c32t. Çevre İle İlgili Sloganlar - Çevre Koruma Sloganları ORMANSIZ YURT VATAN DEĞİLDİR. YEŞİL GÖRMEYEN GÖZLER RENK ZEVKİNDEN MAHRUMDUR. VATAN TOPRAĞI KUTSALDIR , KADERİNE TERK EDİLEMEZ. M. K. ATATÜRK SOLUYACAĞINIZ OKSİJENİ BULABİLMEK İÇİN BİR AĞAÇ DİKİNİZ YAPRAK YEŞİLİ, GÖK MAVİSİ, ÇOCUKLARIMIZ RENKLERİN VARİSİ. ELİN İLE YAKTIĞIN ATEŞİ, GÖZYAŞINLA SÖNDÜREMEZSİN. ÇEVREYİ HOR GÖREN, GELECEĞİ ZOR GÖRÜR. ORMANDA ATEŞ YAKMAYIN, DOĞA SEVENLERİ AĞLATMAYIN. ÇEVREYİ NASIL BULMAK İSTİYORSAN ÖYLE BIRAK. SAĞLIKLI YAŞAM, SAĞLIKLI ÇEVRE İLE OLUR. BİZ DOĞAYI KORUDUKÇA, DOĞA DA BİZİ KORUR. YARININ DOĞASI BUGÜNDEN YARATILIR. AMBALAJ ÇÖP DEĞİLDİR, AYRIŞTIRMAK BİLİNÇTİR. DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLUR, BOŞA GİDERSE “SU” İNAN GÖLLER KURUR. YAPMAN GEREKEN ÇOK BASİT, İŞİN BİTTİĞİNDE DÜĞMEYİ, MUSLUĞU KAPAT. NÜKLEERE İNAT, YAŞASIN HAYAT. HAVA KİRLİLĞİNİ ELE ALMAYANLARI, HAVA KİRLİLİĞİ ER - GEÇ ELE ALACAKTIR. UÇMUYORSA KUŞLAR, ÖLÜYORSA BALIKLAR, NASIL YAŞAR İNSANLAR ? YEŞİLİ GÖRMEYEN GÖZLER RENK ZEVKİNDEN MAHRUMDUR. AGAÇ, ÇİÇEK VE YEŞİLLİK MEDENİYET DEMEKTİR. ÇEVRE BEKÇİ İLE DEĞİL, AKIL VE SEVGİ İLE KORUNUR. EN İYİ TEKNOLOJİ ÇEVREYİ EN AZ KİRLETENDİR. ATIKLARIMIZI ÇEVREYE DEĞİL, ÇÖP KUTUSUNA DÖKELİM. DOĞA İNSAN OLMADAN DA YAŞAYABİLİR AMA İNSAN DOĞA YOKOLDUKTAN SONRA YAŞAYAMAZ. BİR DİKİLİ AĞACI OLMALI HERKESİN, YAŞAMAK VE YAŞATMAK İÇİN. DOĞADA TÜM CANLILARIN YAŞAMAYA HAKKI VARDIR. DOĞA KENDİSİNE GÜVENENİ ASLA ALDATMAZ GELECEĞİN KONUTLARI, BETONU ÇOK OLAN DEĞİL YEŞİLİ ÇOK OLANDIR. ÇEVRE SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ EĞİTİMLE BAŞLAR. ÇEVRECİLİK SADECE MODA DEĞİL GEREKLİLİKTİR. DOĞADAN AYRILMAK MUTLULUKTAN AYRILMAKTIR. UYGARLIK İNSANIN ÇEVRE İLE UYUM İÇİNDE YAŞAMASIDIR. ÇEVREYİ KORUMAK SEVGİYLE BAŞLAR, SEVMEK YAŞATMAKTIR. YAKIT İSRAFI VE HAVA KİRLİLİĞİ SAĞLIĞIMIZIN VE KESEMİZİN DÜŞMANIDIR. BİRBİRİMİZLE DEĞİL ÇEVRE KİRLİLİĞİ İLE SAVAŞALIM. DAHA İYİ BİR ÇEVRE DAHA MUTLU BİR YAŞAM. DAHA YEŞİL BİR TÜRKİYE İÇİN EL ELE VERELİM UMUTLARIMIZI FİDAN DİKEREK YEŞERTELİM. DİKTİĞİNİZ FİDANIN GÖLGESİNDE OTURMANIZ DİLEĞİYLE. DİKTİĞİNİZ HER FİDANLA YAŞAMA KÖK SALARSINIZ. AĞAÇLAR VE ORMAN HAYATIMIZIN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR, ONLARSIZ BİR UYGARLIK DÜŞÜNÜLEMEZ. SUYA SET GÜNEŞE ŞEMSİYEDİR ORMAN. AĞAÇ OLMADAN ORMAN, ORMAN OLMADAN VATAN OLMAZ. BİR FİDAN İKİ FİDAN... DERKEN ÜÇ, DÖRT, BEŞ FİDAN BİRDE BAKARSINIZ ÇEVREN OLUVERMİŞ ORMAN. ORMANIN KIYMETİNİ ÇÖLE DÜŞENLER ANLAR. İSTİYORSAN ARKANDA BİR ESER, BİR FİDAN DİKMEN YETER. YEŞİLİ SİYAHA DÖNÜŞTÜRMEYELİM. GELECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORSAN ORMANLARINI KORU. EROZYONU ÖNLEMEK İÇİN MİLLETÇE EL ELE VEREREK FİDAN DİKELİM. ORMANI VE MERASI TAHRİP EDİLMİŞ YERLERDE EROZYON; TOPRAKLARIN KEMERİ, DOĞAL AFETLERİN KAYNAĞIDIR. OTOMOBİLİ, KÖMÜRÜ, ÇİMENTOYU İTHAL EDEBİLİRSİNİZ AMA TOPRAĞI İTHAL EDEMEZSİNİZ. EROZYON İNSANLAR İÇİN BİRAZ DAHA AZ EKMEK, BİRAZ DAHA ÇOK GÖZYAŞIDIR. EROZYON DEMEK TOPRAKLARIMIZIN KAYBI DEMEKTİR, ÇORAKLAŞMA DEMEKTİR, AÇLIK DEMEKTİR. KORUMAZSAK DOĞAL GÜZELLİKLERİMİZİ, GELECEK NESİLLER SORGULAR BİZİ. SADECE DOĞANIN VERDİĞİNİ TÜKETEN ONA HİÇBİRŞEY KAZANDIRMAYANLAR, SONUNDA ÇEVREYE VERDİĞİ KİRLİLİKLE CEZALANDIRILIR. ÇÜNKÜ KİRLİ BİR DOĞADA YAŞANAMAZ. DÜNYA İNSANLARA DEĞİL İNSANLAR DÜNYAYA AİTTİR. BU DÜNYA BİZE ATALARIMIZDAN MİRAS KALMADI, BİZ ONU ÇOCUKLARIMIZDAN ÖDÜNÇ ALDIK. FİDAN TOPRAĞIN ÇOCUĞUDUR. ONU KENDİ ÇOCUĞUMUZ GİBİ KORUYALIM. TABİATIN KORUNMASI, İNSAN GELECEĞİNİN SİGORTASIDIR. İnsan etkinlikleri kontrolsüz ve plansız bir şekilde gerçekleştirildiğinde, toprak büyük ölçüde zarar görür ve toprak kirliliği meydana gelir. Toprak kirliliğine neden olan bazı etkenlere geçmeden önce Toprak Nedir? Özellikleri ve İşlevi Nedir? kısaca değinelim. Ardından Toprak Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir? tek tek anlatmaya başlayalım. Toprak, yeryüzünün en üst tabakasıdır. Bu tabaka, hava koşullarının da etkisiyle ufalanmış kaya parçalarından ve ayrışmış organik maddelerden oluşur. Toprak oluşumunda iklim, bitki örtüsü ve toprakta yaşayan canlılar gibi etkenler rol oynar. Bu etkenler kayaçlarda ya da organik maddelerde çeşitli değişikliklere yol açarak toprağın oluşumuna katkıda bulunur. Bu etkenlerin herhangi birinde ortaya çıkan değişim toprakta da değişime neden olur. Toprağın oluşması uzun bir süreçtir. Bu süreç o kadar yavaştır ki toprak yenilenemeyen bir kaynak olarak kabul edilir. Toprak; mineraller, su, oksijen, karbon dioksit, azot içerir ve canlılığın temelini oluşturur. Birçok bitki ve hayvan toprakta yaşar. Canlıların çürüme ve parçalanma süreçleri toprakta gerçekleşir. Toprak, yer altı sularını arıtır ve doğal bir filtre işlevi görür. Toprak sürekli bir oluşum ve zarar görme erozyon süreci içindedir. Toprak, organik ve inorganik bileşiklerden oluşan hareketli