, kart sahibinin güvenini kötüye kullanmış ve kart sahibinin kendisine tanıdığı yetki ve sınırları aşarak, izinsiz olarak bankanın bilişim sistemine girerek birden fazla gerçek ancak sanal kredi kartı üretmiştir. Söz konusu sanal kredi kartı bilgilerini, arkadaşı Yavuz ile paylaşmış ve yine Yavuz’un tanıştırmış olduğu, kuyumcu, otel ve bir seyahat acentesinin postlarından, hizmet almadığı halde hizmet almış gibi işlemler gerçekleştirilerek kredi kartlarının bağlı bulunduğu hesaplardan bu iş yerleri aracılığıyla para çekmiştir. İlgili üye işyerleri de, hizmet ve ürün sağlamadığı halde, söz konusu bedellerden vergi ve komisyonunu düşerek kendisine haksız kazanç sağlamıştır. Somut durumun daha iyi aktarılması bakımından kısaca banka kartı ve kredi kartı üzerinde durmak gerekmektedir. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3. maddesinde; “Banka kartı, mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kart, Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını ifade ettiği belirtilmiştir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlamadan da anlaşıldığı üzere, banka kartına sahip olabilmek için, kart hamilinin öncelikle bankada bir mevduat hesabının veya özel cari hesabının bulunması gereklidir. Banka kartı, kart hamiline ATM’ler üzerinden kendi hesabına ulaşmayı, hesabından para çekmeyi, havale yapmayı ve diğer bankacılık işlemleri yapmayı sağlamaktadır. Kredi kartı ise, kredi kartı ile ödeme yapmayı kabul eden işyerlerinde nakit ödemeden mal ve hizmet alımını sağlamakta, ayrıca kolay kredi kullanma imkanı vermekte, banka ile kart hamili arasında yapılan sözleşme gereğince kişinin bankanın belirli koşullarla sağladığı kredi olanağından yararlanması sonucunu doğurmaktadır . Kredi kartının ödeme aracı olarak kullanılabilmesi, taşıyanın hesabında karşılık olmasına bağlı olmadığı gibi, bu hesabın varlığını da gerektirmez. Somut olayda, fiziki varlığı bulunmayan ancak hizmet almaya yeterli bilgileri içerisinde barındıran sanal kredi kartları dolayısıyla işlenen bir suç mevcuttur. Yargıtay bir kararında; “Sanık Volkan Erayabakan ile firari Saim Türk’ün birlikte hareket ederek, daha önceden haksız bir şekilde ele geçirdikleri katılan firmanın internet bankacılık şifresini kullanmak suretiyle, katılanın Şekerbank Ankara Küçükesat Şubesindeki hesabından YTL'yı internet kanalı ile Şekerbank-İstanbul Zeytinburnu Şubesinde sanık Volkan adına açtırdıkları hesaba havale ettikleri ve aynı gün banka şubesinden çektikleri” içerikli olayda olayda eylemin 244. Madde de düzenlenen Bilişim suçları başlığına mı yoksa, TCK Madde 142/2/e de düzenlenen Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli hırsızlık suçu mu olduğunu tartışmış ve “bu işlemin sırf hırsızlık suçu içerisinde yer aldığını ve Sanık Volkan'ın; firari Saim Türk ile birlikte hareket ederek, daha önceden haksız bir şekilde ele geçirdikleri katılan firmanın internet bankacılık şifresini kullanmak suretiyle, katılanın Şekerbank Ankara Küçükesat Şubesindeki hesabından YTL'yı Şekerbank-İstanbul Zeytinburnu Şubesinde sanık Volkan adına açtırdıkları hesaba havale edip, aynı gün banka şubesinden çekmek şeklinde gerçekleştirdiği eylemdeki kastı, katılan firmanın banka hesabında bulunan, taşınır nitelikteki parayı bilişim sistemini kullanmak suretiyle kendi banka hesaplarına geçirmeye, katılanın rızasına aykırı olarak malvarlığında azalmaya neden olmaya; başka bir anlatımla