Erkekçocuğun sağlıklı cinsel kimlik kazanması; önünde yeterli bir ya da birkaç erkek örneğin olmasıyla ilişkilidir. İlk ve en önemli örnek şüphesiz ki babadır.Ancak örneği oluşturan babanın; oğlu ile yakın ve olumlu ilişki içinde bulunan bir baba olması gerekmektedir.
Cinselkimlik bozukluğu tanısına varıldıktan sonra tedavi yaklaşımı 3 evreden oluşmaktadır. Bunlar, arzu edilen cinsiyette gerçek yaşam deneyimleri, arzu edilen cinsiyete ait hormonların kullanılması ve cinsel organlarla diğer seks karakterlerini değiştirmeye yönelik cerrahi girişimler olarak sıralanabilir.
Bir çocuğa kimlik çıkarmadan önce gerçekten o çocuğun cinsel durumunu netleşmesi lazım. Belirsizlik olan durumda tam bir kız ya da erkek gibi tanımlanmayacak durumda mutlaka çocuğun genetik ve endokrin durumu göz önüne alınarak, kimliğin ondan sonra çıkarılması gerekiyor.
Cinselkimlik bunalımında, gençlerin manevi boşlukta olması, bir hayat gayesinin zihninde netleşmemesi, bu yönde meşguliyetlerinin olmaması da etkilidir. Kişi manevi boşlukta değilse kendisini mutlu hisseder, dürtüsel duygularıyla sürekli meşgul olmaz, olumsuz arayışlara da girmez.
ÇekirdekCinsel Kimlik (Core Gender Identity) kişinin kendisini “kız” veya “erkek” olarak idrak ve târif etmesidir. Hem hâmilelik esnasında yukarıda bahsedilen hormonların tesiriyle hem de nurtürel (eğitim, öğretim, görgü) ile ortaya çıkar. 2–3 yaşlarından itibâren çocuk kendisini anatomik özellikleri, giyim, saç
uybbknb. Böyle bir durumda anne babaların yaptıkları hataların başında çocuğu azarlamak, aşağılamak hatta ceza vermek gelir. Çocuğunda karşı cinse benzeme çabası gören aileler aceleci davranmamalı ve hata yapmamaya özen göstermelidirler. Başlangıçtan kolaylıkla çözümlenecek bir sorun hatalı yaklaşımlarla çözümsüz bir hal alabilir. Çocuğu suçlamak kadar yapılan hareketleri benimser tarzda tepkisiz kalmak ve adeta onaylıyor görünmek de hatalıdır. Aile içi dinamikleri açığa çıkarmak ve çocuğun böyle davranmasına yol açan nedenleri bulmak için acilen psikiyatrik yardım gerekir. Ailenin görevi çocuklarına kadınlığı ve erkekliği öğretmektir. Bu öğretme süreci çocuk aileden ayrılana kadar sürer. Burada kimi zaman aynı cinsiyetteki kimi zaman karşıt cinsiyetteki ebeveyn rol alır. Bazen baba oğluna erkekler, erkekler arası ilişkiler, erkeklerin kadınlarla ilişkileri konusundan bazen de anne oğluna kadınlar ve kadınların erkeklerle ilişkileri konusunda bilgi verir, açıklamalar yapar. ERKEN TANIMA Cinsel kimlik bozukluklarının erken tanınması tedavinin gidişini olumlu yönde etkilemektedir. Anne babalar bazen problemi basite almakta ya da çocuklarında böyle bir davranış modeli olduğunu kabullenmemektedirler. Bu durumda çocukta karşı cinse benzeme artık davranış kalıbı olarak yerleşmekte ve benimsenmektedir. Oysa erken dönemde alınacak bazı önlemlerle çocukta sağlıklı cinsel kimlik gelişimi sağlanabilir. Erken dönemlerde yapılan müdahaleler daha kolay ve daha başarılıdır. Cinsel kimliğe bedensel cinsiyet özelliklerinin eklendiği ve kimliğin iyice yapılanıp kristalize olduğu ergenlik döneminden sonra yapılan müdahalelerde başarı şansı düşüktür, direnç daha fazladır ve kimlik yapılandığı için değişme isteği de olmayacaktır.
Cinsel Kimlik ve Toplumsal CinsiyetCinsel kimlik, kişinin cinselliğini algılaması ve bu algının toplum modelleri ile ilişkisidir. Biyolojik, sosyal, psikolojik anlamda kişinin kendi cinsel kimliğini algılaması ve kabulü cinsel kimliğin gelişiminde önemli bir aşamadır. Öğrenme kuramına göre, cinsiyet rolünün kazanılması, ilk çocuklukta başlamakta ve yaşam boyunca devam etmektedir. Anne babanın çocuğun cinsiyetine göre beklediği davranışlar, tutumları cinsel kimlik gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Cinsel kimliğin temelleri daha çok ödipal dönemde yaşanan çatışmalarla atılmakla birlikte, ergenlik yıllarında tamamlanmaktadır. Bunun yanı sıra cinsel kimliğin temelleri 3 yaşında yavaş yavaş oluşmaya başlamaktadır. Çocuk kız ve erkek ayrılığını fark etme incelemeye başlamakta, bebeklerin nereden geldiğini sorgulamaktadır.