ve yaşayan bir sistemdir. Toprakta, içinde su ve gazlar bulunan boşluklar vardır. Toprağı oluşturan maddelerin farklı bileşimleri toprağın çeşidini belirler. Toprak çeşitleri; kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerine göre farklılık gösterir. Silt Toprağı oluşturan 0,02 – 0,002 mm büyüklüğündeki parçacıktır. Tın Toprağı oluşturan 0,2 – 0,02 mm büyüklüğündeki parçacıktır. Ayrıca toprakta bakteriler, mantarlar, solucanlar ve kemirgenler gibi canlı toplulukları yaşar. Toprakta yaşayan canlılar; Çürümüş organik maddelerle beslenen şapkalı mantarlar Salyangozlar ve sümüklü böcekler Tahtakurusu Çatalkuyruklular Toprak solucanı İlkel solucanlar Tırtıllar ağustos böceği larvaları Karıncalar’dır. Toprak; önemli biyolojik, kimyasal ve jeolojik süreçlerin görüldüğü karmaşık bir sistemdir. 1 gram toprakta milyonlarca canlı bulunur ve bunlar ekosistemin devamlılığı açısından büyük önem taşır. Yapılan hesaplamalara göre 1 hektarlık toprağın en üstünde bulunan 30 cm’lik bölümünde yaşayan bakteriler, mantarlar, solucanlar, tespih böcekleri, örümcekler ve kın kanatlılar gibi canlıların toplam ağırlığı yaklaşık 25 tondur. Salyangoz, fare ve solucan gibi canlılar, ekilebilir topraklardaki toplam hayvan ağırlığının %50-75’ini oluşturur. Toprak, üzerinde bitkilerin yetiştirilebildiği bir alandır. Ayrıca dünyadaki tüm ekosistemlerin temel bir bileşenidir. Toprağın da su ve hava gibi korunması gereken bir ortam olduğu ancak son yıllarda anlaşılmaya başlanmıştır. Toprak, en önemli doğal kaynaklardan biridir. Toprağın kirlenmesi ve erozyona uğraması, bu doğal kaynağın yok olmasına ve veriminin azalmasına yol açar. Kaybedilen toprağın yeniden kazanılabilmesi için uzun yıllar geçmesi gerekir. 30 cm kalınlığında bir toprak tabakasının oluşması 1000-10 000 yıl arasında bir zaman alır. Toprak, durağan bir ortamdır ve her tip kirlilik yapıcı maddenin biriktiği dev bir depoya benzer. Kirliliğe yol açan maddelerin toprakta kalma süreleri havada ya da suda kalma sürelerinden çok daha uzundur. Bu nedenle toprakta oluşan kirliliğin etkisi de daha uzun sürer. 1- Toprağın İşlevleri Nelerdir? Toprağın en önemli işlevleri, yer altı sularını süzmek, bitkilerin büyümesi için gerekli besin maddelerini sağlamak ve farklı canlı türlerine yaşam alanı oluşturmaktır. Toprak, aynı zamanda güneş enerjisini yakalayan, depolayan ve yansıtan bir ortamdır. Toprak, işlevlerini yüzyıllar boyunca herhangi bir sorun olmadan yerine getirmiştir. Ancak 20. yüzyılda sanayi etkinliklerinin artmasıyla toprağın bazı işlevlerinin gerçekleşmesi de güçleşmeye başladı. Günümüzde, kentleşmenin hızlanması, buna bağlı olarak sürekli yeni altyapı sistemlerinin oluşturulması, sanayinin gelişmesi, ulaşım ağlarının genişlemesi, daha çok atık üretilmesi, madencilik ve yoğun tarım etkinlikleri toprağın işlevlerini kaybetmesine neden olmaktadır. Bu insan etkinliklerinin olumsuz etkileri sonucu ise toprak kirliliği meydana gelmektedir. Toprağın işlevlerini kaybetmesini engellemek, toprak kirliliğini önlemek ve sürdürülebilirliğini sağlamak biz insanlara bağlıdır. İnsanların topraktan yararlanırken aynı zamanda toprağın sürdürülebilirliğini de sağlamayı başarması, dünya üzerindeki tüm toprakları koruyabilmek açısından büyük önem taşır. Toprak Bitkisel Ürünlerin Kaynağıdır Toprak bitkilere besin, hava ve su sağlar. Ayrıca bitki köklerinin gelişmesine uygun bir ortam oluşturur. İnsan etkinlikleri sonucu toprağın yok olması, zarar görmesi ya da toprak kirliliğinin oluşması, besin ya da kereste kaynağı olan bitkilerin üretiminde azalmaya neden olur. Toprağın asitlenmesi, sıkıştırılması ve erozyonu kereste kaynağı olan ağaçların gelişimini engelleyen son derece olumsuz bir etkendir. Toprak Doğal Filtre İşlevi Görür Toprak, doğal bir filtre işlevi görmesi nedeniyle zararlı maddelerin yer altı sularına ulaşmasını ve besin zincirine karışmasını engeller. Bazı organik maddelerse ayrıştırılır ya da başka bileşiklerin oluşumuna katılır. Toprağın filtre işlevi, içme suyu kaynağı olarak kullanılan yer altı sularının korunması açısından çok önemlidir. Ayrıca toprak, yer altı sularını kimyasal maddelerden korumak ve ısı dengesi sağlamak bakımından tampon görevi de yapar. Toprağın bu özelliklerine bağlı olarak yapısında kirlilik yapıcı maddeler birikerek toprak kirliliğine neden olur. Tarımda kullanılan ilaçların %99’u toprakta zehirli olmayan bileşiklere dönüştürülür. Ancak kalan %1’lik miktar, yoğun kullanım alanlarındaki içme sularını tehdit etmeye yeterlidir. İnsan etkinliklerinin neden olduğu çevresel değişiklikler, zaman içinde toprakta kirlilik yapıcı maddelerin birikmesine neden olabilir. Topraktaki miktarı çok arttığında bu maddeler yer altı sularına karışır. Bu da canlılar açısından son derece tehlikelidir. Toprak Canlılar İçin Yaşam Alanıdır Toprak, çeşitli