varolan veriyi başka bir yere göndermekten ziyade, bu verinin temsil ettiği parayı alarak mal edinmeye yöneliktir. Kaldı ki sanığın katılanın internet bankacılık hesabında bulunan parasına ulaşmak için bilişim sistemlerini araç olarak kullanmaktan başka alternatifi de yoktur. Dolayısıyla olayımızda, 5237 sayılı TCY'nın 142/2-e maddesinde düzenlenmiş bulunan “bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık” suçunun gerçekleştiği kabul edilmelidir2” diyerek, şeklinde bir görüşe varmıştır. Yargıtay burada aslında “veri” olarak tanımlanan bir hususu somutlaştırmış, hırsızlık suçu başlığı altında yer almayan “veri” terimini, taşınabili para olarak algıladığını beyan ederek, TCK madde 244 yerine TCK 142/2/e fiilini olaya uygulamıyı uygun görmüştür. Somut olayda da benzer bir yaklaşımla “sanal kredi kartlarının” ceza hukuku genel prensibi, kanunilik ilkesi gereğince, TCK 245/1 de bahsi geçen “kredi kartı” terimini somut kart olarak algılamış ve bu nedenle sanal kredi kartları için, bu sefer TCK 157/f maddesindeki nitelikli dolandırcılık suçunu uygun bulmuştur. Oysa ki Somut olay açısından değerlendirildiğinde; Öncelikle 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun “Tanımlar” başlığını taşıyan 3. Maddesinde yer alan “Kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fiziki varlığı bulunmayan kart numarasını ifadesinin” benimsenmesi gerekmektedir. İlgili Kanun maddesi fiziki varlığı bulunmayan kart numarasının kredi kartı tanımı içerisine dahil olduğunu belirterek sanal kartı işaret etmiştir ve bu nedenle TCK 245/1 in mevcut olaya uygulanması zaruridir. Bu çerçevede faillerin eylemleri değerlendirildiğinde; 2 Yargıtay CGK 2009 -11-93 E. Ali’nin eylemi, güveni kötüye kullanmak suçu ile birlikte TCK Madde 245/1 de bahsi geçen, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması suçudur. Ancak Güveni kötüye kullanma suçunun cezasının TCK 245/1 den daha az cezasyı gerektirmesi dolayısıyla TCK 245/1 in uygulanacağı aşikardır. Ali, 245/1 den bağımsız olarak işlemiş olduğu güveni kötüye kullanma suçundan ayrıca yargılanacaktır. Yavuz’un eylemi ise; başkasına ait kredi kartını kendisine menfaat elde etmek kaydıyla, izinsiz olarak, kullanmış ve kullandırtmıştır. Bu nedenle yalnızca TCK 245/1 den yargılanacaktır. Kuyumcu, Seyahat Acentesi ve Otel’den oluşan üçlü ise, TCK 245/1 de bahsi geçen “kullandırtma” eylemine denk gelen fiili işlemiş olup, hizmet veya ürün sağlamadığı halde, izinsiz kredi kartı kullanımı ile, kendi bankası nezdinde ciro sağlamış, mağdurun rızası dışında kredi kartlarını, üye işyeri sorumluluğuna aykırı olarak Ali ve Yavuz’a kullandırtmıştır. Sanıkların eylemleri aynı mağdura karşı, birden çok kredi kartının kullanılmasına ilişkindir. Somut durumda değerlendirildiğinde Kuyumcu, Ali ve Yavuz’un eylemine konu olan kartların birden fazla kullanılması halinde zincirleme suçu, bir kere kullanılması halinde ise, kart adedinin fazla olmasına rağmen mağdurun tek ve aynı banka olması dolayısıyla tek bir cezanın verilmesi gerekmektedir. Ancak Ali ve Yavuz’a diğer iştirakleri ile gerçekleştirdikleri eylemin zincirleme suç tipine dahil edilmesi, korunan hukuki yararın gerçekleşmeyeceği açık olduğundan, her iştirak eylemi için ayrıc cezalandırmaya gidilmesi gerekmektedir. o Yargıtay’a gore aynı kişiye ait olsa bile farklı banka veya kredi kartının kötüye kullanılmasında, her kart için ayrı suç oluşmaktadır. Aynı