“Merak” duygusu ön kimliğin gelişimde, yaşamın ilk yıllarındaki deneyimlerin etkisi büyüktür. Model alma ve ilk özdeşimler cinsel kimliğin gelişimini etkiler. Model alma ve özdeşim kurulacak kişilerin varlığı veya yokluğu cinsel kimliğin gelişiminde önemli bir etkendir. Anne baba ile özdeşim çocuğun cinsel kimlik kazanmasında önemlidir. Cinsel kimlikler çevre ile kurulan ilişki ile daha da cinsel konulara yönelik tutumları da cinsel kimliği olumsuz etkileyebilir. Suçlamalar, aşırı kontrolcü yaklaşımlar, çocuğu uyarıcı ve kışkırtıcı davranışlar, mahremiyetin kalmaması, suçlamalar çekingenlik veya aşırı cinsel davranışlarla yüklü bir kimliğin gelişimine neden yaşlarına kadar çocuklar karşı cinsi düşmanıymış gibi algılayabilirler, çekinebilir birlikte zaman geçirmekte zorlanabilirler. Ergenlik döneminde ise karşı cinsle yakınlaşma, karşı cinsin ilgisini çekme ön kültürel rollerde cinsel roller üzerinde farklılıklara yol açabilir. Toplumsal cinsiyet, toplumsal olarak belirlenmiş, onaylanmış bir cinsiyeti tanımlamak için kullanılmaktadır. Cinsel rollerde toplumsal cinsiyetin bir parçasıdır. Bazı kültürlerde erkeğin ev işi yapması cinsel rol ile bağdaşmazken, bazı kültürlerde ise bu durum bencillik belirtisi olarak algılanabilir. Ülkemizde kız çocuklarına daha duygusal, daha uysal bir rol biçilirken, erkek çocuklara daha sert, daha saldırgan bir rol Kimliğin Gelişim Evreleri9-12 aylar arasında çocuklar kadına ve erkeğe farklı tepkiler göstermeye başlarlar. Kadına veya erkeğe daha yakın davranırlar. 2 yaşına doğru bu özellikleri daha da yaşında fotoğraflar arasından kendisiyle aynı cinsiyette olan fotoğrafı seçebilirler. Kendi cinsiyetleri doğru olarak ifade edebilirler. Evcilik oyuncaklarını kız bebeklerle, aletleri ve arabaları erkek bebeklerle yaşında sadece kendi cinsiyetini değil, başkalarının cinsiyetini de ayırt etmeye başlarlar. Kendi cinsiyetine daha uygun oyunları, hem cinsi olan arkadaşları seçme eğilimindedirler. Bu yaşlardan itibaren cinsel organlara ilgisi artar ve mastürbasyon yapmaya başlayabilir. 6-7 yaşına kadar mastürbasyonun gözlenmesi yaşından itibaren cinsel kimliğin süreklilik gösterdiğini anlamaya başlarlar. Cinsiyetin değişmeyeceğini anlayabilirler. Örneğin, saçın uzunluğuna, kısalığına giyim tarzına göre cinsel kimliğin değişmeyeceğini Dürtü Çatışma Kuramının Eşcinlliğe BakışıDürtü çatışma kuramına göre, erkek eşcinselliğinin temelinde çözülmemiş odipal çatışmalar yer almaktadır. Odipal çatışmanın çözülebilmesi için, baba ile özdeşim kurmaya çalışırken bir taraftan da baba ile rekabete girilmeli, rekabetin ardından baba ile özdeşleşerek kastrasyon endişesinden kurtulmalıdır. Odipal çatışma çözümlenemezse, çocuk anneye olan odipal bağını koparamaz, baba ile özdeşim kuramama, baba ile çatışma ve anneye olan duygusal bağımlılık artar. Böylelikle, eşcinselliğe kayacak cinsel kimliğin temelleri atılır. Çocuk heteroseksüel olarak doğar, ancak otor,ter ve hostil davranan baba veya kontrolcü dominant anne arasında kalan çocuk odipal çatışmasını çözümleyemediği için eşcinselliğin temelleri atılır. Böylelikle, çocuk anne ile özdeşim kurmak yerine baba ile özdeşim kurmak zorunda diğer görüşe göre ise, anne doğum sonrası depresyona girebilir, eşinin desteğini kaybedebilir. Sıklıkla kendisine kadın karakterler kız kardeşler, anne destek verebilir. Anne, eşine karşı ambivalan duygular taşıyabilir ve çocuk bu duyguları hissedebilir. Bu durum karşısında, çocuk annenin ilgisini üzerinde toplamanın en önemli yolunun kadınsı davranışlarda bulunmak olduğunu düşünüp, kadınsı davranışlara çatışma kuramına göre, kadın eşcinselliğinin temelinde ise, penisin yokluğu karşısında anneye duyulan öfke, incinme, yetersizlik ve bu durumdan da anneyi sorumlu tutmalarıdır. Kız çocuk babasının çocuğunu doğurmak yoluyla penisi elde etme fantezisi kurar. Penisi olmayacağı gerçeği yetersizlik duygularını yoğunlaştırır, baba ve tüm erkeklerden vazgeçer. Sevgi nesnesi olarak anne ve diğer kadınları içine alır. Kadın eşcinselliğinde genellikle, depresif yetersiz anne ve saldırgan eğilimli baba figürü ve transvestizmde ise, anne çocuk ilişkisinin başlandığı ilk aylarda aşırı özdeşim yaşanması ve ayrışma, bireyselleşmenin bir türlü gerçekleşmemesi durumu söz nevrozların oluşumunda çocukluk döneminde yaşanan cinsel travmaların, korkuların önemli bir rolü olduğunu belirtmiştir. Çocukluk döneminde yaşanan cinsel travmalar, korkular, yanlış bilgilendirmeler, kişilik faktörleri, ailenin cinselliğe bakışı vajinismus, erken boşalma, sertleşme, orgazm bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarının yaşanmasına neden Dr. Adnan ÇobanPSİKİYATRİST-PSİKOTERAPİST
About Latest Posts Günümüzde sorun olarak yansıtılan bir konu var Cinsel kimlik konusu. Yeşiller Partisi’nin meclise taşıdığı Trans bireyler çok önemli bir gelişmeydi. Sanırım Türkiye’de böyle bir çalışma yoktur ya da Trans bireylerin görünür olmaları için bir çalışma da yoktur. Nyke Slawik Amacım Türkiye’deki özgürlükleri irdelemek ya da eleştirmek değil. Hedefim ergenlik döneminde başlayan cinsel kimlik arayışı ve bu arayışla başlayan cinsel kimlik bozukluğu diye söylenen konu. Tessa Ganserer Her ergende olan bir durum değil ama bugün ergenlerde görülen cinsel kimlik bozukluğu genel bir rahatsızlık. Ergenlikteki cinsel kimlik bozuklukları! zamanında doğru şekilde gözlemlenmesi gereken bir durum. Hatta çocuklukta