canlı türleri ve mikroorganizmalar için yaşam alanı sağlar. Bu nedenle bir “gen havuzu” olarak da kabul edilebilir. Toprağın niteliğinin zayıflaması genellikle biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olur. Biyolojik çeşitliliğin azalmasına şunlar neden olabilir Bitkilerin aşırı miktarlarda toplanması ya da yakılması Aşırı miktarda gübre ve tarım ilacı kullanılması Atmosferdeki kirlilik sonucunda asitlenme oluşması Topraktaki biyolojik çeşitliliğin azalma derecesini kestirmek genellikle güçtür. Çünkü biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olan başka etkenler de vardır. Biyolojik çeşitlilikteki azalma, özellikle erozyon, toprağın sıkıştırılması ve kimyasal maddelerle kirlenmesi sonucu oluşur. Toprak Yapıların İnşa Edildiği Alandır Toprak; yollar, evler, sanayi ve eğlence tesisleri vb. binaların yapıldığı ve atıkların bırakıldığı fiziksel bir ortamdır. Tarıma elverişli toprakların, yapılaşma ve altyapı sistemi oluşturma amacıyla kullanılmaması gerekir. Toprak Hammadde Kaynağıdır Toprak; kömür, petrol gibi yakıtların yanı sıra, kil, çakıl, kum ve mineraller gibi ham maddelerin de kaynağıdır. Ancak bu hammaddeleri elde etmek amacıyla gerçekleştirilen madencilik etkinlikleri doğanın önemli ölçüde değişmesine neden olur. Toprak Mimari ve Tarihî Mirastır Toprak, aynı zamanda arkeolojik eserleri ve fosilleri içinde saklayan tarihsel bir yapıdır. 2- Toprağa Yönelik Tehditler Toprak, sınırlı bir doğal kaynaktır. Bu değerli kaynak çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Toprağın zarar görmesine neden olan bazı etkenler şunlardır Erozyon Erozyon, toprağın tarım yapılan üst tabakasının su, rüzgâr, buz, yer çekimi ya da canlıların etkisiyle aşınıp taşınmasıdır. Toprağın bitki örtüsü bakımından yoksul olması erozyon oluşumunu kolaylaştırır. Erozyon, topraklarımızın yok olmasına neden olan etkenlerin başında gelir. Ülkemizdeki erozyon, Avrupa’dakinden 12, Afrika’dakindense 17 kat daha fazladır. Erozyon, her yıl yaklaşık 500 milyon ton verimli toprağımızı kaybetmemize neden olmaktadır. Erozyon, toprağı yağmur ya da rüzgârın etkisine açık hâle getiren ya da yüzeyden akan suyun miktarını ve hızını artıran çeşitli insan etkinliklerinden kaynaklanabilir. Yamaçların sürülmesi, bitkilerin sökülmesi, teraslama yapılmaması, çok sayıda hayvan yetiştirme, yetersiz ürün yönetimi ve değişimi, toprağın ağır makinelerle sıkıştırılması gibi tarım uygulamaları erozyonu hızlandırır. Ayrıca ormanların yok edilmesi ve aşırı otlatma da erozyona yol açan temel etkenlerdendir. Suyun etkisiyle oluşan erozyon çok yaygındır. Su erozyonu, genellikle bitkilerin kök derinliğinin azalmasına, besinlerin sürüklenip gitmesine, organik maddelerin yok olmasına ve bazen de bitkilerin ve ağaçların kökünden koparak yok olmasına yol açar. Su erozyonunun bu tip etkileri tarım ürünlerinin verimliliğini %30’a kadar düşürebilir. Eğimli alanlardaki tüm topraklar erozyona açıktır ancak kumlu ve milli topraklar özellikle tehlike altındadır. Toprağın yapısı, içerdiği organik madde miktarı, geçirgenlik oranı, topoğrafya, iklim, bitki örtüsü ve insan etkinlikleri erozyonun oluşumunda belirleyici rol oynar. Erozyon, doğaya ve ekonomiye büyük zarar veren bir sorundur. Bu sorunu ortadan kaldırmaya yönelik çeşitli uygulamalar geliştirilmiştir. Örneğin, dönüşümlü tarım yapılması ve mekanik engellerin kurulması gibi. Birçok ülkede erozyonu önleme çalışmaları yapılmaktadır. Ancak bu çalışmalarda nüfus baskısı, ekonomik ve ekolojik etkenler de dikkate alınmalıdır. Asitlenme Toprağın asitlenmesi, fosil yakıtların yakılması ve çeşitli sanayi etkinlikleri sonucunda çıkan kükürtlü ve azotlu bileşiklerin atmosferdeki miktarının artmasına bağlı bir sorundur. Kükürtlü ve azotlu bileşiklerin atmosferdeki su buharıyla tepkimeye girmesi sonucu asit yağmurları oluşur. Asit, yağışlarla suya ve toprağa geçer. Suyun ve toprağın yapısında değişikliklere yol açar ve canlılar için tehlike oluşturur. Asitlenmenin çevre üzerindeki temel etkisi, asitli bileşiklerin topraktan yer üstü ve yer altı sularına karışmasıdır. Asitlenmenin yanında, demir, alüminyum, kalsiyum, magnezyum ve bazı ağır metal iyonlarının varlığı da söz konusuysa toprak tampon olma işlevini yerine getiremez. Kumlu toprakların tampon oluşturma kapasitesi daha düşüktür. Bu nedenle toprağın asitlik derecesindeki pH küçük bir değişiklik bile toprağı kirletici bir etkene dönüştürmeye yeter. pH çok düşük olduğunda ağır metallerin artma tehlikesi de vardır. Toprağın asitlenmesi planlı gübreleme ve kireçleme kireçleme, toprağın pH’sini artırabilir ancak toprağın biyolojik yapısı üzerinde olumsuz etkileri de olur. yapılarak kontrol altına alınabilir. Ancak bu tip uygulamalar toprağın tampon oluşturma işlevini azaltır. Bu nedenle toprağın asitlenmesi tümüyle engellenemeyen