kartın değişik zamanlarda birden fazla kötüye kullanımında ise zincirleme suç meydana gelmektedir. Bu değerlendirme ışığında, her bir failin asli fail olduğu, fiilleri iştirak halinde işledikleri ve TCK madde 245/1 uyarınca yargılanmaları gerektiği söylenebilir. Kredi Kartları günümüzde, tüm bireylerin nakit para taşımak yerine oldukça yaygın şekilde ve vazgeçilmez derecede kullanmış olduğu bir araçtır. Söz konusu aracın bağlı bulunduğu bilişim sisteminin güvenliği de bir o kadar önemli bir ayrıntı olup, bireylerin kullandığı sisteme duyduğu güvenin korunması gerekmektedir. Bu nedenle hem kredi kartı çıkartan kuruluşların, hemde kullanmaya yardımcı kuruluşların ve ayrıca kullanıcılarında sistemin güvenliğini koruyacak tedbirler almaktan kaçınmamaları gerekmektedir. Kredi kartlarının hizmete sunulması ve kullanımı ile ilgili olarak esas itibariyle kredi kartını çıkaran banka veya kurum, kart hamili ve üye işyerinden oluşan üç taraflı bir sistem vardır. Bu sistemde kart hamili, anlaşmalı işyerinden mal ve hizmet şeklindeki gereksinmelerini karşılarken; bedeli nakden değil, ilgili satış belgesini imzalayarak ödemiş sayılır. Buna karşılık işyeri yetkilisi ise, sattığı mal veya hizmet bedelini kredi kartını çıkartan kurumdan tahsil eder. Kart hamili de anlaşma koşullarına uygun olarak kartı çıkartan banka veya kuruma ödeme yapar. Kısaca banka veya kredi kartları, TCK 245/1. fıkrasındaki düzenlemeye gore, başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne şekilde olursa olsun ele geçirdikten sonra kart hamilinin rızası dışında kullanarak ya da başkasına kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlama fiili yaptırıma bağlanmıştır. Burada, banka veya kredi kartının, kullanan kişi tarafından nasıl ele geçirildiğinin bir önemi yoktur. Bu nedenle, kişinin kartı bulması, çalması ya da farklı bir biçimde elde etmiş olması cezalandırılmasına engel değildir . Önemli olan, kartı kullanan kimsenin hukuka aykırı yarar elde etmiş olmasıdır. Hukuka aykırı yarar, kredi kartıyla alışveriş yapılması, para çekilmesi ya da veri iletim ağlarında kartın kullanılması yoluyla veya diğer bir başka yolla elde edilmiş olabilir. Banka veya kredi kartının hukuka aykırı yarar sağlanması için failin kendisi veya fail tarafından görevlendirilen bir başkası tarafından kullanılması arasında fark yoktur. Her iki durumda da suç gerçekleşmiş sayılır. Kartın sahibinin rızası dışında, hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma veya yağma suçu işlenerek elde edilmesi halinde fail, işlemiş olduğu suçtan ve ayrıca TCK 245/1 madde hükmü uyarınca cezalandırılacaktır. Yargıtay 6. Ceza dairesi verdiği bir kararda “ T;2006/1306-9962 E-K Sanığın misafir olarak gittiği yakınanın evinde çantasından çaldığı kredi kartı ile değişik işyerlerinden alışveriş yaptığının anlaşılması karşısında; yakınana ait kredi kartı çalma eyleminin 765 sayılı TCY’nin 491/3 5237 sayılı TCY 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunu ve kartla değişik işyerlerinden alışveriş yapma eyleminin aynı yasanın 504/3, 80 5237 sayılı TCY’nın 245/1 maddelerine uyan suçu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtları takdir ve değerlendirmenin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeyerek görevsizlik kararı yerine, duruşmaya devamla yazılı biçimde karar verilmesi 3” şeklinde açıkça belirtmiştir. TCK 245 yalnızca kredi kartları hakkında hüküm doğurmaya elverişlidir. Gelişen ve değişen dünyada, hukuk sistemimizin ve Yargı Organlarımızın söz konu değişimlere ayak uydurarak, gerekli ve yeterli, norm çarpışması olmaksızın düzenlemeler yapmaları ve yoruma açık bırakmayacak derecede suç tiplerini ve cezalarını, kanunilik prensibi dahilinde tespit etmelidir. 