gözlemlenmesi daha yerinde olur. Cinsel kimlik bozukluk!, kişinin genetik olarak kodlanmış olan cinsiyetinden ve cinsel kimliğinden rahatsız olma durumlarıdır. Uluslararası Bilimsel sınıflamaya göre bu tür bozukluklar doğuştan da olabilir. Buna cinsel kimlik bozukluğu demek ne kadar doğrudur bence bu da tartışılmalıdır. Çocuklukta başlayan cinsel yönelim eğilimi yoğun olarak ergenlik döneminde devam eder. Bazı insanlar buna hastalık olarak bakarlar, bazı insanlar da cinsel eğilim özgürlüğü olarak değerlendirirler. Cinsel eğilimlerin ergenlik döneminde daha yoğun olması ise hormonların yoğunluğuyla ilgilidir. Günümüzde geçmişle kıyaslayınca farklı olan durum ise gençlerin sürekli takip ettiği diziler, filmler ve rol modellerdeki cinsel eğilim farklılıklarıdır. İnternette izlenen videolar ve diziler şimdiye kadar engellenen ilişkileri daha görünür hale getirdi. Bazı gençlere hitap eden bu durum bazı gençlere çekici gelse de tam olarak hitap etmiyor. Bu durumda konuya nasıl yaklaşacağız?Benim açımdan konu kişisel özgürlük meselesi. Ama konunun etik yani kültür ve inanç yönü de var. Bir de baskıcı ailelerin farklı cinsel eğilimi olan gençlere olan davranışları. Bu durum sadece Türkiye’de değil aynı zamanda Almanya ve hatta dünyanın her yerinde aynı. Benim yaşadığım Almanya’da bile cinsel eğilim sebebiyle çıkan aile tartışmaları çok fazla. Tartışma çıkan aileler de Alman aileler. Bu konu yokmuş gibi yapılacak bir konu değil. Ne kadar yokmuş gibi yapılsa da Trans bireyler artık Almanya Meclisi’ndeler. Toplumun bu konuya daha fazla eğilmesi gerekiyor. Belki bu konu daha önceki yıllarda bu kadar göz önünde değildi ama artık öyle değil. Almanya Meclisi’ne giren Trans bireylerle konu daha da görünür olacak ve bence artık çok daha tartışılacak. Yazımın başlığını özellikle cinsel kimlik bozukluğu olarak aldım çünkü bunun bozukluk olduğunu düşünen insan çok. Aileler bu konularla karşılaştıklarında zaman çok geçmiş oluyor. İkincisi de bu konuların konuşulmaması. Cinsellik tabu olarak kaldığı sürece böyle sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Evlenmeye az zaman kala erkeklerden mi yoksa kadınlardan mı hoşlanıyorum tam da bilmiyorum’ diyen genç kızlarla çok karşılaştım. Benim bunu özgürlük olarak ele almamın sebebi; insanın duygularında özgür olarak kendi hayatını yaşaması gereği. İkincisi de bizlere dayatılanları kabul etmek zorunda olmadığımız. Evlenmek, kadın erkek birlikteliği, evlenme zorunluluğu, ikili aşk ilişkileri, çocuk yapma zorunluluğu ve iş hayatı. Bütün bunlar bize dayatılan başkalarının doğruları. Kendi hayatımızda başkalarının doğrularını mı kabul edeceğiz yoksa kendi doğrularımızı mı? Hoşça kalın
Cinsel Kimlik Bozukluğu CKB, çağdaş psikiyatrik nozolojide ilk kez Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı Üçüncü Basımı’nda DSM-III, American Psychiatric Association-APA, 1980 görülmüştür. Bu kategoride çocuklar için “Çocukluk Çağı Cinsel Kimlik Bozukluğu”, ergenler ve erişkinler içinse “Transseksüalizm” olmak üzere iki farklı tanı yer almıştır. DSM-III Yeniden Gözden Geçirilmiş Basımı’nda DSM-III-R, APA, 1987 bunlara bir üçüncüsü eklenmiştir “Ergenlik ve Erişkinliğin Cinsel Kimlik Bozukluğu Transseksüel Olmayan Tip”. DSM-IV’te APA, 1994; 2000 bu sonuncusu tanı sınıflamasından çıkarılmış ve Çocukluk Çağı Cinsel Kimlik Bozukluğu ve Transseksüalizm tanıları çocuklar ile ergen ve erişkinler için farklı ölçütler içeren tek bir başlık altında toplanmıştır “Cinsel Kimlik Bozukluğu” Zucker, 2005a; Zucker ve Spitzer 2005. DSM-IV-TR APA, 2000, CKB tanısı için iki ana ölçüt içerir. A ölçütü çocuğun karşı cinsle özdeşimini ifade eder. A ölçütünde, çocuklar için beş madde yer almaktadır. Tanı koyabilmek için bu maddelerden dördünün karşılanması gerekir. Bunlardan birincisi, çocuğun karşı cinsiyetten olma isteğini yineleyici biçimde dile getirmesidir. Diğerleri karşı cinsten biri gibi giyinme, imgesel oyunlarda karşı cins rolleri alma, karşı cinse özgü oyuncakları ve etkinlikleri tercih etme ve karşı cinsten yaşıtlarla yakınlık kurmayı yeğlemedir. Bu maddeler “yineleyici”, “güçlü”, “ısrarcı” ve “yoğun” gibi tümleyenlerle kuvvetlendirilmiştir. B ölçütü, çocuğun kendi cinsiyeti ya da cins rolü ile ilgili hoşnutsuzluğuna işaret etmektedir. Bu ölçüt, anatomik disforiyi ve kendi cinsinin etkinliklerine ya da giyim şekline karşı belirgin bir isteksizliği kapsar. C ölçütü fiziksel bir intersex durumunu dışlar ve D ölçütü diğer DSM-IV tanıları için olduğu gibi klinik açıdan belirgin bir sıkıntı ve işlevsellikte bozulmayı gerektirir Bradley ve Zucker, 1997. ICD-10 da ise Cocukluğun Cinsel Kimlik Bozukluğu’ dışında ergenler ve yetişkinlerde CKB iki ana başlık altında ele alınmıştır. Bunlardan birisi Transseksualizm’ diğeri İki Yönlü Karşıt Giysiciliktir’. CKB gerçekten bir ruhsal bozukluk mudur? Bu soru alanda çalışan uzmanlar için uzun yıllardır önemli bir tartışma konusu olmuştur. CKB’nun bir ruhsal bozukluk olarak kabul edilmesini eleştirenlerin üç önemli iddiası vardır 1 CKB her ne kadar uçlarda da olsa normalin bir varyasyonudur. 