çok ciddi çevresel tehlikelerden biridir. Sıkışma Toprağın sıkışması, ağır makinelerin belirli bir arazide uzun süreler boyunca tekrar tekrar kullanılması ve yağışlı havalarda büyükbaş hayvanların ıslak toprak üzerinde gezinmesi nedeniyle oluşur. Sıkışma, topraktaki boşlukları azaltır. Bu, bitki köklerinin daha az hava ve su alabilmesi anlamına gelir. Köklerin gelişimi güçleşir. Bunun sonucunda inorganik madde alımı azalır. Ayrıca sıkışma, yağmur sularının toprağa geçişini azaltır. Bunun sonucunda yüzeydeki fazla su, erozyonu ve toprağın üst tabakasının içerdiği besinlerin yok olma tehlikesini artırır. Tuzlanma Tuzlanma, uygun olmayan yöntemlerle ya da denizden alınan tuzlu suyla sulama yapılması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Bu uygulamaların toprakta yaşayan canlılar ve ürün verimliliği üzerinde olumsuz etkileri vardır. Tuzlanmanın geri dönüşü mümkündür. Ancak tuzlanma görülen toprakların tarıma elverişli hâle getirilmesi çok pahalıya mal olur. Toprak Kirliliği İnsan etkinliklerinin birçoğu toprak kirliliğine neden olur. Ağır metaller, organik kimyasal maddeler, yağlar, ziftler, pestisitler, patlayıcı ve zehirli gazlar, radyoaktif maddeler, yanıcı maddeler ve asbest toprak kirliliğine sebep olur. Bu maddeler, genellikle tarım, sanayi ve evsel kaynaklı atıkların denetimsiz bir şekilde atılmasından kaynaklanır. Ayrıca çöp alanlarının denetimsiz bırakılması da toprak kirliliğine neden olduğundan son derece tehlikelidir. Toprak Kirliliğinin Nedenleri Nelerdir? kısaca özetlersek; Ağır Metal Kirliliği Kadmiyum, kurşun, krom, bakır, çinko, cıva ve arsenik gibi ağır metallerden kaynaklanan toprak kirliliği çevre açısından büyük bir tehlikedir. Ağır metaller toprakta doğal olarak vardır. Ancak aşağıdaki etkenler ağır metallerin toprakta miktarının artmasına neden olur Sanayi demir kullanmayan sanayi tesisleri, enerji santralleri, demir, çelik ve kimya sanayileri Tarım kirli suyla sulama ve yapay gübrelerin kullanımı gibi Atıkların yakılması Fosil yakıtların yakılması Kara yolu trafiği Tarım yapılan toprakların ağır metallerle kirlenmesi ürün miktarının azalmasına yol açabilir. Ayrıca bu ağır metaller tarım ürünlerinde yüksek miktarlarda birikebilir ve besin zincirlerine karışabilir. Çayır ve bozkırların olduğu alanlarda, ağır metaller daha çok en üstteki birkaç santimetrelik bölümde birikir. Bu ağır metaller, otlayan hayvanlar tarafından topraktan doğrudan alınır. Bu durum da canlıların sağlığı açısından tehlikelidir. Ağır metaller zehirlidir ve topraktaki canlılık etkinliklerini engeller. Bu ağır metaller, toprakta onlarca hatta yüzlerce yıl kalabilir. Ağır metallerin salımının azaltılması, bunların atmosferde ya da toprakta birikmesini önlemenin en kolay yoludur. Tarım alanlarında, ağır metal oranı düşük gübrelerin, inorganik böcek ilaçları yerine organik olanlarının kullanılması ağır metallerin toprakta birikmesinin azalmasına yardımcı olabilir. Tarım İlaç Kirliliği Tarım ilaçları toprakta yaşayan canlıları doğrudan etkiler. Ancak bu tip maddelerin toprakta birikmesi, bunların yer üstü ve yer altı sularına karışarak çevre kirliliği oluşturmasına da neden olabilir. Çevre Kirliliğine yol açan organik maddeler, atmosferde birikerek yağışlar yoluyla doğrudan toprağa geçer. Organik maddeler arasında yağlar, ziftler, klorlu hidrokarbonlar ve dioksinler bulunur. Bu tip organik maddeler o kadar çeşitlidir ki bunların topraktaki varlıklarını belirlemek ve izlemek çok zordur. Tarım ilaçları ekinleri korumak ve daha nitelikli ürün elde etmek için genellikle zararlı mantar, yabani ot ve böceklere karşı kullanılır. Ancak bazı tarım ilaçları çok tehlikelidir. Çünkü bunlar hedef alınmayan canlıları da etkiler. Tarım ilaçlarının kullanılması, şu sorunlara yol açabilir Fiziksel ve kimyasal bozulmalara bağlı olarak toprakta yaşayan canlıların yok olmasına Ekinlerde verimin önemli ölçüde düşmesine Yer altı sularına zehirli kimyasal maddelerin karışması ve içme suyu kaynaklarının kirlenmesine Uygulamalarda ve yasalarda yapılacak bazı iyileştirmelerle tarım ilaçlarının zararları azaltılabilir. Bunlar Çok sayıda canlıyı etkileyen tarım ilaçlarının yasaklanması Tarım zararlılarını yok etmede birden fazla yöntemin bir arada kullanılması Zararlılarla mücadelede biyolojik mücadele yöntemlerine başvurulması Zararlılarla mücadelede biyoteknolojideki gelişmelerden yararlanılması Nitrat ve Fosfor Kirliliği Azot ve fosfor, tüm canlılar için gerekli temel elementlerdendir. Bu elementler, toprağı ve ürünleri doğrudan etkiler. Bitkiler için önemli besin maddeleri olmalarına karşın topraktaki miktarlarının normalin üzerine çıkması, yer altı sularının kirlenmesine yol açabilir. Bu elementlerin toprağa karışma miktarı; toprağın çeşidine, iklime ve tarım uygulamalarına bağlıdır. Fosfor Fosfor, besi hayvanlarının