3 Yargıtay 6. CD T;2006/1306-9962 KAYNAKÇA 1- KARAGÜLMEZ, Bilişim Suçları ve Soruşturma Kovuşturma Evreleri, Ankara 2009, 2- KETİZMEN, Türk Ceza Hukukunda Bilişim Suçları, Ankara 2008 5- ATAMER, “Kredi kartının Üçüncü Kişi Tarafından Hukuka Aykırı Şekilde Kullanılması Halinde Doğan Zararları Kim Taşıyacaktır?”,Bilgi Toplumunda Hukuk, Ünal Tekinalp'e Armağan, Cilt 1, Beta Yayıncılık, 2003, İstanbul 6- DÖNMEZER, Sulhi, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler, Beta Yayıncılık, Ekim 2004, İstanbul, 7- KARDAŞ,Ümit, Bilişim Dünyası ve Hukuk, Karizma Dergisi, S13,Y2003 8- KURT, Levent, Bilişim Suçları, Seçkin Yay, Ankara, 2005 9- BKM Kayıtları,
Teslim alınmayan bir kartın harcamalarından kart sahibi sorumlu tutulamaz. Çünkü sadece ıslak imza karşılığında kredi kartı teslimatı yapılır. Kötü niyetli kişilerin eline geçmesi durumunda harcamalarda dağıtım firması ve banka sorumlu 22, 2021İçindekiler1 Kart teslim almazsam ne olur?2 Kredi kartı hangi durumlarda iptal olur?3 Kredi kartı ne kadar sürede iptal olur?4 Kredi kartı teslim almadan aktif olur mu?5 Banka Kartı şubede kaç gün bekler?6 Teslim edilmeyen banka kartı nereden alınır?7 Kredi kartı kendi kendine iptal olur mu?8 5 yıl boyunca kredi kartı borcu ödenmezse ne olur?Kart teslim almazsam ne olur?İptal olmaz dostum. Bankada seni arayıp kartı aldınmı diye sormaz tam aksine kart aidatı bile kartı hangi durumlarda iptal olur?Kredi Kartı Neden Kapatılır?borçların ödenmemesinden dolayı kartın kapatılmasıkayıp, çalıntı veya şüpheli işlem durumlarından dolayı kartın kapatılmasıkullanıcının kendi isteği doğrultusunda kartın kapatılmasıJun 21, 2021Kredi kartı ne kadar sürede iptal olur?Bankalar kredi kartınızı 7 gün içerisinde iptal etmek zorunda. Bu nedenle kartınızın iptal edilmemesi durumunda BDDK'ya dilekçe verebilirsiniz. Kolay kredi kartı veren bankalar, müşteri dostu olmasıyla ön plana kartı teslim almadan aktif olur mu?Teslim edilen kredi kartı hemen kullanıma uygundur. Kredi kartının teslim edilmediği süre içerisinde müşteri hizmetlerini arayarak kredi kartını online kullanıma Kartı şubede kaç gün bekler?İkamet edilen il ve ilçeye göre kredi kartının ulaşma süresi değişkenlik göstermekle birlikte yaklaşık 3 ila 10 gün arasında kredi kartı sahibine ulaşır. Ayrıca şube üzerinden teslim veya online kullanıma açma gibi alternatiflerle bazı bankalar aynı gün içerisinde kredi kartını kullanıma açıp teslim edilmeyen banka kartı nereden alınır?Banka müşteri hizmetlerini ara, kartı bulunduğun şehirdeki sana en yakın şubeden almak istediğini kartı kendi kendine iptal olur mu?Kullanılmayan Kart Ne Zaman İptal Olur? Kredi kartında 180 gün 6 ay süresince herhangi bir mali hareket olmaması halinde kredi kartı banka tarafından otomatik olarak pasife yıl boyunca kredi kartı borcu ödenmezse ne olur?Pek çok kişi tarafından bilinen yanlış olan kredi kartı borcunun 5 yıl sonra silindiği doğru değildir. Bankalara olan borçlarınız hiçbir zaman silinmez ancak belli bir süre boyunca banka borcu alamadıysa borcu varlık şirketine satar. Bu süreçten sonra alacaklı taraf banka değil varlık şirketi olacaktır.