2 CKB olan çocukların sıkıntı yaşadıklarına ve işlev bozuklukları olduğuna dair çok az kanıt vardır ve olsa dahi bu, durumun kendisinden değil, yalnızca toplumsal kınamadan kaynaklanmaktadır. 3 Çocuklarda CKB erişkin eşcinselliği için güçlü bir öngörü değeri olduğuna göre DSMIII’e dâhil edilmesi eşcinselliği önlemek üzere gizli bir manevradan başka bir şey değildir Zucker, 2005a. Cinsiyet rolleri ve cinsel kimlik duygusunun gelişiminde ana baba tutumları ve yetiştirme biçimlerinin etkisine işaret etmektedir. Hermafrodit olan çocukların hangi cinsiyette yetiştirildiğinin, ana baba akrabalığı, doğumda ilan edilen cinsiyet, sorunun fark edildiği ve tanının konduğu yaş ve aile yapısı gibi etmenlerle olduğu saptanmıştır. Çocuğun yetiştirildiği cinsiyet, çocuğun zaman içinde geliştirdiği cinsel kimliği ve cinsiyet rollerini belirlemektedir Odağ ve Bildik, 2002. Çocuklarda Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama A. Aşağıdakilerden en az altısının olması ile kendini gösteren bunlardan biri A1 tanı ölçütü olmalıdır, en az altı ay süreyle, kişinin yaşadığı/dışa vurduğu cinsel kimlikle, onun için belirlenen cinsel kimlik arasında belirgin uyuşmazlık olması Karşı cinsten olmayı çok isteme ya da karşı cinsten ya da onun için belirlenen cinsel kimlikten değişik bir seçenekten olduğu konusunda diretme. Erkeklerde belirlenen cinsel kimlik, karşı cinsin giysilerini giymek isteme ya da kadınsı giyim kuşama ileri derecede öykünme vardır; kızlarda belirlenen cinsel kimlik, yalnızca erkeksi giysiler giymek isteme ve kadınsı giysiler giymeme konusunda çok diretme vardır. İmgesel ya da düşlemsel oyunlarda karşı cinsin yerine geçmeyi çok ister. Genelde karşı cinsten oynadığı oyuncakları, oyunları ya da etkinlikleri oynamayı çok ister. Oyun arkadaşlarını karşı cinsten seçmeyi çok ister. Erkeklerde belirlenen cinsel kimlik, erkeksi oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere karşı çıkma ve itiş-kakış oyunlarından belirgin kaçınma vardır; kızlarda belilenen cinsel kimlik, kızların oynadığı oyuncaklara, oyunlara ve etkinliklere karşı çıkma vardır. Cinsel anatomisinden hiç hoşlanmama. Kişinin yaşadığı cinsel kimlikle eşleşen birincil ve/ya da ikincil cinsel özellikleri çok isteme. B. Bu duruma klinik açıdan belirgin bir sıkıntı eşlik eder ya da bu durum toplumsal işlevsellikte, okulda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşme ile gider. Varsa belirtiniz; Cinsel gelişim bozukluğu ile giden [ doğuştan gelen adrenal hiperplazi ya da [ androjen duyarsızlık sendromu doğuştan gelen bir adrenogenitel bozukluk. Kodlama notu Cinsel kimliğinden yakınmanın hoşnut olmamanın yanı sıra cinsel gelişim bozukluğunu da kodlayın. Gençlerde ve Erişkinlerde Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama A. Aşağıdakilerden en az altısının olması ile kendini gösteren, en az altı ay süreyle, kişinin yaşadığı/dışa vurduğu cinsel kimlikle, onun için belirlenen kimlik arasında belirgin bir uyuşmazlık olması; Kişinin yaşadığı/dışa vurduğu cinsel kimlikle, birincil ve/ya da ikincil cinsel özellikleri ya da genç ergenlerde beklenen ikincil cinsel özellikler arasında belirgin bir uyuşmazlık olması. Kişinin yaşadığı/dışa vurduğu cinsel kimlikle arasında belirgin uyuşmazlık olduğu için birincil ve/ya ikincil cinsel özelliklerden kurtulmayı çok isteme ya da genç ergenlerde, beklenen ikincil cinsel özelliklerin gelişmesini önlemeyi isteme. Diğer cinsin birincil ve/ya da ikincil cinsel özelliklerini çok isteme Diğer cinsten ya da onun için belirlenen cinsel kimlikten değişik seçenekten olmayı çok isteme. Diğer cinsten ya da onun için belirlenen cinsel kimlikten değişik seçenekten gibiymiş gibi davranılmayı çok isteme. Diğer cinse ya da onun için belirlenen cinsel kimlikten deiğiş bir seçeneğe özgü duyguların ve tepkilerin olduğuna inanma. A. Bu duruma klinik açıdan belirgin bir sıkıntı eşlik eder ya da bu durum toplumsal, işle ilgili işlevsellikte ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşme ile gider. Varsa belirtiniz; Cinsel gelişim bozukluğu ile giden [ doğuştan gelen adrenal hiperplazi ya da [ androjen duyarsızlık sendromu doğuştan gelen bir adrenogenitel bozukluk. Kodlama notu Cinsel kimliğinden yakınmanın hoşnut olmamanın yanı sıra cinsel gelişim bozukluğunu da kodlayın. Varsa belirtiniz; Geçiş sonrası Kişi, istediği kimliğe, onun tam zamanlı olarak yaşayarak