Bakşimdi tamam seviyorum falan dedik de bu kadar değil yani daha kırkım çıkmadan twitterda ff vermeler fotoğraflarını favlamalar falan yani kimse kusura bakmasın ama bu kadar da şeyapamam artık unfollowu basarım arkadaş o da beni unfladı zaten bundan sonra da umrumda olmaz belki arkadaş kalırız falan diye soyadıyla kaydetmemiştim ama bugün değiştirdim SİMAYÜSTTEN KONUŞMASIYLA ALEYNA'YI ÇİLEDEN ÇIKARTTI - İŞTE BENİM STİLİM # iştebenimstilim # nuryerlitaş # ivanasert # öyküserter # nurella # kemaldoğulu # uğurkanerez # moda # modayarışması # nurella # tvshow # fashion # styling # baharcandan # nihalcandan İşte Benim Stilim, Production House tarafından yapılan moda yarışması programı. ZamanGerekiyormuş Gitmelere Seyirci Kalmamak İçin, Susmalara Dayanmak İçin, Ruh'umu Esir Almamak, Hergün Gözlerimde ki Yaşların Kurumaması İçin, Boğuk Nefesler, Sensiz Karmaşık Düşler İçin Bak Boğdun Ruh'umu Her Zamanki Gibi! Hep Hayal Kırıklığına Maruz Bıraktın, Hep Terkedişlere Vurdun Yüreğimi BabamıAsla Affetmem - Nisan 2001. Nükhet Duru, Reha Muhtar'a kendisini şikayet eden babasıyla ilişkisini anlattı. Nükhet Duru önceki gece Reha Muhtar'ın programına çıkarak, sefalet içinde yaşadığını söyleyen babası Kemal Duru'yu yalanladı. Ünlü sanatçı, babasının yaşadığı evin kasten o hale getirildiğini söyledi. ThisIs Lara Fabian.Kategori: Şarkı Sözü C Can Gox Dal Goncayı Bir Sabah sözleri , Can Gox Dal Goncayı Bir Sabah şarkı sözü, Can Gox Dal Goncayı Bir Sabah lyrics , Can Gox Dal Goncayı Bir Sabah şarkı sözleri Benzer Şarkı Sözleri Ceren Yaldız - Ara Ara Sözler; Ara ara beni arar ama dönemem, Anca yana yana söner, kendini xidAYDl. Üniversiteli delikanlı kolejli kıza, bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun bir zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini..Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler..Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllar. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı..Belki de, delikanlı öyle olmasını istediği için, ona öyle değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette, tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.. "Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okulun civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı..Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan "Tabii" dedi.. "Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de, tanışırsınız.." "Mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı..Konser günü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle..Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız, yan yana delikanlı.. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce, tanışırken tuttu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken. O an dünyanın bütün şarkıları, dünyanın en romantik şarkısıydı yao eli tutmak için öylesine büyük bir arzı duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğunun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu..Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü..Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.." Hayır, aramayacaktı.. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü... Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı..Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başıboş dolaştı. Salona erkende girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu..Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı.. Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. konuşmaya gelmemişti ki.. "Kız keşke orda olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o..Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış, bir parça dörtlüğe..Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki..Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolej'in önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl'ın dört satırını okurken.. "Ne hasta beklerdi sabahı Ve ne geç ölüyü mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar!.." Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene..Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya..Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa..Evet, çağırıyordu işte..Kalbinin duracağını sandı, yaklaşırken.."Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok." "O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi, delikanlı.. İkiletmeden..Ayrıldı kızın yanından.. bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini, o, o zamanlar biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı..Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla, bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar..O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.."Günlerdir seni arıyorum" dedi.. "Günlerdir seni arıyorum.. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!.." "Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı.. "Yaaa!.." Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da sonu onun.." sonra yürüdü gitti, arkasına bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü, oracıkta okurken.. "Geçti, istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni. Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar!.."***Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hdüşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını!.. Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?..Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp geçmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hala bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum. Çünkü, delikanlı, bendim!.. 25 Kasım 1995'te yayınlandı Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın. gerçek adı "konak kahvaltı salonu" olarak geçen, yusuf konak'a ait olan ve van'da bulunan bir kahvaltı salonudur. kahvaltı esnasında her sorunun cevabının van olduğu bilmeceleri soran ve doğru bilene hediyeler dağıtan, 10 saniyede bir "bak hele bak" diyen sevimli ve çok konuşkan sahibiyle kafama kazınmış, duvarlara yazılan özlü sözleriyle gönlüme taht kuran yerdir. sahibi yusuf bey 10 saniyede bir "bak hele bak" derken, en az 5 saniyede bir de ellerini çırpmaktadır. iz tv'nin bütün programcıları bir şekilde yolunu buraya düşürür, her biri kendi belgeselinde kullanır.bkz van kahvaltısı van ili belediye sarayı altında bulunan bu mekân, gerçekten çok güzel kahvaltı menüsüne sahiptir. belki hayatınızda tatmadığınız tatları burada tadabilirsiniz. hazırlanan sofrada genelde kaymak çeşitleri, peynir çeşitleri çokça mevcuttur. mekânın duvarlarında ünlü kişilerin kahvaltı yaparken fotoğrafları bulunmaktadır. sahibi olan kişi ise çeşitli bilmece ve sorular sorarak, bilenlere toka, şal gibi hediyeler vermektedir. van iline giderseniz ilk ziyaret edilecek mekânlardan bir tanesi olduğu ayrıntılı bilgi için; hiperaktif ve neşeli insan yusuf abinin güzel mekanı. yeni yeri belediyenin arkasındadır ve ne zaman gitseniz mutlaka doludur. her van ziyaretinde en güzel kahvaltıların yapılabileceği , arada süper espriler duyularak eğlenebilen mekandır. yolunuz düşerse mutlaka kavurmalı menemen siparişi verin. tek kullanımlık kahvaltı malzemeleri gibidir bu mekan. yersiniz. ve atarsınız. bi daha çok güzel. kahvaltı lezzetli. ama bu lezzet mekana has değil ki. van'ın zaten kahvaltısı meşhur. aynı tadları ellibin yerde bulabilirsiniz. bak hele bak'ın bir avantajı, servisin çok hızlı olması. onun dışında bal kaymak peynir tereyağ yumurta vs vs heryerde var. yusuf konak denen amca da yine tek kullanımlık bi amca. ilk ziyaretinizde ilginç geliyor, eğleniyorsunuz, refleksleri güldürüyor. ama sonrası son derece sevimsiz. mekana birden fazla kez gelenler soruların yanıtlarını ezberlemişler zaten. adam da başınızda bik bik rahatsız ediyor sizi kahvaltı yaparken. ne bu kardeşim? insanlar yeni uyanmış, huzur dolu bi kahvaltı yapmaya gelmişler. götlerinin dibinde bas bas bağırıp duruyosun, sucuklu yumurtalı ekmeklerinin üstüne aniden şal fırlatıyosun falan. tamam bi kere yaparsın güldürürsün. eee? sonra! yeter bre yeter! bu adam bizim memlekette olsa dayak yer vallaha! van'a dışarıdan gelenler için "mutlaka yapın" önerilerinden biri, -elbette- kahvaltı yapın olacaktır. bu kapsamda mutlaka gidin önerisi de bak hele bak kahvaltısıdır. yusuf konak bir "şov" eşliğinde kahvaltı yaptırmaktır. bu şovu beğenmeyenlerin alternatifleri mevcuttur. dışarıdan gelenler ilk kez karşılaştıklarında gerçekten çok hoşlanmaktadır bu şovdan. istisnalar elbette vardır. vanlılar'ın yoğun talep gösterdiği kahvaltı salonlarından biridir. müdavimleri vardır. van'a 5 defa gitmiş buncağızın bu gidişlerinde sadece bir kez uğrama fırsatı bulamadığı bir işletmedir. her seferinde mutlulukla gidenler içinmutlaka yapın van kahvaltısımutlaka görün bak hele bak yusuf konak.. meşhur van kahvaltısını eğlenerek yapmak istiyorsanız mutlaka uğramanız gereken bi cevaplar sürekli aynı ama zaten amcamız doğru cevabı kimin verdiğine aldırış etmeden şalı, tokayı başkasına kısmı bi süre sonra sıkıntıya dönüşebiliyo sürekli başınızda birinin olması rahatsızlık verebiliyo haliyle bazı bünyelere, yusuf konak'ın aşırı tepkileri kimi zaman korkutabiliyo ardından bilindik replik "ayyy kız korktu valla kız korktu" uğrayan mutlaka buraya da uğramalı van'ın misafirperverliğini çok yoğun şekilde olsun. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. [Arama Yap] - [Ana Sayfa][T] > [Tuncay Okutan Şarkı Sözleri] > İte Bak Hele Şarkı Sözü Şarkıcı İsmiŞarkı İsmi Sponsored Links GönderenmikalenjeloEklendi 112900 Şarkı Ekle Hata Düzelt darbe yapacakmıs itin birisi milleti hesaba katmamış hele sökmez top tüfek vatan halkına ülke yıkacakmış bak ite hele yiğittir yiğidin adı erdoğan yiğittir milletin öcünü alan soytarıdan hoca olur mu ulan darbe yapacakmış bak ite hele bu fetonun sağı solu yalandır anlayana millet sözü beyandır sizden korkan hayvanoğlu hayvandır gelde erdoğanı vur hele hele Şarkı Ekle Hata Düzelt© 2003-2022 Her Hakkı Saklıdır. Güzel bir konser öncesi Turan Sarıbay ile Beşiktaş İF kulisinde güzel bir sohbet için bir onu Sertab Erener-İyileşiyorum şarkısının sözlerinden albüm,yeni konserler ve daha merak ettiğiniz her şey için aşağıya doğru kaydırmaya devam edin … 🙂 Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?Müziğe ortaokul yıllarında başladım. Arkadaşlarımın bir grubu vardı. Önce sadece onlarla sağda solda itlik yapıp takılıyordum. Zaman geçtikçe müziğin içine girdim. Sonra ben de kendime bir grup kurup prova yapmaya başladım. Daha sonra bir 19 Mayıs’ta sahneye çıktım ve acayip şeyler hissettim sahnedeyken. Sanki bilmediğim bir boşluk vardı ve o doldu. Dönüm noktası oldu benim için. Daha çok ingilizce müzikler iyi gitar çalamadığım için her şarkıyı coverlayamıyordum 🙂 Çalabileceğim şarkılar yapmaya karar verdim. Bir türkçe parça yapmıştım kendi kendime. Sadece yakın arkadaşlarıma çaldığım. Bir arkadaşımın doğum gününde o şarkıyı çalmamı istemişlerdi. Gözlerimi kapadım ve çalmaya başladım, gözlerimi açtığımda alkış kıyamet. Daha fazla söz yazmaya başladım. Daha sonra lise,üniversite yıllarında hep grubum vardı. Yüksek lisans için İngiltere’ye gittim, döndükten sonra Ambulans grubunu yılında bir albüm yayınladık Pasaj Müzikten. Daha sonra grubumla müzikal anlaşmazlıklar yaşadık ve solo devam etmeye karar verdim. Fakat şu anki ekibimle de grup gibi takıldığımız için çok fazla solo artist gibi hissetmiyorum. Beraber müzik yapıyoruz. Günün sonunda kararları ben veriyorum. Şu anki durumumuz böyle .. 🙂Kendi bestelerinizi yaparken nasıl bir süreç izliyorsunuz?Bir hikaye yazmaya değer bir başlık yakaladığımda, kurgulamaya başlıyorum sözleri. Daha sonra sözleri taşıyacak bir gemi inşaa ediyorum. İş onu akorlar içinde yüzdürmeye kalıyor. Ertesi gün hatırlıyorsam devam ediyorum yazmaya. Bazen de bir beat üzerine nakaratı yazıp şarkıyı nakarattan başlayarak single nasıl çıktı? Nasıl karar verdiniz,nasıl bir süreç oldu?Albüm yapma niyetindeydim fakat yapımcım beni şarkıların single single yayınlanması konusunda ikna etti. Her yeni single çıktığında farklı bir yenilik duygusu oluyor ve bu da çok hoşuma gitmeye başladı. Bugün sahnede 15 tane sözü ve müziği bana ait şarkı dinleyeceksiniz. Bu şarkıları 1,5 – 2 ay zarfında sırayla tekli olarak yayınlayıp bir albümde single’ın bir hikayesi var mı ?Yok vallahi, hele kendi hayatımla hiç alakalı değil 🙂 Etrafımızda görüyoruz, duyuyoruz öyle yazıyoruz… Yok, bir hikaye var tabii ki. Ama bende kalsa daha iyi olurKonserleriniz de hep beste şarkılar size eksi ve artı yanları nelerdir?Konserde kendi şarkılarımı çalıyorum, insanlar şu anda parçaları bilmediklerinden, eşlik edemiyor. Ama buna dezavantaj demeyeyim, çünkü single ı çıkarırken de bunu göz önünde ne çalışıyorsa ilk single ı ona göre anda ben bunu bir dezavantaj olarak görmüyorum. Ben kendi şarkıları ile var olmaya çalışan bir şarkı yazarıyım. Zamanı geldikçe, paylaştıkça hikayelerin insanlara geçeceğini kariyeniz ile ilgili gelecek planlarınız nelerdir? Albümden konuştuk başka neler bekliyor bizleri?Sizleri şarkılar bekliyor. Singlelar gelecek. Onları klipler devamında da Türkiye’yi dolaşmak,Avrupa’yı dolaşmak istiyoruz. Seyirci ile buluşup eğlenmek, hep bir ağızdan şarkılar söylemek sevdiğiniz müzisyenler ? Türkçe ve yabancı çok farklı türler dinliyorum. Eğer genre rocksa yerli olarak Vega çok çok severim. Teoman var, Sufle grubunu seviyorum yenilerden. Yabancılardan ise hayranı olduğum tabii ki Oasis, The Kasabian varMüzisyen olmasaydınız ne olurdunuz ? 