Gelen kredi kartını kullanmazsam iptal olur mu, şifresi alınmamış kredi kartı iptali nasıl yapılır? Yeni gelen kredi kartını kullanıma açabilmek için kart şifresi almanız gerekiyor. Kart şifresi aldıktan sonra kredi kartınızı tüm alışverişlerinizde taksit kampanyalarıyla birlikte kullanabiliyorsunuz. Ancak kredi kartını kullanmayacaksanız veya gelen kartın şifresi almayıp atıl halde bekletiyorsanız kredi kartı aidatı ödemeniz gerekebilir. Ayrıca … Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz –> See more posts like this on Tumblr Senetle Araba Ev Konut Alışveriş Telefon
Kredi kartı beklerken henüz ellerine geçmemiş hatta şifresini bile bilmedikleri kartlara kredi kartı aidatının geldiğini gören tüketiciler "Kart gelmeden aidatı geldi ise kart gelince nasıl borçlandırılacağız acaba? Almadığımız hizmetin bedelini mi ödeyeceğiz?" diyerek tepki gösterdiler. ŞikayetVar internet sitesine göre; kredi kartına yeni başvuran ve henüz kredi kartı teslim edilmeyen tüketicilere yansıtılan kart aidatları bankalar ile tüketiciler arasındaki ateşi yeniden alevlendireceğe ile tüketiciler arasında süregelen kart aidatı gittikçe çıkmaza giriyor. Şikayet Portalı Şikayetvar'a gelen şikayetlere göre daha kredi kartının şifresini bile bilmeyen tüketici kart aidatı ödemek zorunda bırakılıyor. Kart Gelmeden Aidatı Geldi! "Kredi kartını kuryeden teslim aldıktan 3 gün sonra kart aidatı olan hesap ekstresi geldi. Ama ben henüz kartı hiç kullanmadım hatta şifresini de almadım. Bankaya gidip müşteri hizmetlerini arayıp bu ücretin iptalini talep ettim. Bana sadece bu ücretin yarısını karta para puan olarak yükleyebiliriz bunu ödemeniz gerekir dediler. Bende kartı kapatmak istediğimi söyledim ve kapattılar. Ancak bu kart aidatı yine her ay bana borç bildirimi olarak sms geliyor. Bugün yine bir daha kredi kartı göndermişler. Ben işteyken eşime teslim edilmiş." "Elime Geçmeyen Kart İle Harcama Yapmamı İstedi" "Elime geçmeyen kredi kartına yıllık aidat isteniyor! İş yerime gelen bankanın müşteri temsilcilerinin yıllık aidat kesinlikle yok şeklinde söylemlerine inanarak kredi kartı başvurusu yaptım. Gelmesini beklediğim kredi kartı bir türlü elime ulaşmadığı gibi cep telefonuma gelen 70 TL yıllık kart bedeli ile şaşkınlığa uğrayarak müşteri hizmetlerini aradım. Bana harcama yaptığım takdirde kart aidatının iptal edileceği söylendi. Elime geçmeyen bir kartla nasıl harcama yapacağım acaba merak ediyorum? Elime geçmeyen kartın ve yıllık kart aidatı ücretinin iptalini istiyorum."
bankaya gelen kredi kartını almazsam ne olur