geçmiştir cinsiyet değişikliği yasallaşmış olsun ya da olmasın ve karşı cinse geçmek için yapılan tıbbi girişimlerden ya da tedavilerden en az biri uygulanmıştır ya da uygulanması için hazırlık yapılmaktadır. Karşı cins hormanları tedavisi ya da istenen cinsel kimlik doğrultusunda cinsel kimlik belirlenmesi için cerrahi girişim örn. penektomi, doğuştan erkek olana vajinoplasti; doğuştan kadın olana mastektomi ya da failoplasti. Tanımlanmamış Diğer Bir Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama Durumu, Klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işe ilgili alanlarda veya diğer önemli işlevler alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olan, cinsel kimliğinden yakınmanın, belirti özelliklerinin baskın olduğu, ancak parçaları kimliğinden dolayı yakınma hoşnut olmama iiçin tanı ölçütlerini tam karşılamadığı şart bu kategori kullanılır. Tanımlamanın diğer bir parçasıdır kimliğin yakınma hoşnut olmamakın ölçütlerini karşılamamanın özel nedeni klinisyenlerce tartışılmak istendiğinde kullanılır. Yazarken, “tanımlı diğer bir cinsel kimliğinden yakınma 8hoşnut olmama” için Türkçe – İngilizce çeviri 1-10 / 2. “Tanımlanmamış diğer” ibaresi, bir tanımlama için bir örnek şudur O sıradan bozukluk, cinsel kimliğinden yakınma hoşnut olmama için tanı ölçütlerini karşılamaktadır ancak süresi altı aydan daha kısadır. Tanımlanmamış Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama Durumu, Klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olan, cinsel kimliğinden yakınmanın belirti özelliklerinin baskın olduğu ancak bunların cinsel kimliğinden yakınma hoşnut olmama tanısı için tanı ölçütlerini tam karşılamadığı şart bu kategori kullanılır. Tanımlanmamış diğer cinsel kimliğin yakınlığı hoşnut olmamakın tanı ölçütlerini karşılamamanın özel nedeni klinisyenlerce belirlenmek istendiğinde ve daha özgül bir tanı koymak için yeterli bilgi olmadığığını kullanılır.
“Cinsel kimlik”, kişinin cinsiyetinin farkında olması, bedenini ve benliğini belli bir cinsiyet içinde algılaması, duygu ve davranışlarının da buna uygun olmasıdır. Kısacası, kişinin kendisini kadın ya da erkek olarak kabul etmesidir. Kişinin kız ya da erkek doğması, cinsel kimliğini kazanması için yeterli değildir. Çocuk, kız ve erkeğin beden yapılarının ve cinsel hormonlarının farklı olması gibi doğuştan getirdiği cinsel donanımlarıyla kendi cinsiyetine özgü davranış ve tutumları geliştirmeye başlar. Doğumumuzda anatomik, genetik ve biyolojik özelliklerimizle belirlenen cinsiyetimize “biyolojik cinsiyet” denmektedir. Bir yaşına doğru, çocuğun kız ya da erkek olduğu görünüşünden anlaşılabilir hale gelir. İki yaşındaki bir kız ya da erkek çocuk, yalnızca görünüşünden değil, oynadığı oyunlarından, seçtiği oyuncaklara kadar genel olarak tüm davranışlarından açıkça ayırt edilebilir. Üç yaşına doğru da çocuğun kendisi kız ya da erkek olduğunun bilincine varacağı çok özel bir dönem yaşanır. Kişi 3 yaşlarındayken “Ben kızım” ya da “Ben erkeğim”duygusu yani “cinsel kimliği” oluşmaya başlar. Fallik dönem adını verdiğimiz 3-6 yaş arası olan bu dönemde cinsel kimliğin temeli atılır ve bu temel üzerine ergenlikte cinsel kimliğe son şekli verilir. İnsanların büyük bir kısmının cinsel kimliği biyolojik cinsiyetleri ile uyumlu olmasına rağmen bazı kişiler kendilerini biyolojik cinsiyetlerine değil karşı cinsiyete ait hissedebilirler. Kişinin cinsel kimliği ile biyolojik cinsiyetinin örtüşmediği bu duruma “transseksüalite” denir. Yani kişinin yaşadığı ve dışa vurduğu cinsel kimliğiyle birincil veya da ikincil cinsel özellikleri arasında belirgin bir uyuşmazlık varsa, bu uyuşmazlığa yol açan cinsel özelliklerinden kurtulmayı çok istiyorsa, diğer cinsin cinsel özelliklerini çok istiyorsa, diğer cinsten olmayı çok arzuluyorsa, diğer cinsten gibiymiş gibi davranılmayı çok talep ediyorsa, diğer cinse özgü duygularının ve tepkilerinin olduğuna çok inanıyorsa ve bu durumda klinik açıdan belirgin bir sıkıntı yaşıyorsa ya da bu durum toplumsal, işle ilgili işlevsellikte ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşme gösteriyorsa transseksüalite tanısı konulabilir. CİNSEL KİMLİĞİN OTURMASI Cinsel kimlik gelişim süreci, karşı cinsiyetteki ebeveynden ayrışarak hemcins olan ebeveynle özdeşleşme ile devam eder. Cinsel kimlik duygusu çocuğa 3-6 yaş civarında yerleşir. Bu yaştan sonra da toplum ve aile çocuğun cinsel kimlik algısını geliştirir ve güçlendirir. Ergenlik döneminin sonunda ikincil cinsiyet özelliklerinin de belirginleşmesiyle cinsel kimliğin gelişiminin tamamlandığı varsayılır. Ancak ergenliğin bitiş yaşı bazen 20’li yaşları bulabilir. CİNSEL KİMLİK BOZUKLUĞU VE EŞCİNSELLİK Cinsel kimlik bozukluğu “transseksüalite” olarak da