çok olduğu bölgelerde toprağın üst tabakalarında birikir. Fosfora doymuş topraklarda, özellikle yer üstü sularında ve yer altı sularının üst tabakalarında fosfor miktarı artar ve sonuçta ötrofikasyon oluşur. Azot Nitrat kirliliği, uluslararası boyutta bir sorundur ve genellikle yoğun tarım etkinliklerinin yapıldığı bölgelerde ortaya çıkar. Bu sorunu azaltmaya yönelik tarım uygulamaları şunlardır Daha az çeşitlilikte besin maddesi gerektiren ürünlerin seçilmesi Gübrenin doğru zamanda büyüme mevsiminde kullanılması Hayvan gübrelerinin kullanımında gelişmiş yöntemlere başvurulması Hayvan otlatma mevsiminin kısaltılması Çayır ve mera kullanımının düzenlenmesi Radyoaktif Madde Kirliliği Toprağın sezyum-137, stronsiyum-90 ve bazı plütonyum izotopları gibi radyoaktif maddelerle kirlenmesi, özellikle Çernobil kazasından beri kamuoyunun bu konudaki kaygılarını iyice artırmıştır. Toprağın üst tabakalarındaki radyoaktif maddeler bitkilerin ve hayvanların radyasyona maruz kalmasına neden olur. Radyoaktif maddeler, toprak aracılığıyla besin zincirlerine katılır ve beslenme yoluyla insanlar ve hayvanlar tarafından alınabilir. Ayrıca rüzgârla havalanan toz parçacıkları da solunumla canlıların bedenlerine girebilir. Sonuç Sanayi tesislerinin yol açtığı toprak kirliliği insan sağlığı, ekosistemler ve ekonomi açısından ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Toprak kirliliğinin olası etkileri şunlardır Kirlilik yapıcı maddelerin toprak yüzeyine, yer altı ve yer üstü sularına salınması Kirlilik yapıcı maddelerin bitkiler tarafından emilmesi İnsanların kirlenmiş toprakla doğrudan temas etmesi Toz parçacıklarının ya da uçucu maddelerin solukla alınması Çöp alanlarında biriken gazların patlaması Yer altı boru hatlarının ve diğer yapı elemanlarının yıpranması Tehlikeli atık akıntılarının oluşması Arazi kullanımının toprağın yapısına uygun şekilde gerçekleştirilmemesi. 3- Toprak Kirliliğini Önlemek İçin Biz Neler Yapabiliriz? Toprak kirliliğine neden olan etkenler ortadan kalktıktan sonra toprağın özellikleri, zaman alsa da normale dönebilir ya da toprak uygun şekilde işlenerek biraz olsun iyileştirilebilir. Kirlilik kaynaklarını azaltmak, toprak kirliliğini ve yeraltı su kirliliğini önlemek açısından çok önemlidir. Kirliliği önleme çalışmaları, toprak ve yer altı sularının korunmasına yönelik uygulamaların yanı sıra sanayi atıklarını azaltmaya yönelik uygulamaları da içermelidir. Kirlenmiş toprakları iyileştirmek için toprağın kazılması, yıkanması ve boşaltılması gibi çeşitli yöntemlere başvurulabilir. Ancak bu yöntemlerin maliyeti çok fazladır. Toprak kirliliğine neden olan maddelerin hareketini engelleyen katkı maddelerinin kullanılması gibi yeni yöntemler daha düşük maliyetli ve etkilidir. Politika, yasalar ve uluslararası iş birliği Havadaki zehirli maddelerin neden olduğu asitlenme ya da kirlenme gibi ülkelerin sınırlarını aşan birçok sorun, yalnızca ilgili ülkelerin ortak çabalarıyla çözülebilir. Avrupa’da bu amaçla çeşitli uygulamalar başlatılmıştır. Toprağı korumak için gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası çabalar belirli kurallara uygun olmalıdır Toprağın korunması için iyileştirmeden çok, kirliliği önlemeye ağırlık verilmelidir. Toprağın işlevlerinden yararlanmaktan çok, bunların korunmasına önem verilmelidir. Arazi kullanımı toprağın yapısına uygun şekilde gerçekleştirilmelidir. Geçmişte ortaya çıkmış zararlar giderilmeli, ancak korumaya yönelik önlemler de alınmalıdır. Yeryüzünün büyük kısmı topraktan oluşur. Tabiat toprağı ile insanlığa merhametini göstererek kirliliklerden arındırıp ihtiyacı olanı vermektedir. Çevre insan için önemlidir. En temel ihtiyacımız olan beslenme ihtiyaçlarımızı karşılar. Ekilir biçilir bu sayede tüm canlılar ihtiyacını karşılar. Çevre kirliliğine bağlı olarak toprak kirliliği ortaya çıkar. Çevremizdeki kirlilikler etrafa yayılarak toprağa zarar verir. Kimyasal maddeler ise toprakta geri dönüşümü olmayan zararlara sebep olmaktadır. Toprakla beraber doğanında dengesi bozulmaktadır. Toprak yardır vatandır. Toprak candır sahip çıkmalı kirletmemeli. Toprak evimizdir, kirlenir ancak temizlenmeli. Temiz toprak temiz geleceğini işaret eder. Toprak hayattır uğruna canlar verilmiştir. Toprak evimizdir temiz tutmalıyız. Toprak aşımız her şeyimizdir. Toprak ana iyi davranıldıkça evlatlarına da iyi bakar. Doğaya değer veren evlatlarına değer verir. Toprak kirlendikçe insanlıkta kirlenir. Toprak kirliliği bireysel değil evrenseldir. Duyarsızlık geleceğimizi tehlikeye sokar. Başa dön tuşu Toprak, ana materyal adını verdiğimiz kayaçların, organik atıkların uzun bir süreç içinde birçok fiziksel, kimyasal ve biyolojik olay ve etkenlerle parçalanıp ayrışması sonucu ortaya çıkan ve dinamikleri devam eden doğal bir varlıktır. Toprak; insan, bitki ve birçok