🙂 Futbolcu.Futbolu çok seviyorum, devamlı takip ediyorum. Müzisyen olmasaydım futbolcu olmayı çok isterdim, ama fikren çok da iyi değilim söylemek istediğiniz bir şey var mı ? Üretmeye devam ediyorum. Seyirci ile buluşacağına inanıyorum ürettiğim şeylerin. Konserlerde görüşürüz 🙂 🙂Son olarak yakın konser tarihleriniz nelerdir ?28 Temmuz Sanat Performans ve 4 Ağustos da Bodrum’da olacağım. Instagram ve FB sayfamda güncel şekilde bulabilirsiniz. e-bülten mail listesine kayıt olun etkinlik ve içerikler hakkında bilgi almak istiyorum. Bu içerik size ne hissettirdi? Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda..Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar.."Anladım" der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı..Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce.. Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan "Tabii" dedi.. "Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..""Mutluluk işte bu olmalı" diye düşündü delikanlı.. "Mutluluk işte bu.." Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı..O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. "Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak.."Hayır, aramayacaktı..Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi..Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, birazda gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu.. Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız "Keşke orada olsaydın" demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe..Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki..Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. "Bu sana" diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan, kız, dizeleri okurken.. "Ne hasta beklerdi sabahıNe taze ölüyü mezarNe de şeytan bir günahıSeni beklediğim kadar!.."Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı..Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. "Sana bir şeyler söylemek istiyorum" dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. "Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.""O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni" dedi delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden.. Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, seytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..Bekleyiş sürüyor, sürüyordu..Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. "Günlerdir seni arıyorum" dedi kız. "Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!..""Yaa" dedi delikanlı.. "Yaa" dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı.. "Yaaa!.."Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. "Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün" dedi.. "Bu da ikinci ve son dörtlüğü onun.."Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız dizelere bakarken.."Geçti istemem gelmeniYokluğunda buldum vehmimde gölgeniGelme artık neye yarar!.."Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hâlâ düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş aşkını öldürmüş müydü, acaba?.Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini yaşatmak için mi, yaşayanı silmişti yani?.. Yokluğunda bulmak bu mu demek oluyordu?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, delikanlı....bendim!..***Delikanlının kıza verdiği dizeler Necip Fazıl Kısakürek'indi.. Beklenen adlı bir şiir.. Gençliğimin kilometre taşlarından birinde buluşmuştuk şairle.. Dizeleri yön vermişti bana.. Hayatımı kimbilir nasıl değiştirmişti, sekiz satırıyla..Büyük şair, yazar, romancı, hikâyeci, oyun yazarı Necip Fazıl'ı 22 yıl önce bugün, 25 Mayıs 1983'te kaybetmiştik. Yarın, 26 Mayıs da, onun doğumunun yüzüncü yılı.. Yurdun dört bir yanında törenler düzenleniyor üstada.. Ben de onu böyle anmak istedim.. Yıllar önce kaleme aldığım ve çok sevdiğim bir yazımı "Tam da yeridir" diye tekrarlayarak!.. Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

bak hele bak bak seyirci sanki şarkısı