adlandırılır. Transseksüalitenin, eşcinsel cinsel yönelim ile karıştırılmasının nedeni toplumsal önyargılar ve bu kişilerin hal ve tavır giyim kuşamlarının benzer olması olabilir. Ancak homoseksüalite ve transeksüalite birbirinden çok farklı kavramlardır. Eşcinsel cinsel yönelimi olan kişi cinsel olarak kendi cinsiyetindeki kişilerden etkilenir ama cinsel kimliği biyolojik cinsiyetiyle uyumludur, yani transseksüalitede olduğu gibi kişi yanlış bedende doğduğunu düşünmez ve mevcut cinsiyetini değiştirmek istemez. “Kadın bedine hapis olmuş bir erkek ruhu taşıma” kadın transeksüalitesi veya “erkek bedenine hapis olmuş bir kadın ruhu taşıma” erkek transsesksüalitesi şeklinde ifade edilen cinsel kimlik bozukluğunun ilk belirtileri genellikle ergenlikten önce başlar. Çocuklarda şu belirtiler görülür 1 Diğer cinsiyette olma isteğini ya da ısrarını yineleyici bir biçimde dile getirme, 2 erkek çocukların kadınsı, kız çocukların da erkeksi giysiler giyme konusunda ısrar etmesi, 3 oyunlarda sürekli olarak karşı cinsin rollerini oynamayı tercih etme ya da sürekli olarak diğer cinsiyette olma fantezileri kurma, 4 karşı cinsin oyunlarına ve eğlencelerine katılma konusunda yoğun bir istek duyma ve 5özellikle karşı cinsten oyun arkadaşları seçme… Cinsel kimlik bozukluğu, bazı kişilerde belirtilerini ergenlikle birlikte göstermeye başlayabilir. Bu kişilerdeki belirtiler; karşı cinsiyete özgü duygularının ve tepkilerinin olduğuna ilişkin inanç taşıma, karşı cinsiyette olma isteğini dile getirme, karşı cinsiyetteymiş gibi yaşamayı isteme, cinsiyetine ilişkin sürekli bir rahatsızlık duyma ya da cinsiyetinin gerektirdiği cinsel rol için uygun olmadığını hissetme şeklindedir. DOĞUŞTAN GELEN BİR DURUM MU? Cinsel kimlik bozukluğunun herhangi bir fizyolojik nedene bağlı olduğunu gösteren bilimsel veri yoktur ama genel kanı psikolojik, biyolojik, genetik, ailesel, sosyal ve kültürel faktörlerin etkileşiminden kaynaklandığıdır. 20 yıldan fazladır yaptığım terapi çalışmalarının verdiği klinik tecrübeme göre; ebeveynlerin kız çocuk sahibi olmayı “çok” isterken erkek çocuk sahip olmaları veya ölen bir erkek çocuktan sonra tekrar hamile kalan kadının ve eşinin hamilelik döneminde ölen erkek çocuklarının yeniden doğacağına “çok” inanması gibi psikolojik faktörler transseksüalitenin doğum öncesi bir süreçte ebeveynlerin beklentisiyle başladığını gösteriyor. Çünkü cinsel kimliğin öğeleri, fizyolojik cinsiyet özellikleriyle birlikte doğuştan belirlenir. Ancak bunlar cinsel kimliğin cinsiyetle uyumlu şekilde gelişmesi için yeterli değildir. Bu nedenlerle cinsel kimlik gelişimi, önce ailenin etkisi, sonra da toplumun ve kültürün kişiye kadın ya da erkek olarak atfettiği özelliklerin etkisiyle psikolojik bir süreç olarak tamamlanır. Cinsel kimliğin gelişiminde çocuk anne ve babasının yanı sıra, çevresindeki, abla, teyze, hala, ağabey, dayı, amca gibi örneklerden de etkilenir. Çocuk, aynı cinsten arkadaşlarının olumlu ya da olumsuz özelliklerini de benimser ve kendi cinsel kimliğini arkadaşlarınınkiyle karşılaştırır. Ailede gelişmeye başlayan cinsel kimlik, toplumsal olarak pekişerek olgunlaşır. Sonuç olarak bazı bireyler transseksüel olarak doğmaktadır, bu ne bir seçim ne de ebeveynlerinin bilerek yaptıkları bir hata değildir, sadece bir farklılıktır. ANNE BABANIN CİNSEL KİMLİK OLUŞUMUNDAKİ ROLÜ Cinsel kimliğin gelişimini, çocukluk çağındaki ilk özdeşimler ve model alma deneyimleri büyük ölçüde etkiler ve biçimlendirir. Çocuk, erkek ve kız davranışlarını, anne ve babasını model alarak ve onlarla özdeşim kurarak öğrenir. Bu, taklit etmekten daha derinlere inen psikolojik bir süreçtir. Çocuk annesinin ya da babasının özelliklerini ve davranışlarını içine alarak onunla özdeşleşir. Kız çocuk ile annesi, erkek çocuk ile babası arasındaki ilişki yakın ve olumlu ise özdeşim de kolay ve sorunsuz olur. Böylece çocuğun cinsel kimliği cinsiyetine uygun olarak gelişir. Ancak çocuğun hayatında hemcinsi olan ebeveynin olmadığı durumlarda, uygun özdeşim ve model alma örneğinin bulunmayışı nedeniyle cinsel kimlik gelişiminde aksamalar olabilir. Cinsel kimlik gelişimini olumsuz etkileyen faktörlerden biri de anne ve babanın kişisel özellikleridir. Örneğin, babanın güçsüz ve silik biri olması erkek çocuğun onunla özdeşim kurmasını zorlaştırabilir ya da kadınsı özellikleri olmayan, sert ve baskın biri olan anne kız çocuk için benzer bir zorluk yaratır. Erkek çocukların kız, kız çocukların da erkek gibi yetiştirilmesi cinsel kimliğin gelişmesindeki önemli faktörlerden bir başkasıdır. Ancak cinsel kimlik karmaşası ile cinsel kimlik bozukluğunu birbirine karıştırmamak gerekir. Her cinsel kimlik bozukluğunun temelinde cinsel kimlik karmaşası vardır ama her cinsel kimlik