hayvanın üzerinde durduğu, insanların yaşamlarını devam ettirebilecekleri tek yerdir. Buna karşılık yeryüzünün sadece ¼’ü karalarla kaplı olup bu alanların dağlık, çöl, çoraklık vb. birçok doğal kısıtlılık nedeniyle çok az bir miktarı tarımsal üretime başka bir deyişle insanların kullanımına uygundur. Bugün toprak alanları, bir yandan kentleşme ve altyapı endüstriyel yapılar, yollar, hava alanları vb. alanları olarak kullanılarak daralırken diğer yandan toprak kirliliği gibi çok ciddi bir çevre sorunu tehdidi altındadır. Her şeyden önce toprak kirliliğini incelerken toprakların alan olarak artırılamadığı, toprakların ikamesinin mümkün olmayan kaynaklar olduğu ve kirlenmiş bir toprağın pratik olarak temizlenmesinin mümkün olmadığı bu alanların terk edilmekten öteye bir şey yapılamayacağı unutulmamalıdır. Hava ve su gibi, canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur. Toprağın üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil etmektedir. Bir gram toprağın içerisinde, milyonlarca canlı bulunmakta ve ekosistemin devamı için bunların hepsinin ayrı önemi bulunmaktadır. Toprağın verimliliğini sağlayan ve humus yönünden en zengin olan kısmı toprağın üst tabakasıdır. Toprak, en önemli doğal kaynaklardan birisi olup; tarım dışı gayelerle kullanılması, ağır metallerle kirlenmesi ve erozyon sonucu oluşan etkilerle kayıplara uğramakta ve verim düşmektedir. Kaybedilen toprakların yeniden kazanılması çok zordur. Toprağın 1 cm’lik üst tabakası, ancak birkaç yüzyılda oluşabilmektedir. Dünyadaki toprakların ancak 1/10’inde üretim yapılabilmektedir. Ülkemizin arazi varlığının ise yaklaşık %36’sı işlenmekte, %28’i çayır ve mera, %30’u orman ve fundalık olup geriye kalan bölümü diğer araziler içinde yer almaktadır. Ekilebilir arazinin ancak %18’i sulanabilmektedir. Toprak kirliliği, insan faaliyetleri neticesinde toprağın tabii yapısının bozulması, fiziksel, kimyasal ve biyolojik bileşiminin olumsuz yönde değişmesi ve özelliği icabı faydalı kullanılabilirliğinin azalması veya yerinde kullanılmaması şeklinde tarif edilebilir. 20. asrın başından itibaren modern tarıma geçilmesi ve sanayileşmenin hızlanması ile birlikte, toprak kirliliği de bir çevre sorunu olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Daha önceki asırlarda nüfusun azlığı ve endüstrinin henüz gelişmemiş olması sebebiyle, diğer çevre faktörlerinde olduğu gibi toprakta da herhangi bir kirlenme söz konusu değildi. Özellikle 20. yüzyılın ortalarına doğru hızlı nüfus artışı ile birlikte, tarım ve diğer alanlardaki sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak, toprak kirliliği de artmaya başlamıştır. Toprak Kirliliğinin Nedenleri Yerleşim alanlarından çıkan atıklar, egzoz gazları, endüstri atıkları, tarımsal mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler toprak kirliliğine sebep olan en önemli etkenlerdir. Yerleşim alanlarından çıkan çöplerin gelişigüzel boşaltılması Sanayi kuruluşlarının atıklarının toprağa atılması Kanalizasyon şebekelerinin arıtılmaksızın, doğrudan toprağa verilmesi Tarımsal üretimde birim alandan daha yüksek ürün almak için suni gübrenin aşırı kullanılması Tarımsal mücadele ilaçlarının bilinçsiz ve aşırı kullanımı Egzoz gazları, karbonmonoksit, kükürtdioksit, kurşun ve kadmiyum vs. gibi havaya verilen zehirli maddeler yağışlarla yere inmesi Ormanların insanlar tarafından tahrip edilmesi, yakılarak tarla açılması, tarım topraklarının hatalı işlenmesi, mera ve çayırların bilinçsiz kullanımı, aşırı otlatma vb. sebeplerle oluşan toprak erozyonu Endüstri, egzoz ya da ısınma kökenli havaya verilen kirletici gazların yağışlarla asit yağmurları yere inmesi. Su kaynaklarının kıt olması nedeniyle, kirli suların tarımsal sulamada kullanılması Ekonomik gerekçeler ve insanların yüksek gelir elde etmek isteği, kaliteli ve birinci sınıf toprakların yerleşim ve endüstri için amaç dışı kullanımı sağlamış, öte yandan kurulan bu tesisler yakın çevre arazileri için önemli kirletici noktaları oluşturmuştur. Aşırı Gübre Kullanımı Toprak kirliğinin diğer önemli bir yönü sekonder olup özellikle su kirliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Toprağın yapısı bilinmeden yapılan gübreleme ve zararlılara karşı yapılan mücadelede kullanılan tarım ilaçlarının fazlası, bitki ve canlılara zarar verdiği gibi, yeraltı sularını sızmakta, yüzey akışları ve erozyonla da yüzey suyu kaynaklarına taşınarak su kirliliğine neden olmaktadır. Anız Yangınları Yurdumuzda hububat hasadından sonra, verimin yüksek olduğu ve saman sıkıntısı olmayan yıllarda, hububat alanlarının yaklaşık %30’unun anızı yakılmaktadır. Anızın yakılması suretiyle yok edilmesinin sebebi kolay, çabuk ve masrafsız olmasındandır. Bununla birlikte böcek ve diğer zararlılar ile çeşitli hastalıkların azaltılması, toprak işlemede kolaylık sağlaması