karmaşası cinsel kimlik bozukluğuna yol açmaz. NASIL DAVRANILMALI? Çocukta cinsel kimlik karmaşasına dair belirtiler gösteren davranışların fark edilmesi durumunda, kesinlikle çocuğun azarlanmaması, aşağılanmaması ve bu davranışların cezalandırılmaması gereklidir çünkü cezalandırma pekiştireç olabilir. Ancak bu davranışların görmezden gelinmesi de onaylama anlamına gelebileceğinden, çocuğun karşı cinse özgü davranışlarının yerine, kendi cinsiyetine özgü davranışları tercih etmesi gerektiğinin uygun bir dille anlatılması ve kendi cinsine yönelik olan oyunlarla dolaylı bir yönlendirme yapılması doğru olur. Çocuk erkekse babasıyla, kızsa annesiyle daha çok vakit geçirmesi sağlanmalı, kendi cinsiyetine uygun etkinliklerde bulunması teşvik edilmeli ve cinsiyetine özgü olumlu davranışları ödüllendirilmelidir. Tüm bunlara rağmen cinsel kimlik karmaşasına devam ediyorsa, bu karmaşanın gelecekte cinsel kimlik bozukluğuna dönüşmemesi için, bu alanda uzmanlaşmış bir çocuk terapistinden veya pedagogdan yardım alınması gerekir. ÇÜNKÜ… “Trans kimliğe sahip çocuk” ifadesi doğru bir tanımlama değildir. “Kimlik” ve “çocuk” aynı anda olmaz, kimlik ergenliğin bir ürünüdür ve yetişkinliğe geçiş vizesidir, yani“trans kimliğe sahip çocuk” olamaz, ebeveynleriyle sağlıklı ilişkiler kuramadığı veya çeşitli travmalar yaşadığı için “cinsel kimlik karmaşası yaşayan bir çocuk” tanımı doğrudur.“Cinsel kimlik karmaşası”, “cinsel kimlik bozukluğu” ve “transseksüalite kimliği” çocukluktan yetişkinliğe uzanan ve daha çocuk doğmadan önce anne babanın zihnindeki çocuğa ait cinsiyet tasarımlarıyla başlayan bir spektrum olarak görülmelidir. Her cinsel kimlik karmaşası yaşayan çocuk gelecekte transseksüel kimliğe sahip olmaz, çocukluktaki çoğu cinsel kimlik karmaşası uygun tutum ve destekle son bulabilir. “Biyolojik cinsiyet”, “cinsel kimlik”, “cinsel yönelim” ve “toplumsal cinsiyet rolleri” birbirini takip eden süreçlerdir ve aile travmalarıyla, çoğun ihmal ve işgal edilmesiyle bu süreçler bozulabilir, bir cinsel kimlik karmaşası ortaya çıkabilir ama çocuklukta travmalar son bulursa, ihmal ve işgal sonlandırılabilirse, ebeveynler hatalarını telafi edebilirse ve konun uzmanları tarafından cinsel kimlik karmaşası sağlıklı bir şekilde ele alınabilirse, süreç kaldığı yerden sağlıklı işleyebilir ve “cinsel kimlik karmaşası” cinsel kimlik bozukluğuna dönüşmeyebilir. Ayrıca “transfobi” transseksüellerden nefret etmek, onlara şiddet uygulamak ve şiddet uygulanmasını destelemek anlamına gelir. Transseksüalite ve gelişimi hakkında LGBT örgütlerinin savunduklarını çürüten bir fikir beyan etmek o konuda “fobi” olmaz. DSM-V’TE CİNSEL KİMLİĞİNDEN YAKINMA HOŞNUT OLMAMA Bireyin biyolojik cinsiyetinden farklı bir cinsiyet kimliği olması, kendini farklı bir cinsiyette algılaması, görünüm ve davranışıyla belirlenen toplumsal cinsiyet özelliklerini bu doğrultuda şekillendirmekte ısrar etmesi DSM Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı – Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’de “cinsel kimlik bozukluğu” başlığı altında değerlendirilmekteydi. Biyolojik cinsiyet özelliklerinin, yaşamın erken döneminde temelinin atılması ve cinsel kimlik karmaşasının son bulabilmesi için ailenin ve çocuğun destek alması ilk aşamada tek geçerli yaklaşımdır. Eşcinsellikten farklı olarak, cinsel kimlik bozukluğunun tanı sınıflandırmalarına girmiş olması, psikolojik destek sağlanabilmesine hizmet etmiştir. DSM’nin güncellenme çalışmalarının başlangıcından itibaren, bu alanda çalışan meslek örgütleri ve LGBT örgütleri, bu tanı kategorisinin de sınıflandırmadan çıkarılmasını istemişlerdir. Temel gerekçeleri ise bu durumun, toplum içinde damgalanmaya neden olmasıdır. Ancak bu yaklaşım cinsel kimlik karmaşası ve cinsel kimlik bozukluğunun birbirine karıştırılmasından dolayı doğru değildir. Bu nedenle DSM-V hazırlanması sürecinde, tanının sınıflandırma dışında bırakılması benimsenmemiştir. Ancak, “bilimsel olmayan” yoğun baskılar sonucunda “bozukluk” sözcüğü çıkarılarak, “cinsiyet kimliği uyumsuzluğu”, “uyuşmazlığı” veya “örtüşmemesi” ifadesi seçilmiştir. Sözde daha az hastalık çağrışımı yapsa da, Ha Kel Hasan, ha Hasan kel LGBT örgütlerine göre kişinin cinsiyet kimliğinin sorunlu olduğu ve değiştirilmesi gerektiğini çağrıştırdığı için, son gözden geçirmede “cinsiyet kimliği disforisi” olarak tanımlanması önerilmiştir. Sonuç olarak DSM-V “Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama” başlığı altında,1 Çocuklarda Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama’yı F64,2, 2 Gençlerde ve Erişkinlerde Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama’yı 302,85 F64,1, 3 Tanımlanmış Diğer Bir Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama Durumu’nu ve 4Tanımlanmamış Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama Durumu’nu da olarak 4 farklı kategoride cinsel kimlik bozukluğunu yeniden tanımlamıştır. Ayrıca, daha önceki DSM’lerden farklı olarak, cinsel kimlik bozukluğunu cinsel işlev bozuklukları ve parafililerden ayrı bir bölümde değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Sonuç olarak, cinsiyet kimliği ile ilgili tanımlamalarda, bireyin en az damgalanmasına neden olacak şekilde değişiklikler yapılmaya çalışılırken çocukluktaki cinsel kimlik karmaşasının uzmanlar tarafından sonlandırılmaya çalışması da engellenmemelidir. Psikiyatri ve cinsel sağlık bilimi cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği yelpazesinin kimi bileşenlerini yaftalayıcı, kimlik özellikleri arasında toplumda var olan hiyerarşi ve ayrımcılığı pekiştiren konumundan uzaklaşırken, cinsel kimlik karmaşası yaşayan çocuklara ve ailelerine destek de olmalıdır. Çünkü aksi bir dayatmanın psikiyatrik söylem ve günlük uygulamalara yansıtılmasıyla toplumsal karşılık bulması mümkün değildir. CİNSEL KİMLİĞİNDEN YAKINMA HOŞNUT OLMAMA Zihinsel hastalıklar için tanı ölçütlerini içeren ve Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan DSM-V’e göre cinsel kimlik bozukluğu “Cinsel Kimliğinden Yakınma Hoşnut Olmama” olarak tanımlanır. Fakat bu resmi tanının kullanılmasının nedeni bireyleri damgalamak veya bu kişilerin medeni haklarının azaltılmasına izin vermek değil, kişilerin iyileşme ümidi, sağlık sigortası kapsamına girme, gelecekte daha etkili tedaviler için araştırmalarda rehber olma gibi önemli yararlar sağlamaya çalışılmasıdır. Cinsel kimlik bozukluğu biyolojik, hormonsal, fiziksel bir hastalık olmadığı gibi bir cinsel sapkınlık da değildir. Tarihsel olarak tüm dönemlerde çeşitli toplumsal kurallar nedeniyle farklı özellikleri olan azınlık grupları normalden sapma gösterdikleri, yani aslında sadece farklı oldukları için “sapık” veya “sapkın” olarak nitelenmişlerdir. Ancak ne yazı ki cinsel kimlik bozukluğu çok yanlış bir şekilde toplumda sapkınlık gibi görülmektedir. Bu nedenle de transseksüeller toplumdan dışlanmaktadır. Transseksüellerin yakınları bu bozukluğun değiştirilebilir bir durum veya iyileşebilir bir hastalık olduğunu düşünerek gerçekçi olmayan beklentilerle tedavi arayışına girmektedir. Ama cinsel kimlik bozukluğunun toplumun kabul ettiği veya beklediği tarzda bir tedavisi yoktur. Cinsel kimlik bozukluğu tanısına varıldıktan sonra tedavi yaklaşımı 3 evreden oluşmaktadır. Bunlar, 1 arzu edilen cinsiyette gerçek yaşam deneyimleri, 2 arzu edilen cinsiyete ait hormonların kullanılması ve 3 cinsel organlarla diğer seks karakterlerini değiştirmeye yönelik cerrahi girişimler olarak sıralanabilir. NE YAPMALI? Kendini doğduğu bedende değil de karşı cinste hayal eden kişinin alacağı tepkilerden çok kişinin ruhsal durumu önemlidir. Kişi, kendi hayatını hangi cinsiyetle sürdürmek istediğine yetişkin olduktan sonra kendisi karar verir ama doğru kararı verebilmek ve verdiği karardan pişman olmamak için de mutlaka cinsel kimlik bozukluklarıyla çalışan bir cinsel terapistten psikolojik destek almalıdır. CİNSİYET DEĞİŞTİRME Transseksüalite oldukça nadir görülür. Cinsiyet değiştirme operasyonları geri dönüşü olmayan operasyonlar olduğu için, psikiyatri hekimi ve cinsel terapist gözetiminde uzun süreli bir takipten sonra yapılır. Transseksüellerin hepsi cinsiyet değiştirmeyi ister ama çok azı bu amacına ulaşır. Ama cinsiyet değiştirme ameliyatları içlerindeki huzursuzluğa çoğu zaman çare olmaz. Çünkü insanın ruhu ile bedeni arasındaki çatışma çok derindir, ağırdır ve bu çatışmanın verdiği huzursuzluk cinsiyet değiştirme ameliyatlarıyla çoğu zaman son bulmaz. Transseksüel düşüncelerin bir ruhsal bozukluk sonucu mu oluştuğu yoksa sağlıklı bir ruh hali içinde mi verildiğinin tespit edilmesi önemlidir. Çünkü “şizofreni” gibi bazı psikiyatrik hastalıklar kimi zaman cinsel kimlikle ilgili algı ve düşünce sistemini bozabilmektedir. Cinsiyet değiştirmeyen transseksüeller cinsel kimlikleriyle uyumsuz bir yaşama adapte olmakta zorlanırlar. Cinsel kimlik bozukluğunun temelinde yer alan ruhsal sorunlar kişinin tüm ilişkilerini olumsuz etkiler. Toplum tarafından dışlanmaları benlik saygılarında azalmaya yol açar. Madde kullanımı, anksiyete ve depresyon belirtileri, özellikle ergenlerde intihar fikirleri ve girişimleri çok görülebilir. Hem transseksüeller hem de onların aileleri çok zor süreçlerden geçerler, bu nedenle alanında uzman cinsel terapistlerden profesyonel destek almaları gerekir. Bu destek ile transseksüeller cinsel kimlikleri ve yaşam koşulları arasında ruhsal dengelerini sağlamayı ve korumayı başarabilirler.
erkek çocuğun cinsel kimlik bozukluğu