ve daha yüksek verim beklentisidir. Bazı yararlar beklenerek anız yakmanın, pek çok olumsuz etkileri de bulunmaktadır. a Çevreye olan etkileri Hava kirliliğine sebep olması ve karayolunda görüşün azalmasıyla trafik kazalarına sebep olmasının yanı sıra; anız yangınları komşu tarlalardaki ürünlere ve meyve bahçelerine, telefon direklerine, yerleşim yerlerine, ormanlara ve pek çok yaban hayvanına zarar vermektedir. b Toprak özelliğine olan etkisi Anız yangınıyla yüzey toprağının organik maddesi yok edilmiş olur. Toprak için çok önemli olan organik maddelerin; yağış sularının emilmesini ve tutulmasını sağlamak, kümeleşmeyi temin ederek erozyonla taşınmayı önlemek, toprağın havalanmasını sağlamak gibi önemli fonksiyonları vardır. Anızın yakılması sırasında toprağın 13 cm’lik üst katmanının ısısı 50-75oC’ye kadar çıkmakta, bu sebeple mikroorganizmaların % 70’i zarar görmektedir. Halbuki topraktaki mikroorganizmaların faaliyeti sonucu organik madde parçalanır, ayrışır ve humus haline dönüşür. Yapılan araştırmalar sonucunda; anız yakmanın toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini bozduğu, verimini düşürdüğü ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilediği anlaşılmıştır. Bu sebeple modern tarımda anız yakmaya yer yoktur. Ülkemizde 1993 yılından beri anız yakılması yasaklanmıştır. Yanlış Arazi Kullanımı Kentleşme sürecinde ve kıyılarımızın turizme açılmasında da yanlış arazi kullanımı uygulamaları sürmektedir. Hızlı kentleşme, kent nüfuslarının hızlı artışı ve gecekondu olayının süregelmesi, kent topraklarının genişletilmesini ve bu arada plansız ve bilinçsiz arazi kullanımı sorunu ve tarımsal toprakların yerleşim yeri olarak kullanılması olayını da birlikte getirmektedir. İstanbul Boğazı yamaçlarında mevcut bitki örtüsünün kaldırılması suretiyle yapılaşmalara açılan topraklar, yanlış toprak kullanımının öncüleri olmaktadır. Kentleşme ve sanayileşmenin çevre üzerindeki olumsuz etkileri birkaç yönde sürecektir. Birincisi, değerli tarım topraklarının özellikle kıyılarda hızla kentsel kullanımlara açılmasıdır. Kamu eliyle tarıma elverişli duruma getirilmeleri için para harcanan verimli topraklar bile kamunun kayıtsızlığına kurban gidebilmektedir. Sanayi sektöründe gelişmeler, organize sanayi bölgeleri için yer seçimi, genellikle altyapıların ekonomik kolaylıklar sağladığı yörelerde kurulacak biçimde yapıldığı gözlenmektedir. Hiçbir düşünce, ham maddesinin üretildiği birinci sınıf tarım alanı üzerine, bu ürünü işleyen sanayi tesislerinin kurulmasına olanak vermez. Çukurova’da pamuk üretimine elverişli, sulama tesisleri tamamlanarak sulamaya açılmış birinci sınıf alanlardaki tekstil fabrikalarının kuruluşu, oradaki yol, su ve elektrik enerjisi olanaklarından kolayca yararlanma amacından kaynaklanmaktadır. Tarım topraklarının, artık üzerinde tarım yapılamaz hale getirilerek yok edilmelerinin diğer bir biçimi de, bunların toprak sanayilerinde kullanılmak üzere satın alınmalarıdır. Tapuda herhangi bir işlem yapılmasına gerek kalmadan satılan, toprak sanayisine elverişli, fakat uzun yıllarda oluşmuş alüviyal topraklar, ana kaya düzeyine ininceye kadar alınmakta ve fabrikalara taşınarak tuğla, kiremit, seramik vb. yapımı amaçlarıyla ham madde olarak kullanılmaktadır. Tarıma elverişli topraklar dışında, aynı amaçla kullanılabilecek kaynaklar ilgili kuruluşlarca saptanarak ilgililere önerilmekte ise de, çeşitli nedenlerle bu ocakların kullanılmaları sağlanılamamaktadır. Kimyasal Kirlenme Toprakların verim güçlerinin kaybolmasına neden olan diğer bir kirlenme şekli de, kimyasal kirlenmelerdir. Bu tür kirlenmelerde ana etmenler atmosferik çökelmeler, asit yağmurları, atık sular ve bunlarla kirlenmiş suların toprakta bıraktığı kirletici elemanlar, arıtma tesislerinden çıkan kirli çamurların toprakta yaptığı kirletici etkiler, tarımsal ilaçların bazılarının toprakta birikmeleri ile oluşan tarıma bağlı kirlenmelerdir. Ayrıca sulama yoluyla ortaya çıkabilecek, tuzlanma ve çoraklaşma gibi toprağın verim gücünü azaltan, hatta giderek tarımsal üretimde kullanılmasını önleyen fiziksel ve kimyasal kirlenmeler de toprak kaynaklarına olumsuz etkiler yapmaktadırlar. Toprak kirliliğinin çevre sağlığı açısından en önemli etkisi; topraktaki kirleticilerin bitki bünyesine geçerek bu bitkilerin ya doğrudan yada bu bitkilerle beslenen hayvanların besin olarak tüketilmesi sonucu insan bünyesine geçmesidir. Bundan başka özellikle çiftçi üretici sağlığı açısından kirlenmiş toprakla derinin el, ayak temas etmesi, kirlenmiş toprak tozlarının yutulması, topraktan özellikle kuruma esnasında buharlaşan cıva vb. kirleticilerin teneffüs edilmesi gibi tam olarak boyutları ve sonuçları yeterince araştırılmamış birçok muhtemel sağlık sorunu vardır. Toprak bünyesi; dinamik olup son derece yüksek tamponlama gücüne sahip bir sistemdir. Yani toprağa giren bir zararlı yada kirletici kolloidal yüzeyler adını verdiğimiz kuvvetler tarafından çok sıkı bir şekilde tutulmaktadır. Böylece zararlının etki ve sistemin tepkisi çok uzun bir süreç içinde ortaya çıkmakta hatta bazen herhangi etki görülmemektedir. Ancak bu tutma sonsuz olmadığı gibi topraktan toprağa değişmekte olup özellikle kumlu toprakların kapasitesi yok denecek kadar azdır. Toprak kirliliğinin tespitinde ve değerlendirilmesinde oldukça çok parametre ve faktörün göz önünde tutulması gerekmektedir. Çünkü toprakta; fiziksel, kimyasal, fizikokimyasal, biyokimyasal ve biyolojik olayların karmaşıklığı içerisinde doğal bir denge vardır. Bütün bunlar sınırlı kaynaklar olması nedeniyle toprakların insanların geleceği açısından büyük önem taşıdığını, toprak kirliliğinin özellikle çiftçi üretici sağlığı olmak üzere insan ve çevre sağlığı açısından son derece önemli bir çevre sorunu olduğunu göstermektedir. Oluşturulma Tarihi Eylül 29, 2020 0252Toprak kirliliği, topraklarımızda meydana gelen istenmeyen ve çevreye zarar verende topraklarda yaşayan bitki ve organizmaların hayatını tehdit eden biyolojik ve kimyasal değişimlerdir. Toprak kirliliği ile birlikte sadece toprakta yaşayan canlıların ve organizmaların hayatı olumsuz etkilenmez. Bunun yanında toprakların verimliliği azalırken, besin kaynaklarımız da kirlenmiş olur ve tarım ürünlerinin kalitesi de önemli ölçüde azalır. İşte, toprak kirliliği hakkında bilinmesi en çok kirleten maddeler, toksin gazlar, bakır, kadmiyum, bakır ve gübrelerdir. Topraklar, hem insan eli ile hem de kimyasal maddelerle kirleniyor. Toprak Kirliliği Nedenleri ve Nasıl Önlenir Çözüm YollarıToprakların kirlenmesinde tarımda kullanılan kimyasallar ve böcek ilaçları çok etkilidir. Örneğin tarımda kullanılan böcek ilaçları hasatlar üzerinde bulunan böcekleri öldürse de kimyasal ilaçların toprağa karışıp yiyeceklerimize işlemesine neden kirliliği oluşumunun en büyük nedeni çevreye attığımız maddelerin ortaya yaydığı toksik etkidir. Yasa dışı çöp dökümü, atıklarda bulunan kimyasallar ve toprağa karışması çok uzun yıllar süren maddelerin toprağa atılması toprak kirliliğine neden kirliliği hem insanların hem de toprak üzerinde yaşayan bitki ve tüm hayvanların sağlığını tehdit çalışmalar da toprak kirliliğine neden ve evlerde kullanılan atık suların doğru yönetilmeden ve arıtılmadan toprağa karışması sonucu toprak kirliliği kullanılan kimyasal ilaçlamalar hem toprağın verimliliğini düşürür hem de tüm canlıların yaşamını tehdit eder. Toprak Kirliliğinin artması ile birlikte çoraklaşma ve topraklarda verimsizlik baş toprağı yanlış kullanması toprağın kirlenmesine neden nüfus artışı da toprak kirliliğinin en büyük nedenleri arasında yer yangınları da çevre kirliliğini arttıran etkenler arasında yer kirliliği ancak doğru atık yönetimi, endüstriyel atıkların bertaraf edilmesi ve geri dönüşüm ile önlenebilir. Toprak Kirliliğinin Hayata Etkisi Toprak kirliliğinin hayatımıza pek çok olumsuz etkisi vardır. Bunlar;Toprak verimliliği önemli ölçüde kirliliğin suya karışması ile birlikte sularımız da sağlığını ve yaşamını tehdit eder. Bitki ve hayvan çeşitliliği ürünlerinin kalitesi önemli ölçüde Kirliliğini Önlemenin YollarıToprak kirliliğini önlemek için öncelikle bu konuda insanları bilinçlendirmek yerlere atılan atık ve çöpler çok uzun yıllar toprağa katılamıyor ve bu da toprak kirliliğine neden kaynaklarımızın doğru yönetilmesi için tüm bireylerin sorumluluk sahibi olması ve bilinçli davranması kirliliğinin ortadan kaldırılması için öncelikle toprak kirliliğine neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması bilinçlendirilmesi ve gereksiz yere kimyasal ilaçların tarlalarda kullanılmaması atık yere atılmamalı her atık gruplara ayrılarak geri dönüşüme enerji kaynaklarının kullanılarak toprağın korunması Kirliliğinin Geleceğe Etkisi Toprak kirliliği önlenmezse toprağa karışan kimyasal ve atık maddeler geri dönülmez zararlara yol açabilir. Bu da gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma fikrini tam anlamı ile hayale dönüştürür. İnsanların bilinçsizce toprağa çöp atması, araçlardan çoktan egzoz ve hava kirliliği, evsel atıklar, radyoaktif etkenler ve fabrika ve sanayi kuruluşlarının kimyasal atıklarını bilinçsiz bir şekilde toprağa bırakması toprak verimliliğini yok eder. Asırlardır en önemli geçim kaynağı tarımdır. Bu nedenle tarımı etkileyecek bu olumsuz faktörlerin en kısa süre içinde önüne geçilmesi gerekir. Özellikle de plastik ve merak maddeler toprağa atıldığı zaman toprakta bu maddelerin kaybolması için çok uzun yıllar geçmesi gerekiyor. Genç nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak, doğal kaynaklarımızı ve tarım arazilerimizi korumak için bilinçli davranmamız gerekir.

toprak kirliliği ile ilgili afişler